Düşünce Servisi:
İran Kurân Haber Ajansı İkna'nın büyük müfessti Musfa İslamoğlunun şahsi sitesinden naklettiği yazısı şöyle:
Kur’an vahyinin ilk anlarda kullandığı şahsi hitap bile cemaat oluşturma amacına hizmet eder. Modeli/örneği inşa etmeden, toplum nasıl inşa edilir? Elbet önce model inşa edilecektir.
İlk indirilen Alak suresinin beş ayeti “doğru anlamayı inşa” içindir. Bilgiyi elde etme, üretme ve iletme problemini dile getirir. Ecnebiler bilgiyi elde etme, üretme ve iletme süreçlerinin tümüne birden “epistemoloji” adını veriyorlar. Bu durumda ilk inen ayetler, insanın epistemolojik sorununu çözen ayetler olmuş oluyor.
Demek ki, gönderiliş amaçları insanın Allah’ı, varlığı ve kendisini doğru anlamasını temin olan peygamberler, ilkönce kendileri anlama sorununu halletmelidirler. Vahiy de ilk ayetleriyle bunu amaçlamıştır. Müzzemmil suresi, modelin (Hz. Peygamber) iç dünyasını inşa etmeyi amaçlar. Gece kıyamına çağırır. “Gecenin bir yarısında kalk” der, “Yedire yedire, sindire sindire, anlaya anlaya, hissede hissede Kur’an oku!” der. Mesaj bellidir: “Geceye hâkim ol ki, gündüze hâkim olasın”. En genel manada mesaj şudur: Gecenin ağabeydi olmadan gündüzün şahidi olunmaz.
Duha suresi (buna İnşirah’ı da dâhil edebilirsiniz) “Yalnız değilsin” mesajıdır. “Sırtını öyle bir güce dayadın ki, dünya âlem gelse seni alt edemez” mesajıdır. Dahası, “Seninle doğrudan ilgileniyoruz” mesajıdır.
Kur’an bu model şahsiyet inşasının ardından, asli hitabına döner. O hitap şudur: Ya eyyühellezine âmenû! Bu hitap Kur’an’da yaklaşık 100 yerde gelir.
Yalınkat manası “Siz ey iman edenler!” demektir. Bu bir nida cümlesidir. Belağatta nida cümleleri “inşa” cümlesidir. Ortada bir nida” eden, yani bir ünleyen varsa, mutlaka bir nida eden (münadi) vardır. Münadisiz nida olmaz. Ortada bir nida ve münadi varsa, mutlaka bir münada (nida edilen) olmalıdır.
Soru edatı ve bitişik zamirden oluşan eyyuha kalıbı, “aile” vurgusu taşır. Bunun açılımı manaya şöyle yansır: Siz ey iman edenler ailesi! Şimdi söyleyin: Kur’an’ın bir toplum talebi var mıymış? Biz bir aile imişiz. Yaklaşık yüz yerde gelen bu hitap her müminden mutlaka bir cevap ister. Cevap isteyen Allah’tır ve bize “Siz ey iman edenler!” diye nida etmektedir.
Bizi cemaat olarak muhatap almaktadır. Bir sosyal organizma olarak muhatap almaktadır. Efendimizin “Müminler bir bedenin azaları gibidirler” demesi bunu ifade eder. Bizler, topyekûn bir beden gibiyiz. Daha doğrusu olmalıyız.
Peki, sözce öyle miyiz?