İran Kuran Haber Ajansı İkna: Bugün Cabir b. Abdullah Ensari Kerbela şehrine girdi ve İmam Hüseyin’in (a.s) kabrini ziyaret etti. Cabir b. Abdullah İmam hakkını tanıyarak ziyaret edip tarihe geçen ilk kişidir.
Cabir b. Abdullah Ensari büyük bir ola sıkla İmam Hüseyin (a.s) şehadet vaktinde Medine’de bulunuyor ve İmamın şahadetinden habersiz idi. Yezid ordusunun cinayeti, İmam Hüseyin ve 72 vefalı dostunun şehadet haberini duyunca bu acı haberin doğru olup olmadığını öğrenmek için Kufe şehrine doğru hareket etti.
Cabir, İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden emin olup ve şehit olduğu yeri öğrendikten sonra Kerbela’ya gitti. O, İmam Hüseyin (a.s) ziyaret etme saadetine erişen ilk kişi olarak tarihe geçerek şehitler efendisi Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) kabrini ziyaret etme sünnetini temelini atan kişidir. Burada Cabir’in İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etme olayını Şeyh Abbasi Kumminin “Beşaretu’l Mustefa” adlı kitaptan iktibas ettiği ve Muntehal Amal eserinde naklediyoruz: Atiye b. Saad b. Cunade Avfi Kufi Şia ravilerinden birisidir. Ehlisünnetin rical kaynaklarında da doğruluğu ve sağlamlığına itiraf edilmiştir. Atiye şöyle der; İmam Hüseyin’in kabrini ziyaret etmek amacıyla Cabir b. Abdullah ile dışarı çıktık. Kerbela’ya girdiğimizde Cabir Fırat nehrinde gusül etti. Elbisesinin birini beline sardı diğerini de omzuna attı. Kesesinden bir koku çıkararak bedenine sürdü. Sonra zikir söyleyerek yavaş yavaş İmamın kabrine doğru ilerledi.
Bana elinden tutup kabre koymasını istedi. Benden isteği üzerine elini tutup kabre koydum. Eli mübarek kabre değdiğinde kendisinden geçerek yere serildi. Kendisine gelmesi içi yüzüne biraz su serptim. Üç defa ya Hüseyin söyledi üç defa ya Hüseyin söyledikten sonra acaba dost, dostunun cevabını vermez mi? Nerde cevap verebilirsin ki hâlbuki boynunun damarları kesilmiş damarların omuzlarına sarkmış başın bedeninden ayrılmıştır. Şahadet ediyorum ki sen peygamberlerinin en hayırlısı, müminlerin efendisi, takva, hidayet silsilesi, kisa ashabının beşincisi, takvalıların efendisi ve hanımların efendisi Fatime’nin (a.s) oğlusun.
Resullerin efendisi seni eğitmiş takvalıların en üstününün kucağında büyümüş ve imanın mazharının göğsünden süt içmişsin. Selam ile sütten kesildin hayatında ve ölümünde temizdin. Müminlerin kalbi senin ayrılığında yanıp tutuşuyor. Senin iyiliğinde şüphe yoktur. O halde Allah’ın selamı senin üzerine olsun. Kuşkusuz şahadet ediyorum ki tıpkı kardeşin Yahya Zekeriya gibi yaşadın. Cabir bunları söyledikten sonra yavaşça kafasını çevirdi diğer şehitlere şöyle selam verdi. Selam olsun size ey Hüseyin’in (a.s) kabrinin yanında yatan şehitler, şahadet ediyorum ki namazı ayakta tuttunuz, zekâtı verdiniz, iyiliğe emrettiniz, kötülükten sakındırdınız, inkârcılara karşı cihat ettiniz ve ölümünüz gelip çatıncaya kadar Allah’a kulluk ettiniz. Daha sonra Cabir şöyle dedi; andolsun Muhammedi hak üzere Peygamberliğe seçen Allah’a bizlerde sizinle birlikteydik.
Atiye diyor ki Cabir’e şöyle dedim; bizim onlarla birlikte olmamız nasıl mümkün olur hâlbuki biz ne bir düzlüğe gittik ne bir dağa çıktık nede bir kılıç vurduk. Ama bu şehitlerin kafaları bedenlerinden ayrıldı evlatları yetim kadınları ise dul kaldı. Cabir şöyle dedi; ey Atiye! Habibim Allah Resulünden şöyle buyurduğunu işittim: Kim bir topluluğu severse onlar ile haşr edilir ve kim bir toplumun amelini severse o amelde onlarla ortak olur. Muhammedi hak üzere Peygamberliğe seçen Allah’a andolsun ki benim ve ashabımın niyeti Hüseyin ve ashabının uğruna şehit olduğu yol idi. Böylece Cabir b. Abdullah Ensari İmam Hüseyin’in mübarek kabrini ilk ziyaret etme şerefine nail olması sıra söz ve davranışıyla da İmam Hüseyin’in ve Kerbela şehitlerinin ziyaretini ve Ehlibeyt (a.s) dostlarının arasına yaydı.