Caferider tarafından “Fikirde birlik eylemde birlik” kapsamında İstanbul Merter’deki Green Park Otelde düzenlenen Uluslararası Sempozyum’a İslam Dünyası’ndan tanınmış birçok fikir adamı ve alanında çok sayıda saygın İslam alimi katıldı.
Müslümanlar arasındaki ihtilafların masaya yatırıldığı toplantıda tebliğ sunan konuşmacılar, özellikle dış güçler tarafından körüklenen mezhepler arasındaki çatışmalara son verilmesi, birlik ve beraberlik mesajı verdiler. Tebliğcilerin ortak mesajı, İslam ülkelerinin birlikteliğe ne kadar ihtiyaç duyduğu konusunda birleşirken, “Müslümanlar arasındaki ihtilaf, ehli Kitap arasındaki ihtilaftan daha mı büyük?” sorusunu gündeme getirdiler.
Müslümanların arasında sokulan en büyük silahın “tefrika" olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hayrettin Karaman, “Ona karşı en büyük silahımız da İslam’a davettir. Müslümanların bugün fikirde eksikliği yok, tek eksiğimiz ameldir. Amel eksikliğimizin de giderilmesinin tek yolu teşkilatlanmaktır” dedi.
Müslümanların fikirde uzlaşmalarının asla mümkün olmadığını söyleyen İranlı Darud-Takrib İslam Mezhepleri Yakınlaştırma Konferansı Başkanı Ayetullah Muhammed Ali Tashiri, ancak bu birlik ve beraberliğin eylem noktasında olabileceğinin altını çizdi.
Müslümanlar arasındaki en önemli sorunun İslam dairesi içerisinde birbirlerini tanımadığına işaret eden Avusturalya Genel Müftüsü Prof. Dr. Şeyh Taceddin el-Hilali, “İslam ülkelerindeki sorunu şu örnekle verebilirim. Sofradayken küçük bir farenin sofradaki yemeğe girdiğini düşünün. O anda tiksinti duyarız. Midemiz bulanır. Kimse artık yemekten bahsetmez de hep fareyi konuşur. İşte Müslümanların durumu bundan farksız değil" dedi.
Günümüzdeki Müslümanların geçmişteki başarılar ile avunduğunu dile getiren Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Mezhepleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat, “Müslümanlar din adına birbirini öldürüyorlar. Irak ve Pakistan, bunun en canlı örneği. Mezhepler din yerine geçmemelidir. Ama ne yazık ki mezhepler dinleştirilmiştir. Neyin din neyin din dışı olduğunu iyi anlamamız lazım. Mezhepler din değil insan ürünüdür. Mezhep kurucuları hata yapmış olabileceklerini söylerken, insanlar bunun tam tersini yapıyor. Mezhepleri bir zenginlik olarak görmek zorundayız. Sünni ya da Şii olmadan önce Müslümanız. Ondan da önce insanız” şeklinde konuştu