öncü olmalıdırlar.
İran Kuran Haber Ajansı İkna’nın “IView”den naklettiği habere göre, geçmiş dönemlerde Arapça dili Müslümanların ortak dili idi. Dünyanın en geçeli ve yaygın dili konumunda idi, özellikle de ilim ve bilim dili idi.
İspanyanın fethinden sonra bu ülkenin halkı Bağdat, Şam gibi İslam ülkelerine hicret ederek buradaki Müslümanların ilmi kitaplarını tercüme ettiler.
Dünya bin yıl Müslümanların tıp alanındaki ilerlemesine şahit oldu. İlaç buluşları, hastalar üzerinde deneyler, gelişmiş cerrahi tekniklere sahiptiler. Hastaneler tam donanımlı, hemşireler ve hasta bakıcılarına sahipti. O dönemde batılıların bunlara sahip olması mümkün gözükmüyordu. Bu sadece tıp alanındaki gelişmelerdi. Diğer dallarda da durum aynı idi.
Bu durumda şu soru aklımıza gelmektedir: Niçin halihazırda Müslümanlar Batılılardan daha gerideler?
Dünya nüfusunun nerdeyse üçte birini oluşturan, dünya enerjisinin yüzde 75’ine sahip olan Müslümanlar niçin teknolojide, bilimde ve diğer birçok dallarda Batılılardan geri kalmışlar? Ve yeniden o dönemleri yakalamak için ne yapmaları gerekir?
Nijeryalı bir yazar bu konuyu inceleyerek şöyle diyor:
“Maalesef dünyadaki enerjinin ve servetin birçoğuna Müslümanlar hakim olmasına rağmen ilmi araştırmalara ve bilime yapılan yatırım neredeyse sıfır denecek kadar az. İslam ülkelerinde çok güzel ve görkemli camiler, satış merkezleri görmek mümkün, ama bilimsel araştırma yapan merkezler görmek nerdeyse hayal. Dünyada bilimsel araştırmalara yapılan yatırım yüzde 1.4 iken bu sayı Müslüman ülkelerde 0,15 tir.”
Amerikalı bir bilim adamına göre ise, Müslümanların semavi kitabının ilk emri “oku” olmasına rağmen, onlar niçin geri kalmışlar anlamak mümkün değil.