İran Kuran Haber Ajansı İkna’nın bildirdiği habere göre, bu görüşmede İkna’nın dört yıllık çalışmaları hakkında bilgi veren Murteza Rızaizde, günlük 7 haberle başladıklarını bugün ise günlük 450 habere ulaştıklarını söyledi. Beş yıllık plan çerçevesinde yurt içinde ve dışında şubelerin çoğaltılacağını ve haber ajansına yeni diller ekleneceğini belirtti.
İki hafta önce Çince ve Rusça dillerinin açılışının Ayetullah Hamanei tarafından yapıldığını da hatırlatan Rızaizade “Kuran Haber ajansında Kuran hakkında toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren haberleri vermeye çalışıyoruz. Hem İran’da hem de İran dışındaki İslam ülkelerindeki haberleri Müslümanlara ulaştırmaya gayret ediyoruz” dedi.
İkna hakkında bilgi aldıktan sonra çalışmalardan duyduğu sevinci belirten Ayetullah Reyşehri “Sizin Kuran Haber Ajansında yaptığınız, Kuran’a hizmet etmektir. Kuran’a hizmet ise en büyük saadettir. Bu ülkemizde ve Müslüman ülkelerde var olan büyük bir boşluktu” dedi.
Peygamberimizden “Kuran’a hizmet etmek” konusunda rivayet nakleden Ayetullah Reyşehri “Semavi kitabın hizmetinde olan kimselerin büyük bir hizmet yolunda ilerlediklerini belirterek “Kuran’ı sadece okumak yeterli değildir. Kuran’ın engin okyanusunun derinliklerine ulaşmaya çalışmak lazım. Kuran’ın anlamı ve felsefesi insanları hidayet etmektir” diye konuştu.
Ehl-i Sünnet alimleri Vahhabi alimlerinin fetvalarına tepki gösterdiler
Bir kısım Vahhabi aliminin Kerbela ve Şam’daki “Mukaddes mekanların tahribi” konusunda verdikleri fetvaya Suriyeli, Iraklı, Lübnanlı ve Yemenli alimlerden tepki geldi.
İran Kuran Haber Ajansı’nın bildirdiği haber göre, Irak Ehl-i Sünnet alimleri heyeti başkanı “Halidu’l Mela” Şam ilahiyat fakülteleri başkanı “Şeyh Abdusselam”, Lübnan Emel teşkilatının önde gelen alimlerinden “Zahir Caidi”, Yeman Tevhid teşkilatı genel sekreteri “İbrahim Vezir” Mukaddes mekanların yıkılması konusunda verilen fetvalara sert tepki göstererek, fetvaların siyasi olduğunu belirttiler.
Bu fetvaların İslam düşmanlarının düşünceleri doğrultusunda, mezhep fitnesi çıkarmak için verildiğini söyleyen alimler, bu mekanların Müslümanlar için manevi değeri olduğunu ve yapılacak her türlü saldırının kötü sonuçlar doğuracağını söylediler.