Bu da bizim “Sivil Cihadımız” diyen El Kardavi, "Kudüs’ü Birlikte Koruyacağız, Birlikte Kurtaracağız" demekte ısrarla.
el-Aksâ İntifadası’nın başlaması ile birlikte bu ümmet önderleriyle, ilim adamlarıyla, düşünürleriyle, özgür kişilikleriyle Kudüs için çalışacak bir kurul oluşturmak üzere biri diğerine çağırdı, biri ötekine seslendi.
Böyle bir kurumun oluşturulmasından amaç, karşı karşıya bulundukları mihnet ve mücadelelerinde Kudüs ahalisine yardım ve destek elini uzatmaktı. Onların düşkünlüklerini telafi etmek, güçlerine güç katmak, böylelikle onların mübarek topraklarında kalma dirençlerini artırmaktı.
Böyle bir çalışma, önemi itibariyle meydanlarda verilen savaştan hiç de geri kalmayan sivil bir cihaddır.
Bu ümmet, işgal güçleri karşısında direnmekte üstün bir başarı elde ettiği gibi, işgalcilerin planları karşısında durup, onları başarısızlığa mahkûm etmek amacıyla girdiği sivil cihadında da üstün bir beceri sağlamalıdır.
İşte bundan dolayı Uluslararası Kudüs Müessesesi, işgalin tahakkümü altında bile Kudüs toplumunun bu tökezleyişini telafi etmek amacıyla sunduğu stratejik projelerinde de büyük bir yayılma ve tekâmül gösterip durmaktadır.
Varlık mücadelesini sağlamlaştırmak, direnişi güçlendirmek, çaba ve gayretlerini belli bir alanda birleştirip, odaklaştırmak hedefini güden sivil cihad serhaddini de sağlam bir şekilde koruyup güçlendirmeye çalışmaktadır.
Böylelikle Kudüs’ün Yahudileştirilmesinin, Müslüman Arap uygarlığı kimliğinin silinip yok edilmesi karşısında durulmuş olacaktır. Bu ümmet bir çok yeteneğe ve imkâna sahiptir. Bu ümmet, yüce Allah’ın hakkında “siz insanların iyiliği için çıkartılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.” (Âli imran, 3/110) diye buyurduğu bir ümmettir.
Bu ümmet, yüce Allah’ın pek çok nimetler, hayırlar ve zenginlikler ihsan etmiş olduğu bir ümmettir. Karşı karşıya kalmış olduğu çeşitli musibet ve felaketlere rağmen ümmetin bugünkü hali yakın bir fecrin doğuş müjdelerini taşımaktadır.
Bundan dolayı böyle bir ümmet, bir tek şehri korumaktan, o şehir halkının karşı karşıya bulunduğu zorlukları, sıkıntıları giderecek, o halkın direniş ve sebatını arttıracak şekilde gerekli desteği verip, onlarla gerektiği şekilde dayanışmaktan asla aciz değildir.
Kıyamete kadar hayırlı kılınmış ümmet, Kudüs’te almış olduğu yarayı sarmakta asla cimrilik etmez. Çünkü yüce Allah: “Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse size yardım etmek düşer.” (el-Enfal, 8/72) buyurmaktadır.
Felaha, kurtuluşa ermenin gerekleriyle donatılmış bir ümmet hayırlı oluşunun gereklerini yerine getirmeye ve öz evlatlarının acılarını dindirmeye yöneldiği takdirde asla hayırlı olanı yapmak imkânından yoksun bırakılmayacaktır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Rükû’ edin, secde edin. Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki felaha/kurtuluşa eresiniz.” (el-Hac, 22/27)
Yahudi iş adamları Uluslararası hükümet yardımlarından ayrı olarak her yıl Kudüs’e milyonlarca $ yardım ulaştırmaktadırlar. Bir milyar nüfusa sahip, pek çok zenginlikleri bulunan, iman sahibi, fedakâr bir ümmet olarak biz, daha büyük ve daha cömertiz.
Bizler bu ümmetin baş komutanı Rasulullah (s.a) efendimizin şu buyruğuyla bir tek vücuda benzettiği en hayırlı ümmetiz: “Müminler, birbirlerine merhamet göstermelerinde, birbirlerini sevmelerinde, birbirleriyle (maddi, manevi) dayanışmalarında -bir organı hastalandığında, diğer organlarının uykusuz kalarak, ateşleri yükselerek acısını paylaştığı- bir vücut gibidirler.”
O halde hayırlı oluşumuzla bağdaşan Allah’a iman etmemizin ve geniş alanlara yayılmış olmamızın gereği olan adımları atmaktan daha aşağısını yapamayız. Bunun için, bu kutsal şehrimize malımızdan ve servetlerimizden bunların gönderdiklerinin iki katını hatta kat kat fazlasını cömertçe harcamalı, işgalcilerin Filistinli kardeşlerimizi karşı karşıya bıraktıkları kahır ve zulümlerini etkisiz kılacak şekilde cömertliğimizi göstermeliyiz.
Bu da yapısal ve stratejik Müessesemizin gerçekleştireceği projeler için gerekli finansmanın sağlanması demektir. Bu Müessese bu projeleriyle kutsal kentteki temel alanların geliştirilmesini hedeflemektedir. Böylelikle Kudüs halkının işgalin baskısı, zulmü ve kuşatmasının etkisi altında kalarak şehirlerinden hicret edip, yurtlarını terk etmeleri engellenmiş olacaktır.
“De ki: Haydi amel edin. Allah, Rasulü ve müminler sizlerin neler yaptığınızı görecektir. Siz görüneni de, görünmeyeni de bilene (Allah’a) döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.” (et-Tevbe, 9/105)
Dünya Bülteni