Hicaz yarımadası birlik ve tek bir iktidar altında olmamasının yanı sıra türlü suçların, cinayetlerin ve fesadın yaygın olduğu bir yerdi. Böyle bir diyarda duruma çeki düzen vermek için Hz. Muhammed peygamber olarak seçildi.
Hicaz'da kadınların durumu:
Bu topraklarda kadınlar çok alçak bir konuma sahipti. Kadınlar tüketilen mallardan farksızdı. Kızlar diri diri gömülüyordu, tabi kimileri yoksulluk yüzünden, kimileri de var olan zulüm ve fesattan dolayı. Cahiliyet döneminin Arapları bedevi yaşamları ve medeniyet ve kültürden uzak kalmaları yüzünden hurafe ile boğuşuyordu: Yağmur için ateş yakmak, dişi inek su içmezse okuzu vurmak, kıyamette yaya kalmaması için ölenin mezarı başında bir deveyi hapsetmek, çölde kayboldukları zaman gömleklerini ters giymek, yolculuğa çıktıkları zaman bir ağaca ip bağlamak ve döndüklerinde ip yerinde ise eşlerinin onlara ihanet etmediğine inanmak ve kaybolması durumunda eşinin ihanet ettiği sonucuna varmak.
Hicaz'da bilim ve ilim:
O dönemin Hicaz topraklarında okuma yazma bilenlerin sayısı 17'yi geçmiyordu.
Sevgi güneşinin filizlenmesi:
Bu şartlarda ve Ebrehe'nin Kabe'ye saldırdığı yıl, yüce Allah'ın en sevilen kulu bu ayıplara son vermek için bu dünyaya ayak bastı. Çocukluk çağını baba sevgisi görmeden 6 yaşına kadar annesinin kucağında geçirdi. Ancak kader onu adeta çelik gibi yapmak istercesine çocukluk çağından itibaren sabrını ve acıya katlanma gücünü sınıyordu. Ancak bu çocuk ta çocukluk çağından itibaren hurafe ve cehaletle mücadele etti ve gençlik çağında halkın güvenini kazandı. Toplumda göze çarpan bozukluklara katlanmak ona çok zor geliyordu. Bu ortamdan kaçmak için en iyi meslek ise çobanlıktı. Kendisi bu konuda şöyle buyurur: yüce Allah hiç bir resulü mebus etmedi, illa ki çobanlık yapmış olsun ve böylece büyük bir sabırla insanları yetiştirsin.
Risaletin başlangıcı:
Bir gün küçük Hıra mağarasında yüce yaradanına ibadetle meşguldü. Birden kendisine okumayı emreden bir ses duyar. Bu seslenmeyi üç kez duyduktan sonra o da aynı cümleyi fısıldamaya başlar: Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku, Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti.
İlk çağrı:
İslam peygamberinin İslam dinine davetle ilgili ilk görevi kendi yakınları ile ilgiliydi. Çünkü bu mesele iki açıdan önem arz ediyordu. Akranları davet etmek başlangıç için iyi bir destekti ve onların bu daveti kabul etmeleri durumunda belki Mekke kafirleri bu kadar küstah olmazdı. Gerçekte aile ve akrabalar, düzeltilmesi gereken ilk alt yapıdır, böylece toplum daha hızlı bir şekilde düzelme sürecini tamamlar.
Risaletin amaçları:
Kuran'ı Kerim ayetlerine baktığımızda peygamberlerin amaçları açıkça ortaya çıkar. Bu amaçlar halkın eşitlik ve adalet için bilincini geliştirmek ve çirkin alışkanlıklarını yok etmek gibi amaçlardır.