IQNA

Şah Ahmet Mesud'un şehadet yıldönümü

13:35 - September 10, 2007
Haber kodu: 1579953
Şah Ahmet Mesut 1970'li yıllarda genç bir mühendislik öğrencisi iken Afganistan İslami hareketine katıldı. Daha Sovyet işgali başlamadan kukla rejime karşı direnişi başlatan önemli isimlerden biri oldu.
Rus işgalinden sonra Kızıl Ordu'nun ele geçiremediği tek bölge Şah Ahmet Mesut'un savunduğu Pençşir Vadisi idi. Burada verdiği gerilla savaşı isminin efsaneleşmesine yetti... Sovyet askeri yetkilileri, daha 1980'lerin başında eşkıya diye tanımak istemediği mücahit gruplarından ilk kez onunla resmi olarak ateşkes anlaşması imzalamak zorunda kaldı. Bağlı olduğu Cemaat-i İslami Afganistan'ın lideri, daha sonra ve resmi olarak dünyaca tanınan son Afganistan Cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani kadar, belki de ondan daha fazla tanınan bir isim haline geldi.

Direnişi başlattığı işgal öncesi dönemden itibaren özellikle Fransızlar'la kurduğu yakın ilişki onun dış dünya ile temas kurmasını, tanınmasını sağladı. Bu ilişkide okuduğu okulun eğitim dilinin Fransızca olmasının etkisi gözardı edilemez. Ancak Mesut iyi bir gerilla lideri olduğu kadar medyayı en iyi kullanan bir komutandı. Karizmasını askeri dehası kadar medyayı çok iyi kullanmasını bilmesine borçludur. Teknolojinin hiç girmediği geçit vermeyen Afgan dağlarında Ruslar'la çarpışırken bile yabancı basınla sürekli ilişki içinde olması kendi popülaritesini beslediği gibi Afgan direnişinin dünyaya duyurulmasında oynadığı rol inkar edilemez. En son olarak iki gazeteciye röportaj verirken saldırıya uğraması kaderin bir cilvesi olsa da yaşayış tarzıyla çelişmiyor.
Afgan direniş liderleri içinde onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik olarak etnik konulardaki hassasiyetinin altını çizmek gerekir. Afgan direnişini bir kardeş kavgası haline dönüştüren aşiret bağlılığına dayalı sosyal yapı ve etnik milliyetçiliğe (çoğunlukla Peştun unsur baskındı) dayalı siyasi yapıyı kırmaya çalıştı. Taliban'ın egemenliği ele geçirmesinde en önemli unsurun dini vurgudan çok Peştun milliyetçiliğinin belirleyici olduğu gerçeği dünya kamuoyunda genellikle gözardı edilir. Şah Mesut'un aslen Tacik olması Afgan toplumunun farklı etnik yapıdan oluşması, onu ister istemez milliyetçilikten uzak durmasını sağladı. Peştun, Özbek, Tacik, Hazara gibi değişik etnik gruplardan oluşan Afgan toplumunu birarada tutacak ortak paydanın sadece İslam inancına dayalı ortak kültür ve kardeşlik duygusu olduğunun bilincinde idi.

1992 yılından 1996'ya kadar Kabil'de yönetimi eline geçirdikten sonra muhaliflerinin en büyük argümanı onun Peştun olmayıp Tacik kökenli olması üzerine kuruluydu. Nitekim şu anda ona karşı savaşan Taliban'ın tüm dini söylemine karşın temelde bir Peştun dayanışmasından güç alıyor olması karmaşık Afgan denkleminin anlaşılmasına yarayacak önemli ipuçlarından biridir.

captcha