IQNA

Düşünce ve Bilgi

İlim, Marifet ve İslami Birlik Öncüsü, İmam Sadık (s.a)

12:01 - November 07, 2007
Haber kodu: 1599071
İmam Sadık (sa) şöyle buyuruyor: Kim yaşamının iki günü, insani gelişme bakımından aynı değerde olursa ömür mücadelesinde kaybetmiş demektir ve kim bu günü dününden daha iyi ise başkalarınca kıskanılması gerekir
Ancak bu günü dününden daha kötü olanlar Hak rahmetinden mahrum kalanlardır ve kendini geliştirmeyen insan, eksiklik ve noksanlık sürecine girmiş olur.
İmam Sadık (sa)'in manevi, ilmi ve ahlaki şahsiyeti, kendisinden metanetli, sabırlı ve direnişli bir insan yaratmıştı. İmam Sadık sayısız ibadet ediyor ve nur ve hikmet dolu Kuran'ı Kerim ayetlerini sıkça tilavet ediyordu. Yüzündeki nur ve davranışındaki olgunluk, kendisinin Resulullah sav. efendimizin torunu olduğunu gösteriyordu. İmam Sadık (sa) halk'a aşıktı ve her gün evi, ona sığınan insanlarla dolup taşıyordu.
İmam Sadık (sa) hicri kameri 83 yılının Rebi'ul Evvel ayının ikinci yarısında dünyaya geldi ve yine hicri kameri 148 yılında 65 yaşında hak rahmetine kavuştu. İmam Sadık yaşamının yaklaşık 50 yılını Emeviler ve 15 yılını da Abbasiler döneminde geçirdi. O hassas dönemlerde imam Sadık, hem Emevi, hem de Abbasilerin zalim hükümdarlarının zulüm ve fitnelerini yakından gördü ve mücadele etti.
İslam peygamberi (sav)'in ehli beyti kurtuluş gemisi ve insanların hidayet meşalesi olduğundan imam Sadık (sa) da o engebeli dönemlerde İslam dinini ihya etmeyi ve Tevhid bayrağını dimdik tutmayı başardı. İmamın en önemli hareketlerinden biri bilimsel hareketiydi. İmam Sadık (sa) o dönemin kültürel atmosferi ve düşüncelerin karşı karşıya geldiği ortamında ilim ve marifeti yaymaya başladı ve Resulullah (sav) camiini ders mekanı olarak kullandı. İmam Sadık (sa)'in büyük üniversitesinde çeşitli bilimler ve teknik dersler eğitiliyordu. Huşam Bin Hekem, Muhammed Bin Müslim, Zerrare, Mufassal ve Cabir Bin Hayyan, hepsi imam Sadık mektebinde yetişen talebelerdir.
İmam Sadık (sa) bir fakih veya bilginin bir rekat namazını bir abid'in 70 bin rekat namazından daha değerli olduğunu savunuyordu. Çünkü bilgin ve basiretli insan, toplum için değerli bir sermaye sayılır ve bilimi ve bilinci ile insanları sapmaktan kurtarabilir. İmam Sadık (sa) özet bir ifade ile bilim ve marifetin ana temelleri hakkında şöyle diyor:
Ben bilimleri 4 temel ilkede gördüm. Birincisi kendi Allah'ını tanımak, ikincisi, sana ne yaptığını ve ne denli lütuf ve bağışta bulunduğunu anlamak, üçüncüsü bu muhabbetlerin karşılığında senden ne istediğini bilmek ve dördüncüsü hangi hata ve günahın senin ruhunu karartacağını bilmektir.
Bilindiği üzere tüm ilahi evliyaların en büyük kaygısı insanların saadet ve mutluluğa kavuşmasıydı. İmam Sadık (sa) da insanlar arasında derin sevgi ve duygu bağlarının bulunmasına vurgu yaparak şöyle buyuruyordu: Bir birinize bağlanın, bir birinize sevgi ile yaklaşın, bir birinize iyilik ve ihsan edin.
İmam Sadık (sa)'nın Hz. Resulullah sav. efendimizin soyundan gelmesi, derin bilim ve hikmet sahibi olması ve bir çok diğer özelliği onu Müslümanlar arasında bir bağlantı köprüsü gibi yapmış ve böylece İslam ümmeti arasında derin birlik ve beraberlik bağlarının kurulmasına vesile olmuştu.
İmam Sadık (sa) iki farklı grupla karşı karşıya idi. Bir grup Müslüman düşünce konusunda ihtilaflara düşmüşken bir başka grup ise kafirlerce gündeme getirilen küfre dönük düşüncelere kapılmıştı. Müslümanların çeşitli kültürlerle karşılaşması doğal olarak bir takım yeni soruların gündeme gelmesini neden olmuştu. İmam Sadık bu soruların cevabı için derin düşünülmesine vurgu yapıyordu. Çünkü bilim öğrenmek ve düşünmek, Kuran'ı Kerim'in vurgu yaptığı önemli konulardan sayılır ve bu semavi kitap yer yer insanları varlık ayetleri hakkında düşünmeye davet etmiştir.
Bu arada imam Sadık (sa)'in yakınlarını din üzerinde araştırma yapmaya teşvik ettiğini yansıtan bir çok rivayet söz konusudur. İmam böylece bu insanları güçlendirmek ve onlardan İslam dinini doğru biçimde tebliğ etmek gibi konularda yararlanıyordu. Hişam Bin Salim şöyle diyor: Bir keresinde imamın huzurundaydık ve Şam'dan gelen bir adam içeri girmek için izin istedi. imam adamın ne istediğini sordu. Adam şöyle karşılık verdi: Sizin her türlü meseleye cevap verebilen bir alim olduğunuzu duydum, bu yüzden sizinle bilimsel tartışmaya girmek için buraya geldim.
İmam Sadık (sa) bilimin tüm alanlarında seçkin bir alimdi ve bu doğrultuda bir çok talebe de yetiştirmişti. İmam tartışmaya başlamak için adamın sorularını sordu ve her soruyu yanında oturan ve konuyu bilenlere havale etti. Bu durum imam Sadık (sa)'in bilimsel çevresini de en iyi şekilde organize ettiğini gösteriyor. Şam'lı adam durumu görünce büyük bir hayranlık duydu. İmam Sadık (sa)'in talebeleri arasında ehli sünnetin de önde gelen alimleri göze çarpıyor.
İmam Sadık (sa) Müslüman grupları tüm insanlarla irtibat kurmaya teşvik ederdi. İmam Sadık (sa) ehli sünnet alimleri ile de çok iyi bir ilişkisi bulunuyordu. İmam Sadık'a göre tefrika, İslam dinini sarsacak ve düşmanların suistifadesine zemin hazırlayacak bir etkendi. O hazret tüm Müslümanlara sevgi ve kardeşlik tavsiyesinde bulunuyor ve yakınlarına şöyle diyordu: Bizi izleyenlere selam söyleyin ve onlara insanların sevgi ve dostluğunu kazanan kula Allah rahmet eylesin diye mesaj gönderin.
İmam Sadık çeşitli dini grupların İslami toplumun birer parçası olduğuna ve hepsine saygı gösterilmesi gerektiğine inanırdı. Çünkü tüm bu gruplar zalim hükümdarların zulmü altındaydı ve bu yüzden Müslümanların karşılıklı ilişkilerini korumaları yanı sıra gerektiği yerlerde bir birine destek çıkması gerekiyor ve imam bizzat böyle davranıyordu.
Bir gün aralarında ihtilaf olan iki Müslüman kavgaya tutuşur. İmamın yakın arkadaşlarından biri oradan geçerken kavgayı fark eder ve her ikisini kendi evine götürür ve şöyle der: İmam bana emretti, nerede iki Müslüman arasında bir ihtilaf varsa aralarında barış ve dostluk sağlamam gerekir, hatta gerekirse imamın malından onlara verebilirim. Şimdi bu parayı alın ve gönül birliği ile doğru yolda adım atın.
İmam Sadık (sa)'in izlediği yöntemlerden biri de halkın yanlış bakış açılarını düzeltmekti. Örneğin bazıları Allah'a tevekkül etmekten yanlış bir algılama ile çalışmaktan el çekmiş ve ilerlemek ve kalkınmaya doğru adım atmaktan vazgeçmişti. Bir gün imamın yakın adamlarından biri bu zümreden birinin şöyle anlattığını arz eder: Ben evde oturuyorum, namaz kılıyor, oruç tutuyor ve Allah' ibadet ediyorum. Allah da bana rızkımı vermesi gerekir. İmam Sadık şu karşılığı verir: Bu insan duası asla kabul edilmeyen kullardandır.
İslam toplumunu çalışmaya teşvik etmek, imam Sadık (sa)'in Müslümanlara olan önemli tavsiyelerinden biriydi. O hazret İslam toplumunda tembelliği asla kabul etmiyordu.
Bir gün imam Sadık (sa), yoksulluğunun giderilmesi için imamdan dua etmesini isteyen birine şu karşılığı verir: Yüce Allah rızık için çaba sarf etmeyi buyurmuştur. Ama sen evde oturup dua ile rızkına kavuşmak istiyorsun. Git ve çalış, Allah da sana rızkını versin.
İmam Sadık (sa) döneminde toplumun iktisadi durumu kısmen iyileşmişti. İmam Sadık Allah'ın hiç bir zaman iyilikleri kullarına haram kılmadığını belirterek iyilerin ilahi nimetlerden yararlanmakta zalimlerden, münafıklardan ve kafirlerden öncelikli olduğunu belirtiyordu.
İmam Sadık (sa) mübarek yaşamı boyunca diğer insanlarla aynı seviyede yaşadı. İmam Sadık onca bilim ve marifetine karşın oldukça mütevazi bir tavır sergiliyor ve insanların sorunlarına çözüm getirmeye çalışıyordu. Ancak ilahi peygamberlerin varisi bu büyük insan da düşmanların kini yüzünden şehadet mertebesine erişti.
İmam Sadık (sa)'nın şehadetinden sonra o hazretin naşı Medine'de Baki mezarlığında toprağa verilirken İslam dünyası bir kez daha mateme boğuldu ve göz yaşları sel oldu, ancak anısı ve verdiği mücadele ebedileşti. Allah'ın selamı imam Cafer Bin Muhammed'in üzerine olsun.
captcha