Daha önce Başbakana Diyanet İşleri Danışmanlığında da bulunmuş olan Prof. Hamdi Mert, İslam dini tevhid inancıdır; mezhepler ise insanların bu inanç konusundaki algılamalarıdır. Tarihde İslam dininin sınırları aştığı, başka kıtalara ayak bastığı ilk çağlarda diğer milletlerle bütünleşme sürecinde dinden farklı yorumlar gündeme geldi; öyle ki bu yeni yorumlar hala müslümanlar arasında ihtilaf kaynağı olmaya devam ediyor dedi.
İçtihad gibi kavramlar ve görüş farklılıklarının İslam peygamberinin öğretilerinin devamında bu semavi dinin gelişmesine neden olabileceğini kaydeden Mert, sözlerini şöyle sürdürdü: İslam peygamberi (s.a.a) İslam dünyasında mezhebi ihtilafları bu dinin sermayesi şekilde yorumluyor ve eğer tek bir yorum olsaydı müslümanların işinin zor olacağını buyuruyor. Bu yüzden günümüzde var olan mezhebi farklılıklar gerçekte dini daha kolay ve sade bir şekilde algılamaya yaraması gerekir. Ancak mezhebi farklılıklardan yanlış anlaşılmalar ihtilaflara neden olduğu anlaşılıyor. Maalesef çeşitli mezheplerdeki farklı yorumların, tevhid bakışı olan İslam'ın özünden uzaklaşmaya yol açtığı görülüyor ve tüm bu yanlışlar insani algılamalardan kaynaklanıyor.
Prof. Mert, Türkiye'de halkın İslam dininin gerçek kaynağını anlamaları için büyük bir çaba sarf edildiğini ve mezhepler arasındaki uçurumların doldurulmaya çalışıldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye'de 24 ilahiyat üniversitesi var ki hepsinde tefsir, hadis, fıkıh ve diğer dini ilimler öğretiliyor ve hatta ilahiyat alanında 1800 öğretim üyesi Türkiye üniversitelerinde faaliyet yürütüyor. Türkiye'de ayrıca İslami vahdet için çalışan dernek ve kurumlar da bulunuyor dedi.
Prof. Mert, yakın geçmişte İran'da düzenlenen 2. Şii ve Sünni alimlerin ortak oturumunda yaptığı konuşmasında da İslam düşmanlarının ırk, mezhep ve etnik farklılıkları kullanarak İslam ümmeti arasında tefrika çıkarmaya ve Müslümanları bir birine düşman etmeye çalıştığını söylemişti.