IQNA

Düşünce ve Bilgi

Ayetullah Tashiri: İslam için mezhepler arası diyalog önemli

11:25 - November 22, 2007
Haber kodu: 1604249
(Terörizm konferansı bahanesiyle uluslar arası İslami mezhepler takrib kurumu genel sekreteri Ayetullah Tashiri ile yapılan ropörtajın özeti)
Geçen hafta Tunus'ta uluslar arası terörizm konferansı düzenlendi ve böylece bir kez daha İslam ülkelerinin alimleri ve düşünürleri bir araya gelme fırsatını yakaladı. İran İslam cumhuriyetinden de uluslar arası İslami mezhepler takrib kurumu genel sekreteri Ayetullah Tashiri üst düzey bir heyete başkanlık ederek bu konferansa katıldı. Biz de fırsatı değerlendirerek kendisiyle özel bir ropörtaj yaptık.

S: Siz medeniyetler arası diyalogdan söz ediyorsunuz. uluslar arası İslami mezhepler takrib kurumundaki sorumluluğunuz dikkate alındığında Irak gibi müslümanların yaşadığı yörelerde etnik ve mezhebi çatışmaları önlenmesi bağlamında İslami mezheplerin takribi için neler yaptığınızı söyleyebilirsiniz?
C: İslam dini medeniyetler arası diyaloga çağrı yapmış ve doğal olarak mezhepler arası diyaloga daha büyük bir önem vermiştir. İslam dininde fıkhi ictihad da benimsenmiş bir meseledir. İslami mezhepler arasındaki fıkhi ortaklıklar %95'leri bulurken düşman bunu göz ardı ederek aradaki %5'lik ihtilafları ön plana çıkarıyor. Oysa mezheplerin önderleri bir birine çok yakın insanlardır. Örneğin Malik, imam Sadık'ın öğrencisiydi. Bu arada Irak'taki şii sünni çatışması mezhebi olmaktan ziyade daha çok etnik kökenlidir. Tabi bu çatışmalarda mezhebi bahaneler gündeme getiriliyor. Oradaki fitneciler şeytanın kuklalarıdır.
Biz mezhepler arası takribi dört adımda özetiliyoruz:
- Ortak yönleri bulmak ve tanıtmak,
- Ortak yönleri geliştirmek,
- Ortak yönlerin uygulanması için işbirliği yapmak,
- Her birimiz fıkıhtaki ihtilaflarımızda karşı tarafa hak vermek.
Bence biz İslami mezheplerin takrib sürecinde çok başarılı bir dönemi geride bıraktık. Örneğin ISISCO ve İslami fıkıh forumu her biri takribin hayata geçirilmesi için özel bölümler kurmuş bulunuyor. Ancak düşmanlar özellikle Lübnan Hizbullah hareketinin zaferinden sonra paniğe kapıldı ve müslümanlar arasında tefrika çıkarmak için geniş çaplı bir operasyon başlattı. Biz de onlara karşı ramazan ayının 27. günü Mekke'de bir araya geldik ve içinde müslüman kanının saygınlığı ve akıtılmaması gerektiği konusunda mukaddes bir anlaşma imzaladık.
S: Terörle mücadele yollarının araştırılması başlıklı bir konferansın düzenlenmesi Tunus yönetiminin inisiyatifi ile gerçekleşti. Sizin terörden tanımınız nedir?
C: Biz bu oturumda terörden geniş kapsamlı bir tanım sunmaya çalıştık ki her türlü sosyal fesat, kitle imha silahlarını kullanmak ve toplumun güvenliğini çiğnemek gibi çeşitleri de kapsıyor. Eğer hepimiz ortak bir tanıma kavuşursak, o zaman teröre karşı uluslar arası bir kararname çıkarabiliriz.
Amerika kendi direnişi ile övünüyor ve Nazilere karşı direnen Lord Blar ile onur duyuyor, ama Filistin halkının direnişini terörizm olarak adlandırıyor.
S: Terörü kontrol altına alma ve bölgede güvenliğin gelişmesini engelleyen etkenler nelerdir?
C: Bence bölgede güvenliğin ilk engeli Amerika'dır. Onlar bölgenin servetini istiyor. Onlar bu yağmayı kolaylaştıracak bir güvenlik istiyor. Ancak biz güvenlikle birlikte adalet istiyoruz ve herkesin kendi hakkına kavuşmasını amaçlıyoruz.
S: Avrupa tarih savaşlarla dolu, ama bu gün birlik için çaba harcıyorlar. Neden müslümanlar özellikle Ortadoğu bölgesinde böyle bir birlik için çaba sarf etmiyor?
C: Avrupa halkı birlik için siyasi nedenleri var. Çünkü onlar savaşta ve güç dengesinde birlik olmaksızın başarılı olamayacaklarını anlamış bulunuyor. Gerçi bu birlik ilkin ekonomi birliği idi ve daha sonra anayasal birliğe dönüştü. Ama maalesef İslam dünyasında vahdet için siyasi irade göze çarpmıyor ve belki de bunun sebebi, hükümetlerin zayıf olmasıdır.
S: Geçen gün Amerika dış işleri bakanı Rice İran'ı Ortadoğu bölgesinde teröristleri desteklemek ve tahrik etmekle suçladı. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?
C: Rice utanmaz bir şekilde İran'ı dünyada terör tetikçisi olmakla suçluyor ve Lübnan'da, Filistin'de ve Irak'ta direnişe yardım ettiğimizi söylüyor. Bizim için halkın maslahatını savunmak bir onurdur. Tabi bizim yardımımız ve savunmamız manevi ve ahlakidir. İran'ı teröre destek vermekle suçlayanlar şimdiye dek hiç bir kanıt sunamamıştır, nitekim İran'ın nükleer programında sapma konusunda da hiç bir kanıt sunamamışlardı. Bu arada UAEA genel sekreteri de raporunda İran'ın nükleer programında hiç bir sapma olmadığını belirtmiştir. Ama onlar hala İran'ı nükleer silah üretmekle suçluyor.

captcha