IQNA

Düşünce ve Bilgi

Velayet Güneşinden

11:49 - November 23, 2007
Haber kodu: 1604469
ünyada tüm hükümetlerin görevi, akıl ve tedbirle insanları hayır ve saadete erdirmektir. Ancak dünya liderlerine baktığımızda pek azının bu önemli meselenin üzerinde durduğunu ve genellikle insanların maslahat ve saadetini göz ardı ettiklerini görmekteyiz.
Geçmişte de siyasi liderlerin halkın maslahatı konusunda sergilediği tavır şimdikinden daha iyi sayılamaz ve içlerinde insanları refah ve saadete kavuşturmak isteyenlerin sayısı yok denecek kadar azdır.
Bu arada Hz. Ali (sa) kişisel ve sosyal yaşamında ve özellikle toplumun liderliği konumunda adeta bir yıldız gibi parlamaktadır. Kendi çağında sadece 5 yıla yakın bir süre İslam topraklarına hükmeden Hz. Ali (sa) salih, faziletli ve adalettalep bir liderin ebedi örneğini sundu.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei Hz. Ali 'nin hükümet ve liderliği ile ilgili özellikleri sayarken şöyle diyor: Hz. Ali (sa)'yı bir örnek, bir model ve tarih boyunca insanların izlemesi gereken bir insan haline getiren bir takım özellikler söz konusudur. Bu model belli bir kesime özgü değildir, hatta Müslümanlara da özgü değildir. Eğer Hz. Ali 'nin şahsiyetinin tarih boyunca bu kadar cazip olduğunu görüyorsanız, bunun sebebi söz konusu özellikleridir. Dolaysıyla hatta bu büyük insanı imam olarak kabul etmeyen veya genelde İslam dinini benimsemeyen insanlar bile bu şahsiyetin azameti karşısında boyun eğme ve ister istemez onu medhetme ihtiyacı hissediyor.
Ne zaman Hz. Ali (sa) hükümetinden söz edilecek olursa hemen onun iktidarı dönemindeki adaleti akla gelir. Sanki adalet sözcüğü Ali sözcüğü ile eş anlamlıdır. Bu konuda ve Hz. Ali (sa)'nın adalettalepliği hakkında Ayetullah Hamanei şöyle buyurur: Emirülmüminin Ali'nin adaleti hakkında duyduğunuz her şey gerçekte onun adalettalepliği ekseni etrafındadır. Herkes için adalet, tüm alanlarda adalet, yani iktisadi, siyasi, sosyal ve ahlaki adalet, Emirülmüminin Ali (sa)'nın hükümetinin bir başka özelliğidir. Hz. Ali zulme katlanamaz, kendisi de zulme boyun eğmez, hatta kendi maslahatı tehlikeye düşecek olsa bile. En büyük zulümlerden biri ayrımcılıktır, hükümleri uygulamakta ayrımcılık veya yasaları uygulamakta ayrımcılık, bunlar Hz. Ali için asla kabul edilemez şeylerdir.
Bir kaç gün önce Hz. Ali (sa)'nın kutlu veladeti yıl dönümünde konuşan Ayetullah Hamanei bir kez daha imam Ali'nin adaletine vurgu yaparak şöyle buyurdu: Hz. Ali bir an bile adaletten geri adım atmadı. Eski dostları onunla olan ilişkilerini kesti, ondan başka davranış bekleyen yolunu ayrıdı, ona karşı onca savaşlar başlatıldı, düne kadar onu medhedenler adaletini görünce ona can düşmanı kesildi, lakin tüm bunlar Emirülmüminin Ali'yi asla etkileyemedi ve yoluna daha sağlam adımlarla devam etti ve sonunda bu yolda şehid düştü.
Hz. Ali (sa)'nın adalettalepliği gerçekte İslam öğretilerini tam olarak uygulamak yolunda yaptığı icraatın bir parçasıydı. Gerçekten de Allah resulünün en layık halefi olarak Hz. Ali'nin liderliğinin bir başka özelliği de İslam dininin taaliminin tam olarak gerçekleşmesiydi.
Bu konuda İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei şöyle buyurur: semavi dini ikame etmek ilk özelliktir ve bu özellik, Hz. Ali (sa)'nın yaşamı ve hükümetinin özelliklerinin başında yer alır. Hazretin adaleti, halkçılığı ve başkalarının haklarının riayet edilmesi gibi özellikleri de buradan kaynaklanır.
Hz. Ali (sa)'ya göre İslam ahkamı ve taalimini yerine getirmek, toplumun dünya ahiret saadetini güvenceye alır. Bu yüzden Ayetullah Hamanei'nin tabirine göre Hz. Ali (sa) hilafet sorumluluğunu kabul ettiği andan itibaren ta mihrapta mübarek başı darbe alıncaya dek bir gün ve hatta bir saat için olsa bile İslam dininin uğruna nazil olduğu hak ve hakikatten vaz geçmedi ve bu konuda ne korkuya kapıldı, ne de başkalarına taviz verdi.
Hz. Ali (sa)'nın hükümetinin bir başka özelliği, mazlumu savunmak ve zalime karşı durmaktı. Nitekim imam Ali bu konuda açıkça şöyle buyurur: Mazlumun yarı ve zalimin düşmanı olun.
Bu yüzden o hazret yaşamı boyunca ve özellikle iktidardayken mazlumu savunmayı ön planda tuttu. Bu konuda Ayetullah Hamanei de şöyle buyurur: Emirülmüminin için adaleti uygulamak ve mazlum savunurken zalime karşı dik durmak çok önemliydi. İmam Ali için zalim veya mazlumun kimliği hiç mi hiç önemli değildi.
Emirülmüminin, İslam ordusunun bir çok zaferine imza atan bu büyük insan, mazlumu savunmak için illa ki Müslüman olmak gerektiğini düşünmüyordu. Tarih Hz. Ali'nin mazlumlara ve mağdurlara verdiği destek ve zalimlere karşı mücadele örnekleri ile doludur.
Takva, Hz. Ali (sa)'nın liderliğinde göze çarpan bir başka özelliktir. Ayetullah Hamanei de takvanın insanı sapmaktan koruyan bir etken olarak görüyor. Gerçi takvalı olmak bireysel yaşamda önemli bir konudur, lakin hükümet ve toplumu yönetme meselesinde daha da önemli ve üstelik daha da zor olan bir konudur. Bu konuda İslam inkılabı rehberi şöyle buyurur: Hükümet sürecinde insan genel konularla karşı karşıyadır. Yasaları uygulamanın bir çok yararı vardır, lakin yasalar uygulanırken bazıları suç işleyebilir veya bir yerde birileri zulme maruz kalabilir. Bunca kontrol altına alınamayan durumlarda insan nasıl ilahi şeriati uygulayabilir? Bu yüzden zahirde hükümetin şeriatle uymadığı ileri sürülür, lakin Hz. Ali (sa) bunu en güçlü şekliyle gerçekleştirebildi ve bu da çok ilginç bir durumdur.
Hz. Ali (sa)'nın alçak gönüllü olması onu dünya malına ve mevkiine ilgisiz hale getirmişti. Bu konuda kendisi hükümeti halkın ısrarı üzerine kabul ettiğini ifade ediyor, ama aynı zamanda bu hükümetin ancak bir mazlumun hakkını zalimden aldığı veya Allah'ın hükümlerini tam olarak uyguladığı zaman bir anlam taşıyabileceğini söylüyor. Bu konuda Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Hz. Ali kendini haklı bilmesine karşın bir kenara çekildi. Kendisi eğer halk gelip ısrar etmeseydi ve eğer bu taleplerinde ciddi olmasaydı asla bu görevi kabul etmezdim, diyor. İktidarda olmak ve güç uygulamak, Hz. Ali (sa) için asla cazip bir durum değildi. Güç sahibi olmak ancak nefsani isteklerini tatmin etmek isteyenler için önemlidir, şer'i görevini ve hakkı yerine getirmek isteyen Emirülmüminin gibi biri için değil.
Hz. Ali (sa) iktidar ve hükümetin hükümdarlar için bir araç olmaması gerektiğini, bunun en iyi şekilde korunması ve bir süre sonra bir başkasına devredilmesi gereken bir emanet gibi algılanması gerektiğini vurguluyor. İslam inkılabı rehberi bu konuya şöyle açıklık getiriyor: Emirülmüminin Ali'nin hükümetle ilgili en önemli anlayışı, hükümetin hükümdarlarca mal ve servet biriktirme aracı olarak algılanmaması, bilakis hükümetin omzunda bulunan bir sorumluluk şeklinde algılanmasıdır. Bütün herkes çaba harcamalı ve bu sorumluluğun en iyi şekilde yerine getirilmesi için yardımcı olmalıdır.
Bu yüzden Hz. Ali (sa) iktidarı boyunca sade yaşadı ve beytulmalı kullanarak refah içinde bir yaşam sürdürme imkanı bulunmasına karşın bu işten ciddi olarak sakındı.
Günümüzde Hz. Ali (sa)'nın hükümeti, halkçı ve etkin bir iktidarın sahibi olmak isteyenler için eşsiz bir örnek sayılır. Gerçi Hz. Ali (sa)'nın yöntemleri ve politikalarını uygulamak zor, lakin Ayetullah Hamanei'nin de buyurduğu gibi bu yönde adım atmak ve ilerlemek mümkün. Nitekim İslam inkılabı rehberi bu konuda şöyle diyor: Eğer bu gün Emirülmüminin hükümetinin benzerini bulacak olursak, tabi bu benzerlik hiç bir zaman mükemmel olamaz, İslam toplumu ve İslam cumhuriyetini örnek verebiliriz. Bu hareket zalime, küfre ve dünya tağutlarına karşı kıyam demektir ve bu yolda ilerlemek şarttır.

captcha