Özgür-Der Çorum Şubesi, Ramazan ayı faaliyetleri kapsamında Hamza Türkmen’in sunumu ile “İslam Akaidinin Doğru Anlaşılması” konulu bir seminer gerçekleştirdi.
Hamza Türkmen'in konuşmasından notlar:
"İnsan, rüşd yaşına geldiğinde bazı sorular sormaya, hayatı ve var oluşunu sorgulamaya başlar. Ben niçin yaratıldım? Hayatın anlamı nedir? Dünyanın başlangıcını ve sonunu sorar kendine. İnsanın bu sorulara doğru cevap bulabilmesi için Kuran’dan beslenmesi gerekir. Eğer başka kaynaklardan beslenirse doğruyu bulamaz.
İslam tarihinde özellikle Mekke döneminde vahye ilk muhatap olanlar en zor şartlarda vahyin şahitliğini yapmışlardır. Vahye tamamen teslim olmuşlar ve hayatı vahiyle şekillendirmişlerdir. İstişare ve dayanışmanın en güzel örnekliliği sergilemişlerdir.
Fakat daha sonraki dönemlerde özellikle de Müslümanlar güç kazanmaya başladıklarında insanlar akın akın İslam’a girmişlerdir. Önceden uzaktan takip eden insanlar daha sonra İslam’a tabi olmuşlardır. Yalnız bu insanların önceden edindikleri atalar dinini terk etmeden, birçok bidat ve hurafeyi de İslam’a nisbet etmeye çalışmışlar. Tam anlamıyla iman etmeden sadece teslim olmuşlardı. Ancak mutlak bilgiden yoksun bir akaid yanlış temellere oturmuştur. Daha sonra iştişare ve şuraya dayalı bir yönetim zamanla saltanata dönüşmüştür. Bu yanlış akaid, dünya görüşü Müslümanların büyük bir kısmına sirayet etmiştir.
Bizim toplumumuz özellikle Osmanlı'nın kalıntılarıyla oluşmuş, bazı doğruları da barındıran ancak; birçok bidat, hurafe ve mezhepçi bir düşünceye sahipti. Özellikle Cumhuriyet’le beraber ulus kimlik ön plana çıkmıştır. Sanayi toplumuyla şekillenen din dışı bir kimlik oluşturuldu. Ulus kimliği ön planda üst kimlik olarak kabul edildi. Ulus kimliği kabul ettikten sonra istediğin gibi namaz kılabilir, hacca gidebilirsin. İçi boşaltılmış bir ibadet ve din algısı oluşturuldu mevcut toplumumuzda. Zaten sağlam bir akaidi/dünya görüşü olmayan toplum zamanla dışardan gelen akımlarla beraber daha da bozuldu.
Toplumun ıslah edilmesi gerekir. Özellikle Kur'an’la itikadın oluşturulması gerekir. Hayatımızın tüm boyutlarını; siyasette, ekonomide, eğitimde, insan ilişkilerinde Kur'an temelli şekillendirmemiz gerekir. Kur'an’da bizlere iletilmemiş hiçbir bilgi itikadımızı oluşturamaz. Çünkü itikadımızı, yakin ifade eden vahyi bildirimlerle oluşturabiliriz. Zanla, içtihadi ve yoruma dayanan bilgilerle itikad oluşturulamaz.
İnsanların ürettiğine değil, Allah’ın ilettiğine iman etmeliyiz ve bu doğrultuda akaidimizi inşa etmeliyiz. Kur'an’ı gereği gibi anlayıp, ayetleri eğip bükmeden ve örtmeden akaidimizi şekillendirmeliyiz. Kur'an’ın muhkem ayetleri doğrultusunda ve subuti ve delaleti kati ölçülerle akaidimizi oluşturursak mutlak kesinlik ifade eder. Zan hiçbir şey ifade etmez. Akaidin oluşumu Kur'an’daki muhkem ayetlere dayanmalıdır.
Kur'an’ın anlaşılmasında Rasul'ü örnek almamız gerekir. Ancak Rasul de bir insandı. Gayb konusunda Allah’ın bildirdiği dışında herhangi bir bilgi kesinlik ifade etmez ve bu bilgilerle itikad oluşturulamaz. Rasül'ün sünneti uygulama ile alakalıdır."
Program, soru-cevap bölümünden sonra sona erdi.