Konferansa katılan İslami dava partisi genel sekreteri Fahri el-Kaysi batı sömürüsü ve en başında Amerika'nın İslam ülkelerinin istikrarını bozmayı ve etnik ve mezhebi çatışmaları körüklemeyi hedeflediğini belirtti.
Söz konusu yetkili ayrıca Müslümanların uyanarak bu durumu çok iyi bir şekilde irdelemeleri ve müslümanlar arasında ihtilafları tetikleyen bidatlerden sakınmaları ve vahdetlerini korumaları gerektiğini vurguladı.
İran'ın Kürdistan üniversitesinden Dr. Celiliyan da Müslümanlar arasındaki tefrikanın etkenlerine değinerek Müslümanların bu etkenleri iyi tanımaları gerektiğini, bunun da ancak Kuran'ı Kerim ve İslam'a dönüşle mümkün olacağını kaydetti.
Bu yılın milli vahdet ve İslami dayanışma yılı olarak adlandırılmasına da değinen İranlı uzman bu adlandırmanın İslam dayanışmayı sağlayan stratejinin belirlenmesi ve düşman komplolarının yok edilmesini amaçladığını kaydetti.
Iraklı alimlerden Ayetullah Asıfi de İngilizlerin Ortadoğu ve güney doğu Asya'da Müslümanlar arasında ihtilaf çıkarma politikaları ve taktiklerine değinerek İngiltere ve siyonist müttefikleri ve diğer batılı devletlerin bölgenin doğal kaynaklarına musallat olmak amacıyla tefrika çıkar, hükümet et politikasını izlediğini, Müslümanların bu tür komplolara karşı duyarlı olması gerektiğini söyledi.
Konferansa güney Afrika'dan katılan imam Haşim Salih de bu bölgede yaşayan Müslümanların durumuna değinerek Afrika'nın Müslüman milletlerinin bu kıtada var olan zengin doğal kaynakları yüzünden sürekli batının bu servetleri yağmalama komploları ile karşı karşıya bulunduğunu kaydetti. Bu komploların arasında yoksulluk, işsizlik, geri kalmışlık ve etnik ihtilaflara değinen Salih, mezhepler arasında vahdet ve takribin esas etkeninin din olduğunu belirterek İslam ülkelerinden Afrikalı Müslüman milletlere eski kimliklerini geri vermek ve etnik çatışmalardan uzak kalmak için yardım etmelerini istedi.
İran cumhurbaşkanının ehli sünnet işlerinde danışmanı Mevlevi İshak Medeni de yaptığı konuşmada takribin yeni bir mesele olmadığını ve İslam dininin ortaya çıkması ve Müslümanlar arasında yaşanan ilk ihtilaftan sonra gündeme geldiğini belirtti. Medeni İslam dininde bir çok hadisin İslam ümmetinin vahdetine vurgu yaptığını kaydetti.Medeni'ye göre ne zaman Müslümanlar arasındaki ihtilaflar İslam dinini yok etme aşamasına sürüklediyse İslam ümmeti için yürek yakanlar Müslümanları İslami vahdete çağırmıştır. Medeni vahdet yolunda her zaman bir takım engeller söz konusu olduğunu, ancak İslam inkılabının büyük lideri imam Humeyni vahdet çağrısını yaptığı ve ardından da Ayetullah Hamanei bu çağrıyı devam ettirdiğinden beri bu tür oturumların gerçekleştiğini kaydetti. Medeni ayrıca İslam dini ve İslami ümmetini seviyorsak vahdet içinde olmalıyız, aksi takdirde bunun şom tehlikeleri bütün herkesi kapsayacaktır, ifadesini kullandı.
Iraklı Halid Abdulvahab da Irak milletinin çektiği acılara değinerek bu milletin asırlardan beri çeşitli etnik grupları barındırdığını, ancak maalesef Irak'ın işgal edilmesinin ardından işgalcilerin bu ülkede etnik ve mezhebi tefrikaları körüklediğini bunun tek amacının da Irak'ın zenginliklerini yağmalamak olduğunu belirtti.
İran'ın Irak milletine yaptığı yardımlardan dolayı şükranlarını sunan Iraklı alim İran'ın tüm gücü ile Irak'ta barış ve istikrarın sağlanması için çaba harcadığını kaydetti.