Dr. Necdet Yılmaz, “Mevlana, âlimler ve mutasavvıflar arasında neşvü nema bulan bir İslam âlimidir, gönül adamıdır” derken, Dr. Semih Ceyhan, Mevlana’nın Batı’nın görmek istediği gibi birden ortaya çıkan ve İslam’dan ayrı bir şahsiyet olmadığını vurguladı.
Şair Mehmet Butakın, Mevlana’nın şiiri, vahdeti izah etmek ve kendi benliğini sorgulamak için araç olarak gördüğünü kaydederken, araştırmacı-yazar Fatih Çıtlak, “Nuru Muhammedi’yi idrak etmeden ne Mevlana’yı ne de Yunus’u anlayabiliriz” ifadesini kullandı.
Asfa Eğitim Kurumları, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız. Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir” diyen ve yüzyıllardır gönüllerdeki yerini koruyan Hz. Mevlâna’yı anmak ve anlamak amacıyla “Şeb-i Arûs” haftasında bir gece tertip etti.
İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı'ndaki Asfa Kültür ve Spor Merkezi'nde gerçekleştirilen geceye, İstanbul Milli Eğitim İl Müdür Yardımcısı Ahmet Koçibar, Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürü Saadettin Bingöl, Server Holding Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güner ile eğitimciler, veliler ve misafirlerden oluşan yaklaşık 500 kişi katıldı.
Seyfullah Kartal’ın sunuculuğunu üstlendiği gecenin açılışında konuşan Asfa Eğitim Kurumları Genel Müdür Vekili Hasan Ali Gökdemir, Hz. Mevlana’yı doğumundan 800 yıl sonra herkesin farklı anladığını ifade ederek, “Onu anmak için önce doğru anlamak, bilmek gerekiyor” dedi.
“Hz. Mevlana’yı An(la)ma” oturumuna başkanlık eden Dr. Necdet Yılmaz, “Kadir bilen milletler içinden kadri bilinen insanlar çıkar. Birçok millet, çocuklarına anlatmak için mitolojik kahramanlar üretir. Şükür ki bizim çocuklarımıza anlatacak gerçek kahramanlarımız var. O kahramanların önde gelenlerindendir Hz. Mevlana. Onu doğru tanımak ve tanıtmak gerek. O, Batı’nın algıladığı, anlattığı gibi bir şahsiyet değildir. Onu başkalarının tanıtımıyla tanımayalım. Hayatına, yetiştiği çevreye bakarak tanıyalım. Mevlana, âlimler ve mutasavvıflar arasında neşvü nema bulan bir İslam âlimidir, bir gönül adamıdır, bir mürşiddir” diye konuştu.
“AŞKA NİYAZ OLSUN”
“Tasavvuf ve Hayat Ekseninde Mevlana” konulu bir tebliğ sunan İSAM’dan Dr. Semih Ceyhan ise sözlerine Mevlevi selamı olan “Aşka niyaz olsun” ifadesiyle başladı. Hz. Mevlana’nın 1993 yılında vefatının 700. yıldönümü vesilesiyle anıldığını, bu yıl ise doğumunun 800. yıldönümü dolayısıyla anıldığını anımsatan Dr. Semih Ceyhan, “Hz. Mevlana’yı doğru anlatmak gerekiyor. Hz. Mevlana, Batı’nın tanımak istediği gibi hümanist değildi, tanı tanımazlardan hiçbir zaman olmadı. Yine o mistik değildi Batılı anlamda. Halktan ayrı yaşamadı, halkın içinde oldu her dem, halkı irşad etmeye çalıştı. Onu anlamak için hangi gönül rahlelerinden geçtiğini bilmek gerek. İlk hocası, babası Bahaeddin Veled’dir. Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi de onun hocasıdır. Sohbet arkadaşı ise Şems-i Tebrizi’dir. Cenazesini kıldıran Sadreddin Konevi düşüp bayılmıştır ki, o da çok büyük bir âlimdir. Ayrıca Hz. Mevlana’nın gönül çemberinde Yunus Emre gibi mutasavvıflar yetişmiştir. Hz. Mevlana, Yunus Emre’ye ‘Türkmen Kocası’ der. Ona göre Yunus’ta ne ararsak buluruz. O yetiştiği çevrenin de etkisiyle Hz. Mevlana olmuştur. Birden ortaya çıkan biri değildir. Anadolu’da yetişmiş büyük bir insanı kâmil, bir mürşidi kâmildir” dedi.
Şair Mehmet Butakın ise “Mevlana ve Evrensellik Söylemi: Modern Hayat ve Tasavvuf” başlıklı konuşmasında, “Hz. Mevlana’nın nezdinde şiir, günümüzdeki anlamında değildir. Mevlana’nın şiiri, vahdeti izah etmek ve kendi benliğini sorgulamak için araç olarak kullandığını söyleyebiliriz. Ona şair demek de bu anlamda haksızlıktır, haya edilmesi gereken bir durumdur. Osmanlı şairlerini ve edebiyatçılarını derinden etkilemiştir. Sadece Osmanlı’yı değil Batıları da etkilemiştir. Alman edebiyattı Goethe’nin Mevlana’nın tesirinde kaldığını biliyoruz. Mevlevi edebiyatı ekolu oluşmuştur” diye konuştu.
Araştırmacı yazar Fatih Çıtlak, “Bir Mutasavvıf: Mevlana Celaleddin Rumî” adlı konuşmasında Mevlana’yı anmaya ve anlamaya yönelik tespitlerde bulundu. Hz. Mevlana’nın İslam’ın hakikatlerini kavrayan ve Peygamber Efendimizi AS’ın izinden giden bir mutasavvıf olduğunun altını çizen Fatih Çıtlak, şöyle devam etti:
“Allah dostlarını anlamak için önce dinimizi ve Peygamberimizi iyi tanımalıyız. Nuru Muhammedi’yi idrak etmeden ne Mevlana’yı ne de Yunus’u anlayabiliriz. Onu anmaktan maksadımız Cenabı Allah’ı anmak olmalıdır. Bir veliyi anarken Allah’a ve Peygamberine olan sevgimiz artırıyorsa doğru yoldayızdır, aksi durumda o veliyi anlamamışızdır, doğru anmıyoruz demektir. Hz. Mevlana’yı İslam’dan ayrı görmek, diğer Allah dostlarında ayrı bir konuma yerleştirmeye çalışmak en büyük yanlıştır.”
Tasavvuf literatüründe ayet ve hadisin dışındakilerin ‘lakırdı’ olarak nitelendirildiğini hatırlatan Fatih Çıtlak, “Mevlana’nın şiirlerinde ya ayeti kerime ya da hadisi şerif vardır. Âşıkane söylenenlerin ahenkli çıkışıdır” dedi.
Oturumun ardından Vahdettin Toker’in ney dinletisi eşliğinde Mevlana’dan şiirler seslendirildi. Şair Hasip Bingöl’ün Farsça şiirler, Arda Asalet Lisesinden Sümeyra Yıldız ile Asfa Fen Lisesi’nden Faruk Demircioğlu ise Mevlana Hazretlerinin Türkçe’ye çevrilen şiirlerini seslendirdiler.
Süreyya Tezeren’in yönetimindeki 43 kişilik Asfa Tasavvuf Musikisi Çocuk Korusu’nun ilahilerle renk kattığı gecenin ilerleyen saatlerinde sema gösterisi de yer aldı. Mevlana Hazretleri’nin hayatının ve fikirlerinin anlatıldığı slayt gösterisinin ardından gece, Hz. Mevlana’yı Anlama konulu şiir yarışmasında dereceye girenlere ödüllerinin verilmesiyle sona erdi.