Kurân-ı Kerim’in ayetlerini incelediğimizde yüce Allah’ın bu değerli kelimeyi birçok ayette kullandığını görürüz. Allah Kurân-ı Kerim’de kendisini, Resulünü (s.a.a) ve müminleri bu yüce sıfatla övmüş ve buyurmuştur: “İzzet Allah’a, Resulüne (s.a.a) ve müminlere mahsustur. Ancak münafıklar bilmezler.” (Munafikun-8)
İzzet, zilletin zıddı olup ruhun yücelmesi ve onu dünyanın çirkef metalarıyla kirletmemektir. İzzet, nefsin naçiz maddi süsleri ve çabuk geçiveren nefsanî isteklerle kirlenmemesidir. Onurlu kimse kendini dünyanın aşağılık isteklerinden ve nefsin alçaltıcı çirkeflerinden koruyan kimsedir. Bu sıfata sahip bir kimse hiçbir zaman yüce nefsin şanına leke düşürecek kötülükleri yapmaz, makamına yakışmayan davranışlardan sakınır.
Bu kavram ahlaki ve ruhani kavramlar arasında öylesine yüce bir makama sahiptir ki yüce Allah bu kelimeyi ve bu kökten türetilen Azze, Yauzzu, Aezze ve Aziz kelimelerini tam 119 defa Kurân-ı Kerim’de kullanmıştır. (el-Mucemu’l-Müfehres Li elfazi’l-Kurâni’l-Kerim, Fuad Abdulbaki)
Yüce Allah’ın bu kelimeyi bu kadar itinayla ve sıkça Kurân’da zikretmesi bu ahlaki sıfatın Kurân-ı Kerim’in yüce öğretilerinden ve bu semavi kitabın saadet ve hayat bahşeden mesajlarından olduğunun açık bir göstergesidir.
Bu sıfatı en net ve belirgin olarak Kurân-ı Kerim’in öğretileriyle terbiye gören, bu ilahi kitabı yayan, hükümlerini tebliğ eden ve bu kemal sıfatını kaynağından alan Peygamberin (s.a.a) temiz Ehlibeyt’idir. (a.s)