İkna'nın İHA'dan naklettiği habere göre Kars İl Müftüsü İlyas Serenli, 'Kutlu Doğum Haftası' nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi. İlyas Serenli, konuşmasına Hz. Muhammed'in doğumunun niçin kutlaması gerektiğine değinerek, "Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) Miladi 20 Nisan 571 yılında 11 Rebiülevvel'i 12 Rebiülevvele bağlayan gece Arabistan'ın Mekke şehrinde dünyaya gelmiştir. Maneviyat merkezi Kabe-i Muazzama'nın nurlandırıldığı Mekke ufukları, yeryüzünün en şanslı şehri olarak böylesine mutlu bir doğuma sahne olmuş ve şahitlik etmiştir. Yeryüzüne dikkat çekici değişiklikleri, ibretli gelişmeleri ve hikmetli işaretleri de beraberinde getiren bu önemli olay, her yıl ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinde mütevazı programlarla kutlanmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, Sevgili Peygamberimiz, Efendimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V) doğumunun sene-i devriyesini, 'Kutlu Doğum Haftası' ismi altında bu zamana kadar olanlardan farklı bir yaklaşımla ve değişik bir üslupla 1989 yılından beri kutlamaktadır. Önceleri Ankara ve İstanbul çapında tertiplenen anma programları, halkımızın istek ve ilgisi neticesinde yurt çapında yaygınlaştırılmıştır" dedi.
Müslümanların sayısının bir milyarı geçtiğini ve yeryüzünde ezan sesinin ulaşmadığı hiçbir yerin kalmadığını da ifade eden Serenli, "13 asır önce Medine semalarını çınlatan Allah-ü Ekber nidaları, 20. asırda dünyanın her köşesinden ses getirmektedir. Dünyada bu kadar mensubu olan bir dinin Peygamberinin, vesile kılındığı hizmetin önemiyle, yeryüzünde Tevhid inancını hakim kılmak için verdiği mücadelenin büyüklüğüyle ve ümmetinin çokluğuyla mütenasip bir programla anılması ve anlatılması gerektiği inancındayız. Bu vesileyle Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), bir hafta boyu seçkin ve konuyu bilen ilim adamlarımız tarafından çeşitli yönleriyle anlatılıyor. 'Kutlu Doğum Haftası'na konu olan üstün şahsiyetin, yıl boyu, ömür boyu düşüncelerde ve hatıralarda tesirinin devamını sağlayıcı nitelikte çalışmalar ve araştırmalar yapılmakta ve daha da yapılacaktır. Onun insan sevgisi, hizmet heyecanı, kulluk aşkı, gönül zenginliği ve düşünce yüceliği dile getirildi ve daha da getirilecektir" diye konuştu.
Serenli, Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle anılacak ve anlatılmaya çalışılacak olan Hz. Muhammed'in (S.A.V) hayatının niçin tetkik edilmesi gerektiği konusunda ise şunları söyledi:
"Hz. Muhammed'e (S.A.V) inen ilahi buyruk, bizzat kendi himayeleri ile yazılmış ve sonraki devirler için tamamen emin bir şekilde muhafaza edilmiştir. Peygamberimizin mübarek hayatını tetkik ederek öğrenmek için sağlam kaynaklara, doğruluğu tartışılmaz belgelere sahibiz. Hz. Peygamber, Allah'ın peygamberi olma hakkının sadece kendisine ait olduğunu iddia etmez. Bilakis, Allah'ın kendi ümmetinden önceki ümmetlere de Peygamber gönderildiğini tasdik eder. Yalnız şu noktayı da unutmamak gerekir ki, Allah katında bütün peygamberlerden önce zikredilmiş ve en son gönderilmiştir. Böylece Hz. Adem ile başlayan ilahi vahiy Peygamber efendimizle noktalanmıştır. Bu sebeple Peygamber Efendimizin hayatı araştırılmaya değer. Peygamber Efendimizin hayatını araştırmak demek, kendinden önce gönderilen peygamberlerin hayatını da araştırmak demektir. Cenab-ı Hak tarafından verilen ilahi görevin ilk gününden itibaren Hz. Muhammed (S.A.V) bütün dünyaya, topyekün insanlığa seslenmiştir. İnsanları hak dine daveti, asla herhangi bir devir ve herhangi bir kavme münhasır kalmamıştır. Çalışmalarında sınıf ve ırk farkı gözetmemiştir. İnsanlık tarihinde büyük krallar, büyük fatihler, eşsiz kumandanlar, büyük ıslahatçılar, büyük alimler ve büyük zahidler vardır. Bütün bu değişik ve önemli vasıfların tek bir şahısta toplandığı görülmemiştir. Sadece Hz. Muhammed (S.A.V) müstesna. Çünkü O, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Zahid ve tebliğini nefsinde tatbik eden birisi olarak Hz. Muhammed'in mübarek hayatının kusursuz olduğunu görürüz. Peygamberler, ümmetlerine tebliğ ettikleri şeyleri her şeyden önce kendi nefislerinde yaşarlar. Sözleri ile özleri, kalpleri ile amelleri, dilleri ile gönülleri birbirine uyar. Ümmetlerine tebliğ ettiklerine aykırı davranmazlar. Sevgili Peygamberimizin bir teşkilatçı olarak, 10 senede Arap Yarımadası'nın bütünü ile Irak ve Filistin'in güney kısımlarını içine alan 3 milyon kilometrekarelik örnek bir devlet kurduğunu biliyoruz. Hz. Muhammed (S.A.V) bir kumandan olarak kazandığı zaferlerde esirlere ve işgal edilen topraklarda insanlara yapılan muamele ile her zaman takdirle anılacak; insani, medeni ve ahlaki uygulamalar ortaya koymuştur. Müslümanlık kardeşliği tavsiye etmiştir. Peygamberimiz, 'Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, sair azaları da bu yüzden humma ve uykusuzluğa tutulurlar' buyurur." Müftü İlyas Serenli, bugün sağlanmaya çalışılan, milleti kucaklamaya davet edilen prensipleri İslam dininin 14 asır önce belirlediğini de vurgulayarak, "Bu millet şehirlisiyle köylüsüyle, doğulusuyla batılısıyla, kuzeylisiyle güneylisiyle, bu esaslardan aldığı ruhla kardeşçe yaşamıştır. Yine de yaşar, yaşamaya da talip ve layıktır. Yeter ki, aradaki fitne kaldırılsın, engeller yok edilsin. Yeter ki vaktiyle bu asil milletin asırlarca kardeşçe yaşamasını sağlayan kaynağa dönülsün. Yeter ki Peygamber Efendimiz, dini, milli kültürümüz, bugünü ve geleceği aydınlatan ahlaki değerlerimiz ön plana çıkarılsın. Peygamber Efendimiz, Allah'ın insanlara gönderdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah'ın rahmeti ve Resulullah'ın şefaati müminler içindir. Bu nimetin kıymetini bilerek sevgili Peygamberimizi anlatma çalışmalarımızı artırmamız gerekmektedir. Kurtuluşunu çeşitli şahıs ve akımlarda gören gençlere Peygamber Efendimizi iyi anlatmalıyız. Hz. Peygamber'in hayatının tetkiki çok yönlü fayda sağlayacak, pek çok probleme çözüm getirecek dünyayı boğmak üzere olan karanlığı aydınlatacaktır. 14 asır önce olduğu gibi, günümüz insanına da huzur ve mutluluk sağlayacaktır. Kutlu Doğum Haftası biraz da bunu sağlamak için tertiplenmeye başlanmıştır. Bizler millet olarak Peygamberimizi sevgi ve saygıyla devamlı düşünen ve sünneti yaşamaya çalışan bahtiyar ve şanslı insanlarız. Çok şükür Muhammed Mustafa dendiği zaman sevgi ile kalbi ürperen, şefaat ümidiyle gönlü ferahlayan kimselerdeniz. O'nun en büyük mucizesi ve en büyük emaneti Kur'an-ı Kerim'in kudsiyet ve dirayetinin farkındayız" şeklinde konuştu.