IQNA

21. Uluslar Arası İslami Vahdet Konferansının Sonuç Bildirgesi

13:08 - May 09, 2008
Haber kodu: 1650389
21. Uluslar Arası İslami Vahdet Konferansına katılan katılımcılar İslami vahdet ilkesi taslağını inceledikten sonra sonuç bildirgesinde İslam dünyasının Kudüs’ü kurtarmak için tüm imkanlarını kullanmasına vurgu yaparak şu ifadeye yer verdiler: Özel bir komite kurulacak ve nihai bildirgeyi düzenleme görevini üstlenecek.
Bildirgede şu ifadeler yer alıyor:

Konferansa katılanlar İslami vahdetin İslam ümmetinin önemli özelliği olduğuna vurgu yaptılar ki bu özellik Kuran'ı Kerim metninde ve resulü Ekrem (sav)’in sünneti şerifinde şiddetle ve açıkça üzerine vurgu yapmış ve fikri temelleri ve pratik zaruretini aydınlatmış ve tüm taassup ve sürtüşme ve ihtilaf durumlarını pratik tutumları ile kınamıştır.

Konferansa katılanlar mevcut çeşitli alanlarda karmaşa ve dağınıklık ve geri kalmışlık durumunun İslam’ın yaşam için programlar hazırladığı gerçeğine bakıldığında böyle bir durumun kabul edilemeyeceğine inanmakta ve tüm alimlerin, düşünürlerin ve İslam ümmetine yürek yakanların kendi sorumlulukları dahilinde ümmeti ideal düzeye ve güdümlü vahdet programına kavuşturmak doğrultusunda ümmeti bu karmaşa durumdan kurtarmak için harekete geçmesi gerektiğine ve böylece İslami mezhepler arasında takrib ve yakınlaşmayı

ve İslami kardeşlik ilkesi doğrultusunda çeşitli alanlarda ortak işbirliği amacını gerçekleştirmesine inanmaktadır.

Konferans İslami vahdet bildirgesi taslağını genel hatları itibarı ile onaylamakta ve genel kurul sekreterliği aracılığı ile çeşitli mezheplerin alim ve düşünürlerinden oluşan özel bir komiteyi kurmakta ki bu komitenin görevi her türlü düzenlemeyi ve sunulan muhafazakarlıkları araştırmak ve ayrıca detaylı nihai metni hazırlamak olacaktır ve dünyanın tüm ulema ve düşünürlerinden bu metni imzalamayı istemek olacaktır.

Konferansa katılanlar uluslar arası İslam mezhepler takrib kurumundan bu bildirgenin maddelerinin gerçekleşmesi ve ulema ve yetkililerce hayata geçirilmesi ve gözetlenmesini istediler.

Konferansa katılanlar tüm düşünürlerden, sosyologlardan ve politikacılardan bu alanda işbirliği yapmasını istediler ve 7 -8 aralık 2005’te Mekke’de düzenlenen olağanüstü konferansta liderlerin on yıllık planlarındaki anlaşmalarını şu konularda hatırlattılar:

- Katılımcılar İslami mezheplerin izleyenleri arasında diyalogun derinleşmesi zarureti ve İslami mezheplerin İslam’ının doğruluğuna vurgu yaparak onlar hakkında Allah’a ve Resulü Ekrem (sav)’e iman ettikleri ve imanın diğer erkanına saygı duydukları sürece ve dinin açık konularını inkar etmediği sürece tekfir izni verilmemesi ve kanlarının akıtılması ve namus ve mallarının haram olduğunu hatırlattılar.

- Konferansa katılanlar fetva salahiyeti olmayanların fetva yayınlama cesareti gösterip fetvalarının din kuralları ve değişmez meselelere ve Müslümanların mezheplerinin ahkamına aykırı olanları kınadılar.

Konferansa katılanlara göre İslami mukaddesat ve musllemat ve özellikle Kuran'ı Kerim ve rahmet peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in şahsiyeti olmak üzere onlara saygı göstermek bu ümmetin şahsiyetinin önemli bir parçasıdır. Bu yüzden bunların her birine hakaret etmek her ne şekilde olursa olsun caiz değildi ve tüm şeriatlara ve kanunlara aykırıdır ve tüm çevrelerden ve kurumlardan ve devletlerden gereken yasaları çıkarmak ve bu tür saldırıları ve saygısızlıkları men etmek için kararlar almalarını istemektedir.

Bildiride ayrıca eğitim programlarının düzeltilmesi ve tüm alanlarda ilerleme kabiliyeti olan ve vahdet ilkesi ve yapıcı işbirliği üzerinde mutabık olan aktif İslami bir kuşak yetiştirmek için gerekli olan eğitim ve kültürün gerçekleşmesi yolunda gereken bilgilendirme planların hazırlanmasına vurgu yapıldı.

Konferansa katılanlar Filistin’in cani Siyonistlerce işgal edilişinin 60. yıl dönümünde Kudüs-ü şerifin ve tüm Filistin topraklarının kurtuluşu ve mültecilerin geri dönüşü için İslam dünyasının tüm imkanlarının bu yolda kullanılması gerektiğine ve mültecilerin evlerine barklarına geri dönmesi ve Filistin milletinin kendi kaderini belirlemesinin stratejik bir hedef olması gerektiğine ve bu yolda İslam dünyasının tüm imkanlarını seferber etmesi gerektiğine vurgu yaptı ve dünyanın tüm hür insanlarından bu hakkı desteklemesini istedi.

Konferansa katılanlara göre bütün herkes Filistin, Lübnan, Irak, Afganistan, Somali ve diğer yörelerde İslam ümmetini tehdit eden konuları, Siyonist hain düşmanın varlığından ve Amerika’nın saldırgan işgalinden ve kabul edilemez maslahat icabı kardeş kardeşi katletmekten kurtulmak için gereken direniş planlamasının güçlü noktalarını oluşturmasını ve İslam ümmetinin karşı karşıya bulunduğu tüm sorunlarla mücadele yolunda geniş işbirliği fırsatına ulaşma imkanına dönüştürmesi gerekiyor.
captcha