İran Kur’an Haber Ajansı (İKNA)’nın düşünce gurubuyla, dinler ve irfan bölümlerinde doktora sahibi ve İslami bağımsız üniversitesi ilmi kurul üyesi “Bahşi Ali Kanberi” ile yaptığı söyleşide, İsa (aleyhisselam)’ın Kur’an ve Luka İncillerindeki konumu hakkında yukarıdaki konuya değinerek şöyle dedi: Mesih (aleyhisselam)’ın ulûhiyetine inanmak, Hıristiyanlar arasındaki İncillerin ayetlerinin yanlış tefsirinden kaynaklanmaktadır. Luka, Markus ve Meta İncillerinin metinlerinden anlaşıldığı temel gereğince, İsa (aleyhisselam)’ın Allah olduğuna dair bir haber yoktur belki İsa (aleyhisselam)’ın Allah’ın oğlu unvanıyla tanıtılmaktadır.
İslami bağımsız üniversitesi doçenti İncillerdeki “Bizim Rabbimiz” tabirini yorumlayarak sözlerini şöyle sürdürdü: Bu üç İncilin yazarları kendi asırlarındaki dile uyarlamak için İsa (aleyhisselam) için “Bizim Rabbimiz” şeklinde tabir etmişlerdir ancak anlaşıldığı kadarıyla günümüzün Hıristiyanlığında bu ayetlerin tefsirinde ya yanlışlık yapılmaktadır ya da Pulus’un risalesindeki Mesih (aleyhisselam) için yapılan tanımlama diğer üç İncil de tercih edilmiştir. Bunun için İncillerde ne Mesih (aleyhisselam)’ın Allah olduğuna dair, ne de teslise ait bir bilgi vardır. Bununla birlikte günümüz Hıristiyanlığında bir kimse teslis öğretisini kabul etmezse mürtet ilan edilir.
Doçent Doktor, İncillerdeki özellikle Mesih (aleyhisselam) için kullanılan “Bizim Rabbimiz” tabiri konusunda şunları söyledi: İncil’de İsa (aleyhisselam) “Rab” unvanıyla anılmaktadır ve sonuç itibariyle Kur’an’la karşılaştırıldığında birçok ayrılıklar söz konusudur. Meta İncilinde açıkça İsa (aleyhisselam)’ın olağan üstü işler yaptığı, kendisine Allah olup olmadığı sorulduğunda “ Ben ne gaybi biliyorum nede Allah’ım” belki Allah’ın izniyle yapıyorum şeklinde cevaplandırdığı yer almaktadır. Bunun yanında İncil’de söz konusu edilen Allah, baba olan Allah’tır ve İsa (aleyhisselam) kendisini bu babanın oğlu olarak tanıtmaktadır ki bu da Allah’ın kendisine olan sevgisini ispatlamak içindir.
Kamberi, “Rab” kelimesinin kökünün Kur’an sözlüğüyle Latin lügatının karşılaştırılması konusunda şöyle dedi: Rab kelimesi Latin lügatında “Lord” dur ve kâmil insanı da kapsar. Bundan dolayı “Lord” Kur’an lügatına çok uyumludur. Çünkü kâmil insan Kur’an sözlüğünde çok kullanılmıştır.
Bu, Hıristiyan dini araştırmacısı: Kur’an’da Hz. İsa’dan (aleyhisselam) “Kelime” diye tabir edilmiştir. Kur’an sözlüğünde “Kelime”nin işi Rabbin işiyle aynıdır. Yunan felsefesinde “Kelime”nin karşılığı “logoc”dur. Yunan felsefesinde yaratılma işi “Lugus”ladır ve Yunan tanrıları “Lugus”la yaratılıyorlar. “Lugus” yaratma ve yetiştirme olarak iki iş yapar.
Hz. İsa (aleyhisselam) için “Kelime tabirini ilk istifade edenin Agustin olduğunu belirterek şöyle diyor: Hıristiyanlıkta son teslisi icat eden Agustin, Eflatuni akıl veya Yunan akli yerine “Kelime” tabirini kullanıyordu; Çünkü Yuhanna incili şu ibaretle başlıyor: “Önce Kelime idi; Kelime Allah’ın yanında idi ve Allah kelimeyi yaratma işiyle görevlendirdi.” Yani Hz. İsa (aleyhisselam) kelime’dir; Hz. İsa (aleyhisselam) Allah’ın yanındaydı ve Allah İsa’yı yaratma işiyle görevlendirdi. Bu durumda şu sonucu alabiliriz ki, incilin rivayetiyle gelen İsa (aleyhisselam) Allah değildir. Belki “Kelime”dir ve “Kelime” Rabb’e aykırı değildir; Hz. İsa (aleyhisselam) Rabb’dır.
Sözlerinin devamında Hz. İsa (aleyhisselam)’ın incillerdeki makamını şöyle tarif ediyor: Hz. İsa (aleyhisselam) İncillerde; 1- Yaratılışta vasıtadır, 2- Feyz almada vasıtadır, 3- Kurtuluşta vasıtadır; yani terbiye etmektedir. Ama Kur’an’da Hz. İsa (aleyhisselam)’ın makamı şöyledir: Yukarıda söylenenlerin aynısını Kur’an Meryem suresinde Hz. İsa (aleyhisselam)’a nispet vermekte ama Kur’an, İsa’nın Allah olma meselesini, Hz. Meryem (aleyhsselam)’ın teslisin bir parçası olmasını ve Hz. İsa’yı inkâr etmektedir.
Kur’an sözlüğünde “Kelime”nin makamı konusunu ise şöyle açıklıyor: İslam sözlüğünde Rabb özellikle irfan sözlüğünde kullanılmıştır. Örnek olarak Fusus-ul Hikem’in İnsanlık faslının başlangıcında İbn-i Arabî, “Kelime” yani “Kamil insan” ve “Kamil insan” Allah’a oranla kulluğun doruk noktasında ve halka oranla Rabb’liğin doruk noktasındadır. Demektedir. Rabb Farsçada eğitici manasınadır. Bu durumda kâmil insan eğiticidir ve Hz. Resulullah (sallallah-u aleyhi ve alih) ve Hz. İsa (aleyhisselam) eğiticidirler. “Eğitici” lazım olarak “Huda” veya “Allah” değildir ama eğitici, Allah’ın eğittiğidir ki, halk ve diğerlerinin eğitimiyle görevlidir. Bu açıdan inciller ve Kur’an arasında uyumluluk vardır.
Bu araştırmacı Yahudilik dininde “Pulusun Hıristiyanlığı” konusunda ise: “Pulus’un ortaya çıkışından sonra Hz. İsa (aleyhisselam)’ın makamı değişiyor ve Allah’la aynı dereceye geliyor. Bu durumda Allah’ın kulu değildir. Öyle ki İncillerin rivayetine göre Hz. İsa (aleyhisselam)’ın Allah’a olan nispeti yukarıdan aşağı olan irtibattır. Bu irtibat Kur’an’da da yukarıdan aşağı olarak açıklanmıştır. Bu durum Pulus’un risalelerinde ve ondan sonra Hz. İsa’nın (aleyhisselam) Allah’la olan irtibatı arzı (aynı seviyede) olan irtibattır. Yani Hz. İsa (aleyhisselam) baba Allah’ın oynadığı rolü oynuyor ve İsa (aleyhisselam) baba Allah’tan ve Ruh-ül Kudüs’ten zerre kadar aşağı ve yukarı değildir. Bu durumda üç şahıstırlar.
Hz. İsa’nın Kur’an ve incilde ki makamının yakınlığını vurgulayarak şöyle diyor: Tevrat ve incili Kur’an’la karşılaştırdığımız zaman, incilin Tevrat’a oranla Kur’an’a çok benzer olduğu görülür. Teferruat bakımından İncil Kur’an’a daha yakın ama genel olarak ele alındığında Tevrat’ın Kur’an’a benzerliği vardır. Başka bir ifadeyle Kur’an, genel olarak ele alındığında Tevrat’ın devam ettireni ve teferruat olarak ele alındığında incilin devam ettirenidir. Burada Kur’an’ın teferruat ve genelin son noktası olduğunu söyleyebiliriz. Ama bütün Ahd-i Cedid’ler ve Kur’an arasında yakınlığın olmadığına dikkat edilmelidir.
İnsan ve toplum bilimi araştırmacısı şöyle vurguluyor: Pulus’un risaleleri ve Hıristiyanlık kurulunun kararları Kur’an’la çok farklı olduğu halde, bu İnciller ve Kur’an arasında birçok yakınlık olduğunu görüyoruz. Bu farklılık o kadar şiddetlidir ki, Müslüman bir fakih, “Eğer Hıristiyanlığın inançlarını Pulusun koyduğu kurallar olarak bilirse, Kur’an açısından bu inançlar şirktir” şeklinde değerlendirebilir.
Sözünü şöyle sürdürdü: Eğer incillere bakarsak, şirkle alakalı bir nokta bulamayız. Bu durum gösteriyor ki, Hıristiyanların sadece önceki dinlerin esas öğretilerinden değil, İncillerden de uzaklaştığı görülür. Bu, günümüz Hıristiyanlığının İncillerin esasına bağlı olmadığını ispat ediyor. Tevhit merkezli İnciller dakik olarak Kur’an’la aynıdır ama günümüz Hıristiyanlığı incilin öğretilerinden şiddetli olarak uzaklaşmış ve Hz. İsa (aleyhisselam)’ın şahsiyetini tahrif etmiştir. Örnek olarak, Hz. İsa (aleyhisselam)’ın şahsiyetinde çok ileri giderek onu ulûhiyetleştirmişlerdir hâlbuki Hz. İsa (aleyhisselam)’ın İncillerde olan makamı ve rolü Kur’an’dakiyle aynıdır. Yani Allah’ın peygamberi, Allah’ın habibi (ki, Hıristiyanlar Allah’ın oğlu tabirini kullanırlar) Kelimetullah ve feyz almada vasıtadır. Ama feyz almada vasıta da görüş ayrılığı vardır. Hz. İsa (aleyhisselam)’ın zahitliği her iki görüşte de onaylanmıştır.
309860