İran Kuran Haber Ajansı İkna’ya bir açıklama yapan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Mesut İNAN, Dua, Rabbimiz'in Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi ve müminlere çok büyük bir lütfu olarak da nitelene bileceğini söyledi.
Mesut İNAN dua teriminin muhtelif anlamlarıını olduğuna işaret ederek dedi “ Dua teriminin muhtelif anlamları bulunmaktadır. Dua, kelime anlamı bakımından; Allah'tan yardım dileme anlamında "çağrıda bulunmak, davet etmek", "yardım ve esenlik istemek/dilemek" gibi anlamlara gelmektedir.”
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi, duayı, küçüğün büyükten, acizin kâdirden hacet ve arzusunu talep ve ricası şeklinde ifade edenler olmuştur, bir başka açıdan Dua, Rabbimiz'in Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfu olarak da nitelendirilebilir. Çünkü insan Allah'a dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir diye konuştu.
İNAN Kur’anı kerimde dua’dan hangi kelimelerle bahs edilmiş sorusunu böyle cevapladı: ”Duâ, ‘kavl-söz’ mânâsında kullanılmıştır: “Azabımız onlara geldiğinde, onların duaları (sözleri}, “Biz gerçekten zalimler idik” demelerinden başka bir şey olmadı.” A’raf, 7/5, Duâ, ibâdet mânâsında da kullanılmıştır: “De ki: “Allah'ı bırakıp bize fayda ve zarar veremeyecek şeylere mi duâ {yani, ibâdet} edelim?” En’am, 6/71, “Allah'ı bırakıp sana faydası ve zararı olmayan seylere duâ etme!” Yunus, 10/106.”
Bu araştırmacı konuşmalarının devamında dua’nın diğer mânalarına da işaret ederek duâ kelimesinin, nidâ (seslenmek, yüksek sesle çagırmak, davet etmek) mânâsında kullanılmasını da vurguladı ve bu ayetleri çrnek verdi: “Nihayet o da Rabbine, "Ben gerçekten mağlup oldum. Hemen nusretini ver/bana yardım et!" diye duâ etti (nida etti, seslendi).” Kamer, 54/10 ve ya “Münâdinin bilinmedik bir şeye duâ edeceği {yani, nida edeceği, yüksek sesle çağıracağı, davet edecegi} o gün...” Kamer, 54/6, “Duâyı (nidayı, çagrıyı, daveti) sagırlara isittiremezsin.” Rûm, 30/52.
O sözlerini böyle devam etti “ Duâ, istigâse/yardıma çagırma mânâsında kullanılmıştır: “Allah'tan baska sâhidlerinize duâ edin (sâhidlerinizi yardıma çagırın)” Bakara, 2/23. “Allah'tan baska gücünüzün yettiklerine du'â edin (onları yardıma çagırın)” Yunus, 10/38, Duâ, istifham/soru sormak mânâsında kullanılır; su âyetlerde oldugu gibi: “Ey Mûsâ! Bizim için Rabbine du'â et de (yani, sor da} onun mahiyetini bize bildirsin.” Bakara, 2/68. “
İNAN dedi: “Duâ kelimesi, istemek, talebte bulunmak mânâsında kullanılmıştır: “Ey Mûsâ! Bizim için du'â et {yani, bizim için iste/istekte bulun} Rabbine; sayet bu riczi (azabı) bizden kaldırırsan...” A’raf, 7/134, bunların yanında dua kelimesi ibadet, tazarru, zikir, tevbe, istiane, İslam ve ihlas gibi kelimelerle de yakından ilişkilidir.”
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi dua etmenin felsefesi konusunda “ Kanımca dua etmenin felsefesi kulluktur. Allah'ın varlığına, birliğine, hâzır ve nâzır olduğuna inanarak sebepler üstü bir taleple Cenâb-ı Hakk'a arz-ı halde bulunmaktır . Bireyin aczini ve zaafını hissetmesi için en önemli araçlardan biri duadır” ifadesinde bulundu.
Bu türk araştırmacı İkna’ya konuşmalarının devamında dua meselesinin sadece tevhidi dinlere has bir şey olmadığını söyleyerek devam etti “ Birey zor zamanlarında sığınacağı veya güç alacağı bir varlığa veya nesneye karşılık niyazda bulunabilmektedir. Bu durum sadece tevhidi dinlere mensup bireylerde görülmemektedir. Bugün dünyaya baktığımızda dini özellik taşımayan pek çok inanç içerisinde duayı barındırmaktadır.”