İKNA- İran Kur’an haber ajansı’nın khamenei.ir`den aktardığı habere göre; İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, Kum şehrinde İslami İlimler Havzası üstadları ve seçkin öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada İslami ilim medreselerinin hakiki kimliğinin ilim olduğunu belirterek bu çevrelerin çeşitli ilmi sorular ve şüpheler ile özgür düşünce, katı anlayışlardan kaçınma, ilmi özgüven ve muhalif görüşlerle mukabelede akıl ve mantığa dayalı metodları müsbet karşılaması gerektiğini vurguladı.
Ayetullah Hamenei, bizzat ilmin kendisinin çeşitli sorular üretmekte olduğunu kaydederken, ilmi merkezlerin de çeşitli şek, şüphe ve sorular karşısında güleryüzlü davranmaları zaruretini hatırlatarak şunları söyledi: ‘Soru'nun kesilmesi ilim ve bilginin kesilip önlenmesi anlamına gelir. Bir ‘soru'nun yöneltilmesi ve yepyeni bir mesele ve yöntemin gündeme getirilmesinin herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır. Söz konusu edilen konunun yanlış olması durumunda, onunla yine bilimsel bir metodla karşılaşmak gerekir.'
Düşünce özgürlüğünün, İslami İlimler Havzası'ndaki güzel geleneklerden biri olduğunu belirten İnkılap Rehberi, ‘düşünce özgürlüğü bilimsel bir nitelik taşırken, bilim alanındaki katı davranışların bir anlamı bulunmamaktadır' dedi.
Ayetullah Hamenei ayrıca bu merkezlerdeki ilmi kimliğin bir başka gereksiniminin de ilmi özgüven olduğunu ifade ederek şunları söyledi: ‘Düşünce ve görüşlerin karşılaşmasında en önemli değer ilim olmalıdır. Elbette takva, zühd ve huşu da üstün değerler arasındadır. Ancak, ilim değerlendirmeye ve denemeye tabi tutulabilir. Bu nedenle ilim medreselerindeki en alim olan insanlar, en fazla değere sahip olmalıdırlar.'
İslam İnkılabı Rehberi konuşmasının devamında bilimsel çalışmalarda ciddiyet ve bilimsel insaf konusunu ele aldı ve üstadların yepyeni fikirler üretmesi gerektiğini vurguladı.
Milli ve uluslararası ilim camialarıyla aktif ilişkiler kurulması ise İnkılap Rehberi'nin konuşmasında altını çizdiği bir başka konuydu.
Ayetullah Hamenei ayrıca sözkonusu ilim merkezlerindeki güzel ve dinamik geleneklerden bir başkasının farklı görüşlerin bastırılmaması olduğunu belirterek şöyle konuştu: ‘İslami ilimler medreselerinde muhalif görüşün reddi için bilimsel olmayan metodlara başvurulmamalıdır. Bilimsel metodların temelinde akla dayalı ikna ve delillendirme yatar ve tekfir, bilimsel olmayan bir yöntemdir. Çarpık düşünceler karşısında sapasağlam, ancak delile dayanarak dikilmek gerekir.'
İslam İnkılabı Rehberi konuşmasının devamında eğitimin tefekkür ve araştırmayla olan birlikteliği, bilim üretimi ve eğitimde yeni metodlara başvurulması ve ilim merkezlerinde yetenekli insanlara daha fazla kucak açılması gibi konular üzerinde durdu.
Ayetullah Hamenei emperyalistler ve özellikle de Amerika ve siyonizmin dindarlığın derinlik kazanarak yayılmasına düşman olduklarını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: ‘Siyonizm şebekesinin hakaretamiz karikatürler ve Kur'an yakılması gibi girişimleri, İslam düşmanlarının ne denli çirkin davranışlar içinde olduklarını ortaya koymaktadır ve bu eylemleri küçümsememek gerekir. İslami ilim merkezleri bu tür düşmanlıklar karşısında sessiz kalamaz ve emperyalizmin bu saldırıları karşısındaki tutumunu sergilemek zorundadır. Ancak, düşmanı doğru tanıyarak, onun hareket çizgisine düşmekten kaçınılmalıdır. Düşmanın istediği çizgide hatta bir kelime bile sarfedilmemeli ve küçük bir adım bile atılmamalıdır.'
Bu görüşme sırasında İslami İlimler Havzası üstadları ve öğrencilerinden 12 kişi fıkhi, ilmi, felsefi, içtimai ve kültürel alanlarda çeşitli görüşleri gündeme getirdiler. Bu konulardan bazı başlıklar şöyle:
- Ayrıntılı bir bilim ve araştırma haritasının belirlenmesi,
- İslami hikmet alanında bir enstitü kurulması,
- Kur'an ve tefsir ilimlerinin eğitiminde uzmanlık kazandırılması,
- İslami ilimler medreselerindeki eleştiri ve tartışma halkalarına derinlik kazandırılması,
- Modern kitle iletişim araçları ve sanal alanlarla daha fazla ilgilenilmesi,
- Dini hakikatlerin yansıtılmasında sanatın güzel, kalıcı ve etkili diline dayanılması,
- İnsan hakları, çevre koruma ve entegrasyon gibi uluslararası camianın ilgi duyduğu yeni konularda İslam'ın takındığı tavrın tatmin edici cevaplarla ortaya konması,
- Fıkıhda, yeni zaman ve mekan şartları dikkate alınarak farklı alanlara da uzanılması,
- Beşeri ilimlerin, İslam anlayışı ve yerel kültür çerçevesinde pratiğe uygun hale dönüştürülmesi,
- İslami ilimler merkezlerindeki uzmanların diğer ülkeler ve özellikle de İslam dünyasındaki ilim merkezleriyle sürekli irtibat içinde olmaları,
- Muhatabın ihtiyaçları gözetilerek mesajın sağlıklı bir biçimde üretilip ulaştırılabilmesi için tebliğ alanında mühendislik yapılması.