IQNA

Almanya okullarında başörtüsü

19:11 - November 21, 2010
Haber kodu: 2035354
Uluslararası Bölüm: 'Kız öğrencilerin din özgürlüğünden yararlanarak başörtüsü taktığı durumlarda gerek okul gerekse ebeveynler, eğitimi ortakça gerçekleştiren partnerler olarak ve karşılıklı hoşgörü içinde bu öğrencilerin başörtüsünden ötürü dışlanmamasına dikkat etmelidirler'.
İKNA- İran Kur'an haber ajansı'nın Timeturk yazarı Recep Karagöz "Almanya okullarında Başörtüsü" başlıklı kaleme aldığı yazısından aktadığı yazıya göre; Bir çok karar ve gerçeklerden hareketle örnekler sunan Karagöz, Türkiye ve Almanya arasında başörtüsü konusunda bir düşünce ve uygulama farkı olup olmadığı konusunda fikir edinmek isteyenler için önemli bir analiz yayınladı.

Almanya okullarında başörtüsü...

Türkiye’de adının başında “Adalet” kavramı bulunan iktidardaki partinin (AK Parti) milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, değme diktatörün cesaret edemeyeceği bir anlayış sergiledi ve tartışmayı başlattı. İlköğretim okuluna başörtülü gitmek isteyen kız öğrencilerin ailelerini şu ifadelerle tehdit etti: “Bu iş daha ileriye giderse, aile çocuğu baskı altına alıp öğrenim özgürlüğünü engelliyorsa devlet o çocuğu alır ve öğrenim görmesini sağlar.”

Üskül’e, T.C. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, -kendi kullandığı kavramla- tam bir “cehalet” örneği sergileyerek destek verdi. Hayrünnisa Gül: "Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteğiyle başörtüsü takması söz konusu olamaz", "Türban konusunda ilkokulda değil, karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir" Cumhurbaşkanı da eşiyle aynı düşündüğünü ifade ederek söz konusu anlayışın yanında yer aldı.

Türkiye’de konu hakkında hemen her kesimden temsilciler gazete ve televizyon kanallarında yeterince görüş beyan ettiler. Tartışmaların/ihtilafların temel konusu çocuk hakkında tasarruf yapma hakkı devletin mi yoksa ebeveynin mi. Burada malum görüşlerin tahlilini yapmaktansa mensubu bulunduğum yaklaşık beş milyon nüfusa sahip Müslüman toplumun vatanı olan Almanya’da konu hakkında reel/aktüel durumla ilgili yorumsuz bilgi aktarmanın, Üskül’den Gül’lere ve aynı dayatmacı devlet anlayışına sahip olan tüm birey ve kesimlere örnek teşkil etmesi, açıklayıcı, yol gösterici olması açısından doğru bir yaklaşım olacağı düşüncesindeyim.

Almanya’nın, okullar, öğrenciler ve ebeveynler arasında yaşanan ihtilaflara yönelik yaklaşımını kısaca şöyle özetlemek mümkün: Başarılı bir entegrasyon için, kişilik geliştirmeleri bağlamında öğrencilerin ve ebeveynlerin kapsamlı bir katılıma ulaşabilmek maksadıyla tüm imkânları kararlı bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Geniş kapsamlı katılım, öğrencilerin ve ebeveynlerin anayasanın güvence altına aldığı din özgürlüğünden yararlanabilmesi anlamına da gelmektedir. Bunlara rağmen her somut durumda, öğrencilerin okul hayatına ilişkin hedeflerinin söz konusu olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Devletin Eğitim Görevi, Ebeveynlerin Eğitim Hakkı ve Öğrencilerin Din Özgürlüğü Bağlamında Almanya’da Hukuki Durum:

Devletin Anayasa'nın 7. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen eğitim ve öğretim görevi ile öğrencilerin ve ebeveynlerin Anayasa'nın 4. ve 6. maddelerinde belirtilen temel hakları, okul hayatında yaşanan bazı durumlarda, örneğin spor veya yüzme dersinden veya sınıf gezilerinden muaf tutulma veya özel nedenlerden ötürü dersten uzak kalma izni talep edilen durumlarda birbirleri ile çatışabilir. Bu durumlarda pratik uyuşum (konkordans) anlamında bir anlaşmaya varılması gerekir. Aşağıda bu bağlamda muhtemelen karşılaşılabilecek tezat teşkil eden hukuki konumlar belirtilmiş ve çözüm olanakları sunulmuştur.

Anayasa 7.maddesinin 1. fıkrasına göre devletin okul hakkında karar verme hakkı yalnız okulla ilgili konuların organize edilmesi ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda devletin eğitim ve öğretim görevini de içermektedir. Anayasa'nın 7. maddesinin 1. fıkrası ile devlet bir yandan ders hedeflerini belirlemekle yetkilendirilmiş olup, diğer yandan devlete kendi eğitim hedeflerini biçimlendirme ve okuldaki eğitimi bu hedeflere göre yönlendirme hakkı verilmiştir. Böylelikle devletin eğitim ve öğretim görevi, bilgi aktarımının ötesinde çocuğun kişiliğini kapsamlı bir biçimde teşvik etme hakkını olduğu gibi azınlıkların eşit haklarla katılımını sağlamak için gerekli koşulları oluşturma hakkını ve yükümlülüğünü de kapsamaktadır..

Anayasanın 6. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesine göre çocuklara bakmak ve onları eğitmek ebeveynin doğal hakkıdır ve her şeyden evvel ebeveynin uhdesindeki bir görevdir. Ebeveynlerin bu hak ve yükümlülükleri okul bağlamında da geçerlidir ve devletin Anayasanın 7. maddesinin 1. fıkrasında de söz edilen eğitme ve yetiştirme hakkı ile eşit düzeyde düzenlenmiştir. "Bakım ve eğitim", çocuğun yaşamını ve gelişmesini belirleyen koşullarla ilgili kapsamlı sorumluluk anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 6. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesinden doğan eğitme hakkı, ebeveynlerin çocuklarına dini konularda eğitim vermesini de kapsamaktadır. Çocuk, dinle ilgili karar verecek erginliğe varıncaya dek din eğitimi hakkında karar verme yetkisi ebeveynlere aittir. Henüz dinle ilgili karar verecek erginliğe erişmemiş çocukların ebeveynleri tarafından kendi dini inançları ve dünya görüşlerine göre eğitilmesi ebeveynlerin sadece hakkı değil, aynı zamanda yükümlülüğüdür. Ebeveynlere verilmiş olan eğitme hakkı her bakımdan bir başkasının yararına, yani sadece çocuğun menfaatine ve iyiliğine kullanılmakta olup, bu nedenle de bu hak diğer temel haklara kıyasla "emaneten kullanılan bir özgürlüktür".

Esas olarak bir çocuk on dört yaşını doldurduğunda dini hakkında karar verebilme erginliğine sahip olur. Ancak çocuk, ebeveynleri ile anlaşmak suretiyle bundan önce de din özgürlüğünü içeren temel haklarından yararlanabilir. Din hakkında karar verme erginliğine ulaşmaları ile çocuklar din aidiyetleri ve dini uygulamaları hakkında kendileri karar verme ve inançları doğrultusunda davranma hakkını da elde etmiş olurlar. Böylelikle ebeveynlerin, çocuğun din derslerine katılıp katılmaması kararını verme hakkı da sona ermiş olur. Ancak bu, ebeveynlerin çocukları ile anlaşarak onu ilgilendiren dini konuları ile ilgilenme hakkını yitirdiği anlamına gelmez. Ancak, çocuğun yaşı ilerledikçe ve özerklik düzeyi arttıkça ebeveynin ilgili konulardaki eğitme hakkı giderek çocuğun Anayasa'nın 4.maddesinden kaynaklanan haklarının arkasına geçer.

Yukarıda Verdiğimiz Hukuki Durumun Pratik Yaşamda Daha da İyileştirilmesine Yönelik, Almanya İslam Konferansı’nda Aşağıdaki Öneriler Sunulmuştur:

Okulların olumlu yaklaşımlar geliştirmek ve muhtemel ihtilafları önlemek amacıyla sistematik bir şekilde ve uzun vadeli düşünerek sağlam bir işbirliği ağı oluşturmasının faydalı olduğu görülmüştür. Bu tür girişimler bir semtteki bir kaç okul tarafından ortak olarak gerçekleştirildiğinde en iyi sonuçlar elde edilmektedir. Bu ağlara sadece bu tür sorular üzerinde deneyim sahibi kişiler ve kuruluşlar değil, genel olarak Müslüman ebeveynler de aktif olarak ve sorumluluğu paylaşan bir şekilde dâhil edilmelidir. Bu ağlar yalnız öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler arasında bağlayıcı bir unsur oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda multiplikatör olarak da önemli bir işlev göstermektedirler. Böyle bir işbirliği ağını sağlam bir şekilde yapılandırmak için ebeveynler -gerekirse kendi ana dillerinde- hakları ve yükümlülükleri hakkında aydınlatılmalıdırlar. Çok sayıda okulda, acil ihtilaf durumlarında yapıcı bir şekilde müdahale edilebilmesi için (örn. teneffüslerdeki sorunlu davranışlar, ayrımcılık) etkin araçlar geliştirilmiş bulunmaktadır. Örneğin farklı dini ve kültürel kökenleri olan öğrencilerin sorumlu bir şekilde arabuluculuk görevini üstlenmesi faydalı olabilmektedir. Ayrıca toplum bilgisi, Almanca, din dersi, ana dili dersi gibi derslerde söz konusu ihtilafların ele alınması ve Müslümanların temsilcileri ile bilgilendirme ve müzakere toplantılarının yapılması da önerilmektedir.

Başörtüsü ve Diğer Dini Giysiler Hakkında Almanya’da Hukuki Durum:

Öğrenciler, din özgürlüğü hakkından yararlanarak kamu okullarında dini aidiyetlerini yansıtmakta veya dinlerinin belirlediği şartlara göre giyinmekte serbesttir. Bundan dolayı okul tüzükleri, ebeveynlerle yapılan sözleşmeler v.b. ile başörtü takılması yasaklanamaz.

Anayasanın 6. maddesinde taahhüt edilen ebeveynlerin çocuğun dinle ilgili erginliğe erişmesi öncesinde sahip olduğu eğitme hakkı çocukların giysileri hakkında karar verme yetkisini de kapsar. Böylelikle ebeveynler kız çocuklarını dini reşitliğe erişinceye dek ve ergenlik çağından önce başörtüsü takmaya teşvik edebilir.

Buna karşılık bir öğrencinin yüzünü kapatması okuldaki eğitimi ve öğretim sürecini belirleyen açık iletişimi engelleyen bir unsurdur. Bu durumlarda devletin Anayasa'nın 7. maddesinin 1.fıkrasına göre sahip olduğu eğitme görevi, öğrenciler açısından Anayasa'nın 4. maddesinden ve ebeveynler açısından Anayasa'nın 6. maddesinden kaynaklanan haklarından daha üstündür.

Münferit durumlarda, örneğin doğa bilimleri dersinde açık ateşle çalışırken öğrencinin güvenliği açısından başörtüsünün belli bir malzemeden olması veya belli bir şekilde bağlanması şart koşulabilir. Spor dersinde de öğrencinin güvenliği açısından dini giysilerin belli şekillerde kullanılması istenebilir (başörtüsüne iğne takılmaması); bu talebin yerine getirilmesi mümkün olmadığı takdirde öğrenci ders içinde bazı spor dallarından muaf tutulabilir.

Almanya İslam Konferansı’nda Pratik Uygulamalarla ilgili Öneriler:

Kız öğrencilerin din özgürlüğünden yararlanarak başörtüsü taktığı durumlarda gerek okul gerekse ebeveynler, eğitimi ortakça gerçekleştiren partnerler olarak ve karşılıklı hoşgörü içinde bu öğrencilerin başörtüsünden ötürü dışlanmamasına dikkat etmelidirler; başörtüsü takan Müslüman kız öğrenciler üzerinde başörtüsü taktığından, takmayanlar üzerinde ise takmadığından dolayı baskı yapılmamasına ve öğrencilerin tutumlarını savunmak zorunda bırakılmamalarına dikkat edilmelidir.


captcha