IKNA Iran Kuran Haber Ajansının islamigündem'den naklettiği habere göre,Türkiye’de Latin harfleriyle ilk Kürtçe tefsir Nûra Qelban ismiyle yayınlandı.
Nûra Qelban, kalplerin nuru demek. ‘Müslümanların menfaati ve hakikatin beyanı’ vurgusunu yapan tefsir, seksen dört yaşında bulunan ve birçok medresede müderrislik yapmış, onlarca talebe yetiştirmiş Mela Muhemmed Şoşikî tarafından Arap alfabesi ile Kürtçe yazıldı. Eserin yazılış amacını şöyle özetliyor yayıncı: "Birçok büyük âlim (Molla Halili Sêrtî gibi) eserlerini Arapça olarak kaleme almıştır. Kürtçe olarak yazılmış geniş çaplı bir tefsirin olmayışı bizler için üzücü bir durumdur ve Kürtlerin dinlerini öğrenmesi önünde bir engeldir. Biz bu ihtiyaca ve eksikliğe binaen tefsirimizi Kürtçe yazdık."
Güney Kürdistan’da Soranî lehçesiyle yazılmış Kürtçe tefsirler olmasına rağmen kuzey Kürdistan’da böyle bir çalışma mevcut değildi. Bu bölgede çoğunluğun konuştuğu Kırmancî lehçesinde yazılan tefsir altı yıllık bir çabanın ve onlarca yıllık birikimin meyvesi.
Tefsir, Mela Muhemmed Bêrkêvanî tarafından Latinize edilip üzerinde tahkik yapıldı. 5 cilt olarak tasarlanan Nûra Qelban’ın Kur’an-ı Kerîm’in ilk altı cüzünün açıklamasını içeren ilk cildini bir-iki ay önce yayınlayan Nûbihar Yayınları, kısa bir zaman zarfında tefsirin tamamını basmayı hedefliyor. Çünkü Nûra Qelban’ın tamamı basılabilecek durumda, baskı dışında tüm çalışmaları bitmiş.
Şu anda İsmail Hakkı Bursevî’nin memleketinde ikamet eden Mela Muhemmed Şoşikî, aslen Siirt’in Eruh’a bağlı Binérve (Ekmekçi) köyündendir. Babasının 1930’ların başında siyasi-sosyal sebeplerden dolayı Zaho’ya hicret etmesi nedeniyle Zaho’da (şimdi Irak’ın kuzeyinde yani Güney Kürdistan’da) dünyaya gelir. Üç yaşında tekrar köyüne dönen Şoşikî, birçok medresede ders alarak birçok hocadan da icazet alır. Ve yaklaşık olarak elli sene Ağrı’nın Şoşik köyünde ilim öğretmeye devam eder. Bundan dolayı künyesini Şoşikli anlamına gelen ‘Şoşikî’yi olarak kullanır. 12 Eylül’de Adana’ya hicret ettikten sonra, burada biraz kalır ve en sonunda da İsmail Hakkı Bursevî’nin memleketinde ikamet etmeye başlar bir muhacir olarak.