İran Kuran Haber Ajansı(İKNA) haberine göre, Huccetül İslam Velmüslimin Dr Muhammed Takı Feali, üniversite ve din okulu öğretmeni, yeni çıkan manevi hareketler konusunda 9 ciltlik kitabın yazarı, üniversite öğrencileri için Kuran Çalışmaları Kurumunda düzenlenen ‘Yabancı İrfanların Zararları’ oturumlarının dokuzuncusunda konuşma yaptı.
O Hindistanda yeni çıkan son irfan örneklerini tanıtarak, ondördüncü Dalay Lamaya dikkat çekti ve şunları söyledi: Dokuzuncu Dalay Lamanın öğretileri Hindistandaki Yoga ve Buda düşüncesidir. Önceki toplantılarda biraz Lama töreni, Tibet kültürü ve 14. Dalay Lamanın biyografisi anlatılmış ve onun fikir ve düşüncelerine özet bir bakış açısına sahibiz.
Feali şöyle söyledi: O toplantıda kararlaştırıldığı gibi Dalay Lamayla ilgili konuları iki bölümde göstereceğiz: İlk bölüm hayatıyla ilgili ilk bilgilerdi. İkinci bölüm onun öğretilerinin ve düşüncelerinin eğitimidir. Dalay Lamanın öğretilerinin ve düşüncelerinin eğitimi özel bir öneme sahiptir. Hindistan asıllı yeni manevi ayinlerin öğretilerinin pek çoğu ve hatta Hint asıllı olmayanların öğretilerinde de ortaklık ve birbirine benzerlik vardır. Bu öğretileri daha çok düşünüp irdelemek istiıyoruz.
O Dalay Lamanın öğretilerinin eğitiminin çeşitli ve çok sayılı olduğunu beyan ederek şöyle söyledi: Şayet yaklaşık olarak 9 öğreti onun düşünce fikirlerinden kurulmaktadır. Burada onlardan bir kaçına değineceğiz. Dalay Lamanın ilk öğretisi asıl Cisimlenme’dir. Önceki konuda değinildiği gibi asıl cisimlenme (tenasuh) Hint kültürüyle içiçe geçmiştir ve ne zaman Hindistanın ismi söylense asıl tenasuh zihne çağrışım yapıyor. Bununla birlikte Hint kültürü yani tenasuh ve tenasuh yani Hindistan kültürü!
Bu Üniversite ve Din Okulu Öğretmeni şöyle söyledi: cisimlenmenin Hint asıllı değil de Mısır ve firavunlar zamanına döndüğünü söyleyen düşünceler öne sürülse de cisimlenmenin hindistandaki kaynağı oradaki Hindu düşüncesidir. Geçen oturumlarımızda cisimlenmeyi sade şekilde tanımlayıp onun reddinde ise iki nedeni açıkladık.
Bu Üniversite ve Din Okulu Öğretmeni Dalay Lama dininin en önemli faktörlerini beyan ederek şunları söyledi: O yaşamın hedefinin mutlu ve mutlu yaşamak olduğuna inanıyor ve bu hedef dakik olarak Buda öğretisi üzerine ve Budizm diniyle şekillenmiştir.Budanın asıl ismi ‘Sizarte Guteme’, milattan önce beşinci yüzyılın yarısında yaşamıştır ve söylenenlere göre ibadetle yedi yıl meşgul olduktan sonra nihayetinde bir çeşit açık görüşlülük durumuna ulaştı ve sonraları o biçimin ismini ‘Nirvana’ olarak adlandırdı. O tedricen öğretiler buldu ve karmaşık insanlığın kurtuluşu için nüshalar yazdı.Onun öğretileri coşkunluk halinin hasılıydı.Yaklaşık olarak 45 yıl baştan başa Hindistana yayıldı ve süratle Hindistandan çıktı.
O açıkladı: Buda öğretilerinin bir çoğu çeşitli,ayrıntılı ve genişletilmiştir. Ben sadece onlardan biri olan asıl mutluluğa Dalay Lamanın öğretileriyle ilgili olduğu için değineceğim. En önemli Buda öğretisinin asıl dert ve elem olduğunu söyliyebiliriz ve eğer insan ondan kurtulabilirse onun yerine mutluluğu elde edecektir. Bu öğreti ondördüncü Dalay Lama tarafından bu dünyadaki asıl yaşam olarak telakki edilmiştir.
Feali şöyle devam etti: mutluluğun aslı kesin olarak Budizmdeki acının üzerine kurulmuştur bu sebeple Budizm dinindeki asıl acıya göz atmalıyız. Buda meşhur dört asıla inanıyordu: ilk olarak yaşam doğumdan ölüme kadar acıdır ve insanın bütün hayatı acılarla,yoklukla,elemle ve çirkinlikle içiçe geçmiştir. İkinci olarak insanlardaki bütün bu acı ve elemlerin kökeni bu dünyada onların arzuları ve istekleridir. Ve bazı Farsça çevirilerde bu istek ve arzular nefsi hevesler olarak tercüme edilmiştir ve bu tercümelerin problemi vardır; zira Buda ayininde açıklanan arzu ve isteklerin hiçbir şekilde bizim dini kültürümüzde olan nefsani hevesler terimiyle mutabakatı yoktur. Bunlar bazılarının İslam ile başka dinler arasında kurmaya çalıştıkları benzerlikler sırasındadır.
Bu üniversite öğretmeni şöyle söyledi: Ben öğrencilere defalarca sağlam tavsiyelerde bulundum şöyleki eğer bir kültürle başka kültürün düşünsel ve kültürel öğeleri arasında benzerlik-hatta sözlü benzerlik- görürlerse hiçbir zaman aynı olduğu fikrine varmasınlar. Genel olarak kültürler arasında belgeler ve nedenlemeyle saptanmayana kadar, eşitlik varsayımı yasaktır. Bu konuda hatta çoğu büyük düşünürler de yalnışlığa düşmüşlerdir.
959296