Britanyadan kurtulmanın özgürlük yıldönümünde ‘Bağımsızlık reform olmadan mümkün değildir’ Ürdünlülerin tekrar söyledikleri slogan idi .
Bağımsızlık yıldönümünde Ürdün halkı düzenledikleri bu tür protestolarla temel reformlar için çağrı yaptılar.
Onlar ekonomik baskının halkın ceplerine kadar indiği zaman alarm göstergesi olduğunu vurgularken bu ülkenin Başbakanı ‘Elteravene’ hükümetinin kemer sıkma politikalarını protesto ettiler. Bu protestolar Meclisin Hükümete güven oyu vermesinden bir gün sonra kemer sıkma plânlarının uygulanmaya almaları yüzünden gerçekleşti. Ürdün Ortadoğudaki ekonomik problemler yaşayan Arap ülkelerinden biri olarak hortumlama ve ülkedeki yaygın ekonomik yolsuzluk sebebiyle üç milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıyadır.
Devlet bu bütçe açığı kemer sıkma politikasıyla halledilmezse yılın sonuna kadar 24.6 milyard dolara çıkıp bu ülkeyi karanlık bir geleceğe sürükleyeceğini uyarmıştır. Halk ise onların cebinden hazinenin açığının bu politikalar uygulanarak karşılanması yerine ülkenin siyasi siteminde şahzadelerin yolsuzlukları aleyhine temel reformlar yapılmasına inanmaktadırlar.
Ekonomi analistleri ve İslâmcılar, kemer sıkma politikasının çok tehlikeli olduğu ve büyük olasılıkla siyasi istikrarsızlığı arttıracağını söylüyorlar.
Bir süre önce İhvan-ı Müsliminin uluslarötesi kolu ‘Ürdün İslâmi hareket Cephesi’ yazdıkları bildirgede ülkedeki reformların durma noktasına gelmesindeki endişelerini dile getirerek hakim rejimin politikalarını eleştirdiler ve bu ülkedeki yoksulluk ve işsizlikle savaş uğrunda siyasi ve ekonomik reformların acil bir şekilde gerçekleştirilmediğini bu ülkenin kralı için alarm zili olarak belirtti.
Devlet defalarca reformları siyasetin yeni bir aşamasına giriş olarak açıklamasına rağmen analistler bu uygulamaların kemer sıkma politikalarıyla başlamasının Ürdün’ün yapısında herhangi bir değişiklik ile ilgili olduğuna benzemediğini belirttiler.
Ürdün Siyonist rejiminin varlığını kabul eden ilk Arap ülkesidir. Politikalarını her zaman Batı ile uyum içinde olarak devam etmiştir.Bu sebeple bölgedeki İslâmi uyanıştan endişe duymuştur.
2011 yılında İslâmi uyanış hareketinin başlamasıyla Ürdün caddelerinde protestolar bu ülkenin halkı tarafından egemen sistem aleyhine yapılmıştır. Görünen o ki, bu ülkenin hükümeti mali problemlere nispeten ve halkın geçim konularının önüne geçemezse bu ülkenin padişahı 2. Abdullah da kendiyle eşdurumda olan Salih ve Mübarek giden yola kavuşmalı olacaktır.
Rıza Adaletipur
1018551