IQNA

15:39 - May 08, 2022
Haber kodu: 3476125
İşrâkıyye felsefesi ile Müslümanların diğer felsefi okulları arasındaki fark, Sühreverdi'ye göre insanın kalbini ilahi bilgiye bağlanmak için geliştirebilmesidir.

Seyyid Mustafa Muhakkık Damad filozof, müçtehit ve İranlı hukukçu Tahran'da "Neden Sühreverdi?" başlığı altındaki toplantıda Müslüman bir filozof olan Şahab ​​Sühreverdi'nin aşağıda detaylı olarak okuyabileceğiniz düşüncesinden bahsetmiştir:

Felsefe tarihine bakarsanız ve İbn Sina'nın (MS 937-1037) tüm eserlerinin sayfalarını çevirirseniz, toplamda Kur’an'dan birkaç ayetten fazlasını göremezsiniz. İbn Sina'nın felsefi kitaplarında Kuran ayetleri çok fazla değildir. Fakat Molla Sadra'nın (Miladi 1540-1640) eserlerinde, kitabının her sayfasında bir veya iki Kur'an ayeti bulunduğu görülmektedir. Felsefesinin temel direklerinden biri Kur'an-ı Kerim'dir, ancak Molla Sadra'nın Kur'an'ın felsefi yorumları aslında Sühreverdi'nin (miladi 1154-1191) eserlerinin devamıdır.

Sühreverdi ilmi faaliyetine Kur’an ile başlamıştır. En ünlü kitabı olan "Hikmet’ul İşrâk’’ ın başında çok önemli ve öğretici bir tabir vardır ve bu Sühreverdi'nin küfürle itham edilmesine neden olmuştur. İşrâkıyye felsefesinin ilk sayfalarında, Tekvir suresi 23-24. ayetini aktarmıştır.

وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُبٖينِۚ

23-Andolsun ki onu  (Vahiy meleğini) apaçık ufukta görmüştür.

وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنٖينٍۚ 

24-O gayba ait bilgileri sizden saklamaz

«رآه» ın öznesi İslam Peygamberi (s.a.v)'dir ama soru şudur: Peygamber ne gördü ve «رآه» konusu nedir? Ünlü tefsirci, Cebrail'i gördüğünü söylüyorlar. Ancak Sühreverdi'nin bu ayeti "İşrâkıyye felsefesi’’nin kurulmasına temel teşkil eden bir yorumu vardır. Peygamber'in (s.a.v.) ufukta "aktif akıl" gördüğünü söylüyor. Bilgeler bir nedenden dolayı dünyanın içinde, hem doğasının hem de sebebinin ve sonuçlarının farkında olan bir aracı varlık olduğuna inanırlar. Bu dünyanın tüm algıları, bilinçleri ve güçleri O'nun lütfu ve yardımı ile yapılmaktadır. Maddi olmadığı için "akıl", bütünün aslı ile dünya arasındaki lütfa aracılık ettiği ve faal bir kuvvet olduğu için "faal akıl" olarak adlandırılır.

Bir sonraki ayet olan "وَمَا هُوَ عَلَى ْغَيْبِ بَضَنِينٍ", "faal aklın" Peygamberimiz (sav)'e ilim atfetmekte ve tüm insanların "faal akıl"a bağlanıp ilim alabileceklerini söylemektedir.

İşrâkıyye felsefesi ile diğer felsefi ekoller arasındaki fark, Sühreverdi'ye göre insanın aktif akıl ile bağlantı kurmak için kalbini geliştirebilmesidir. İnsan kalbi aktif akla bağlandığında bilgiyi alabilir. Sühreverdi'nin anlatmak istediği, faal aklın bilimi bir peygambere tahsis edilmediği ve diğerlerini mahrum bırakılmadığıdır. Sühreverdi’nin bu sözü kesinlikle haklıdır. Ancak halk, Sühreverdi'nin peygamberliğinin düzenli bir şekilde sona ermediğini ve diğer insanların da peygamber olabileceğini söylemek istediğini söylediler. Oysaki Sühreverdi hiçbir şekilde bunu söylememiştir.

Şahabeddin Sühreverdi (1154-1191), Zencan'ın yerlisi ve İran tarihinin en büyük filozoflarından biri olan Şeyh İşrak olarak bilinen, eserlerinin ana içeriğini Kur'an, felsefi, ahlaki ve fıkhî tasavvuf ana içeriğidir. Eski İran'ın bilgeliğini yeniden canlandırdı.

4035250

İsim:
Email:
* Yorumunuz:
* captcha: