Bakara suresi 257. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: "Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise sahte tanrılardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokarlar. İşte bunlar ateşliklerdir, bunlar orada devamlı kalıcıdırlar."
Bu ayet, müminlerin karanlıkta olduklarını, aydınlığa kavuştuklarını, kâfirlerin ise nurda olduklarını, isyan ve isyanlarının onları karanlığa sürüklediğini göstermektedir.
Ayette mümin ile kâfir mukayese edilmiş, Allah’a ve onun gönderdiği peygamberlere inananları Allah’ın aydınlığa götürdüğü, şeytana uyup kâfir olanları da şeytanın karanlığa ittiği, bu sebeble cehennemlik oldukları anlatılmıştır.
Bu ayette Allah, imana bağlı velâyet çerçevesine kendisini de dahil etmektedir. Bu müminler için büyük bir şeref, güven kaynağı ve heyecan vesilesidir. Velisi Allah olan bir müminin elbette yolu aydınlık olur, yüce velisi onu karanlıklardan çıkarır, nura ve aydınlığa kavuşturur; kalbi huzurlu ve nurlu, zihni berrak, aklı karışıklıktan uzak olur, yani mümin için tabii hal budur. Sahte tanrıları veli edinenlerin durumu ise müminlerinkinin aksinedir: Nur yerine zulmet, aydınlık yerine karanlık, huzur yerine huzursuzluk, akıl karışıklığı, sapıklık ve anarşi.
Şunu belirtmek gerekir ki insan, yaratılışına göre mümin veya kâfir olmadan önce bir taraftan nurda, diğer taraftan karanlıktadır. Bunun anlamı şudur ki, fıtratlarında Allah’a ve Tevhid’e yönelme eğilimi vardır, ancak Tevhid’in hakikatlerini ve Allah'a nasıl itaat edeceklerini bilmezler. Eğer mümin olurlarsa, Allah onları ilahi öğretilere yönlendirir ve onlara dinin hakikatlerini öğretir, böylece karanlıkları bırakıp aydınlığa ulaşırlar. Fakat kâfir olursa, tabiatının nuru kaybolur, neticede küfre, nifaka ve günaha döner ve büyük bir karanlığa gömülürler.
İmanı aydınlığa, küfrü karanlığa benzetmek çok anlamlı bir benzetmedir. Nur yani aydınlık yaşamın ve tüm nimetlerin ve yaşamsal çalışmaların ve büyümenin, tekamül ve hareketin kaynağıdır. Güven verici ve aydınlatıcıdır, barış ve huzur getirir. Karanlık, sessizliğin ve ölümün, uykunun ve cehaletin, kuruntu ve dehşetin sırrıdır. İşte iman ve küfür de böyledir.
Ayetin bu bölümünde ve buna benzer diğer ayetlerde değinilen bir diğer nokta da karanlığın 'çoğul' (zulumat) şeklinde verilmiş olmasıdır. Oysa nur ‘tekil’ gelmiştir. Hakikat yolunda birlik ve ittifak olduğu için ayrılık ve ikilik olmadığını gösterir. Hakikat yolu, iki nokta arasında dosdoğru düz bir yoldur ve daima birdir. Fakat batıl ve küfür, her türlü ayrılık ve dağınıklığın merkezidir. Bâtıl ehli bâtıllıklarında bile birlik içinde değildirler ve birlik maksatları yoktur, tıpkı iki nokta arasına çizilen ve “doğru çizgi”nin her iki yanında sayıları sayısız ve sınırsız olan sapan çizgiler gibidirler.
4072657