
Laik kavramı, Katolik Hristiyanlığın anlamsal sisteminde oluşmuştur. Hıristiyan rahipler, anlamsal sistemlerini tanımlarken, kilisenin Mesih’in bedeni olduğunu, çünkü Mesih’in cennete yükseldiğini ve bu kilisenin Mesih’in bedeninin bir simgesi olduğunu söylediler.
Bazıları Mesih’e tam iman ederek bir müminler topluluğu oluşturarak hayatlarını Mesih’in bedenine adadılar, yani rahip, keşiş ve rahibe oldular.
Sıradan insanlar, Mesih’e inandıkları halde, kendilerini yüzde yüz kiliseye adayamadılar. Bu nedenle kilisenin efendileri bu insanları laik olarak adlandırdı. Bu nedenle, Hıristiyan dünyasının yorumunda, laik insanlar, Hristiyan olup Mesih’e hizmet etmeye inananlardır, ancak kiliseye hizmet etme fırsatı bulamayanlardır.
Kilisesini mütevellileri onları laik olarak adlandırdılar. Laik çalışma, kilisenin ayinlerine aykırı şeyler yapmak anlamına gelir. Tıpkı evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi dünyevi eylemlerde bulunmak. Bu açıklama ile İslam Peygamberi’nin (s.a.v) hayatına kilise mütevelli heyeti kuralına göre bakacak olursak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı, ticaret yapmayı, çalışmayı ve geliri emretmiş ve bu işleri kendileri de yapmıştır. Dolayısıyla onlara göre Peygamber (s.a.v.) ve bütün Müslümanlar laiktir.
Kilise halkı, Tanrı’ya ulaşmanın tek yolunun tüm dünya işlerini terk etmek olduğuna inanır, ancak İslam’ın görüşü farklıdır.
Kur’an fiziksel dünya ile manevi dünya arasındaki ilişkiyi açıkça tanımlamıştır. Kur’an, gayb ve şehadet kavramlarını kullanmıştır. Gayb alemi duyularla algılanamayan ve şehadet ise duyularımızla bildiğimiz dünyadır. Fakat laik kavramın İslam dünyasındaki tercümesine göre gelenek olarak çevrildiğinde gelenek gerçekten laik ile eşdeğer midir?
İslam, geleneği din karşıtı olarak görmez
Pek çok âlim ve kadı yeni bir yere girdiğinde ya şeriata göre ya da örf ve âdete göre hüküm vermiş, örf ve âdeti din ve dinden farklı görmemişlerdir. Ama bugün laik denilince dine ve şeriata aykırı olan her şey kastedilmektedir.
Bugün dünyayı temelde laik, laik olmayan ve dinsel olarak ayırdık, Kur’an anlam sistemi dünyayı bu şekilde yorumlamıyor.
Allame Caferi, İslami tasavvuf kitabında dini bilgiler konusunu ele almıştır. Dini bilginin oluşumunu tanımlar ve yedi ilim aleminden oluştuğunu söyler. Birincisi bilimsel alan, İkincisi, burhan ve sebep alanı,üçüncü şühud, dördüncüsü ahlaki, beşincisi hikmet, altıncısı irfani ve yedincisi dinidir. Bu alanlar kümesi, insanın mutluluğu için ihtiyaç duyduğu dini bilgileri oluşturur.
Allame Caferi’nin tanımını dikkate alırsak, mevcut açmazları aşmanın bir yolunu buluruz.
Din sosyolojisi araştırmacısı ve öğretim görevlisi Seyyid Cevad Miri’nin IQNA ile ropörtajından alınmıştır.
4082901