
İnsan bazen derunî duygularına kapılarak vesveselenir ve gaflete düşürebilir. Bazen de düşünceleri dağılır davranışını ve düşüncesini kontrol edemeyebilir. Allah bu gibi durumlar için istiâze yolunu önermiştir. İstiâze her türlü kötülükten korunabilmek için sözle Allah’ın yardım ve himayesini istemeyi ifade eder.
Kur’an-ı Kerim’de bu kavram 17 kez zikredilmiştir. Peygamberler bunu pek çok durumda kullanmıştır ve Allah’ın seçilmiş kullarının bile gaflete düşebileceği belirtilmiştir. Unutmayalım ki Allah bizden kendisine sığınmamazı ve şeytanla savaşmamamızı tavsiye eder. Çünkü şeytan tecrübelidir.
Nuh Peygamber (a.s), oğlu boğulmak üzereyken, babalık duyguları nedeniyle Allah’tan oğlunu kurtarmasını istemiş, Allah da onun yaptığı kötülükler nedeniyle boğulduğunu söylemiştir. Hz Nuh (a.s) Allah’ın cevabını alınca, “Bilmediğim şeyi istemekten Sana sığınırım” diyerek Allah’a sığındı.
Hz. Musa (a.s), Firavun ile karşılaşınca Allah’a sığındı. Hz. Yusuf (a.s), Züleyha’nın karşısına çıktığında “Allah benim sığınağımdır” ifadesini kullandı. Hz.Muhammed (s.a.v.) bir takım zorluk ve sıkıntılarla karşılaştıktan sonra Allah’a sığındı ve ardından Nas ve Felak sûreleri nazil oldu.
Nuh’un oğlu, maddi şeylere ve şeytana sığınmanın kendisini kurtaracağını düşünerek bir dağın zirvesine çıkmış, ama yanılmıştı. Bu yüzden kendimizi kurtarmak için Allah’ı tek sığınağımız olarak görmeliyiz.