
Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı (a.s) Genel Sekreteri Ayetullah Rıza Ramazani, ‘İslam’da Kadının Yeri’ konusunda açıklamalarda bulundu:
Kadın hakkında çok şey söylenmiş ve insanlık tarihinin farklı dönemlerinde kadına karşı bir tür teveccühsüzlük oluşmuştur. Cahiliye dönemi o zamanlardan biridir. O dönemlerde kadının toplumda yeri olmadığı tarih kitaplarında belirtilmektedir.
Batı’da kadınlara teveccüh etmeme
Modern çağda kadınlara karşı çok fazla teveccüh edilmediğini görüyoruz. Batıda kadınlar araçsal olarak kullanılmış olup Montesquieu’nun ‘Kanunların Ruhu’ gibi önemli kitaplarında da kadınlara yönelik sert sözlerin olduğunu görebiliriz. Kadınlara yönelik kalkınma hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, sosyal haklar, yönetim hakkı ..vb konularda teveccüh edilmediği konusunda görüş birliği vardır.
Bazı Müslümanlar arasında ise kadınların ve kız çocuklarının eğitim hakkına sahip olmadığını görüyoruz.
İslam ülkelerinin genel kültüründe de bazen kadına yönelik olumsuz bakış açısı ataerkillik ve kadına yönelik zulmü görmekteyiz. İslam böyle bir şeyi tasvip etmediği gibi ataerkilliğin kınanması gereken bir şey olduğunu defalarca vurgulamıştır.
İslam’da kadının yeri
Bazı dini kitaplarda Hz Havva’nın Hz Adem’i yoldan çıkardığı söylenmekte olup Kur’an bu konuya açıklık getirerek Adem’in fitnesine sebep olanın şeytan olduğu söylemiştir.
Kur’an-ı Kerim’de Hz Adem ve Hz Havva’nın manevi konumundan bahsedilmiş olup Hz Havva’ya ismet (günahlardan sakınma) makamı nispet verilmiştir. Hz Meryem hakkında da söylenmiştir. Al-i İmrân suresi 42. ayeti: “Melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni bütün dünyadaki kadınlara üstün eyledi.”
Bu yüzden Hz Meryem’in kutsal bir yeri vardır. Aynı halde Kur’an, Firavunun eşi Asiye’yi tağut atmosferinde tevhid dinine yöneldiği için topluma rol model olarak tanıtır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) kadının hemşirelik ve sosyal yönetim rolünü üstlenmesi ve ihmal etmemesi gerektiğini birçok kez söylemiştir. Sadru’l-İslam döneminde kadınlar bilimsel, sosyal ve politik olarak gelişti ve sosyal olarak aktiftiler.
Allah Kur’an-ı Kerim’in Rum suresi, 21. ayetinde şöyle buyuruyor: “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.”
Bugün birçok durumda kadınların daha düşük ücretler aldığını görüyoruz ve bu da kadının bir araç olarak kullanıldığının bir göstergesidir. Kadınlar toplumda dikkatli olmalı ve buna izin vermemelidirler.
Batı ülkelerine bakıldığında, kadınların pek çok mağazada alet olarak kullanıldığını ve feminizm hareketinin onları aşağıdan yukarıya taşımadığını sadece kadın haklarının sloganlarda kaldığını ve bugün kadınların en kötü durumuna tanık oluyoruz. Hatta bu kültürü başka ülkelere taşımak gerektiğini söylüyorlar. Oysa biz bu davranışları kadının özgürlüğünün bir işareti olarak görmüyoruz aksine sınırsız ve kontrolsüz olarak nitelendiriyoruz.
Toplumda ilâhi bir din olmasa bile, insanın sosyal olması, kadına saygı duymamızı, özgürlük ve usülsüzlüklerinin sınırını belirlememizi gerektirir. İslam Peygamber’i (s.a.v) insanı ilâhî yola hidayet ederek zincirlerinden kurtarmaya çalıştı.