
Alak suresi insanın ilâhi nimetlere ve Allah’ın iltifatına nail olabileceği bir yol tanıtmaktadır. Ayete göre insan bu mertebeye eğitim ve öğrenimle ulaşabilir.
Alak suresi, 1-5. ayetleri: “Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.”
Bu, Hz. Muhammed’e (s.a.v) indirilen ilk suredir ve okumanın ve öğrenmenin vahyin bir parçası olduğunu gösterir. Bu ayetler, bu vahyin ve bu mucizenin mahiyetini önceki vahiylerden farklı olarak tanıtmaktadır.
Bu ayetlerde ilim öğrenme insan nefsi için bir sermaye olarak görülmektedir. Allah ayette insanın okuyarak ve öğrenerek İlâhi iltifata bağlanabileceğini söylüyor. İnsanı büyük yapan Allah’ın vahyi ve eğitimi ile bağlantılıdır. İlâhi eğitim yolundan uzaklaşmak ise insanı en aşağı konuma düşürür.
Tarih boyunca kalıcı olan tüm insan düşünceleri yazılı eserler aracılığıyla korunur ve gelecek nesillere aktarılır. Bu yazılı eserler, Allah'ın üzerine yemin ettiği bir kalemle yapılmıştır. Kalem suresi, 1. ayeti: “Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki,..”
Allah öğretmendir ve insanlar öğrencilerdir. Konu, insanların hakkında hiçbir bilgisi olmadığı tüm konulardır. İnsanlar bilmedikleri şeyleri öğrenerek daha yüksek mevkilere ulaşabilirler.
Allah lütfu ve iltifatından dolayı insanı eğitir. Bu eğitim insanın büyüklük ve değerlere doğru hareketine yardımcı olur.
Allah’ın insanı eğitmesi iki çeşittir: Birinci tür eğitim, Allah’ın doğrudan insan varlığına yerleştirdiği eğitimdir. Zati ve fıtri eğitim olarak adlandırılır. İkinci tür, peygamberler aracılığıyla yapılan dolaylı eğitimdir. Peygamberler, sözleriyle ve yaşam tarzlarıyla insanların neye ihtiyacı olduğunu öğretmeye çalışmışlardır. Al-i İmrân suresi 164. ayeti: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.”
4099138