
El Cezire’nin haberine göre, 1997’den bu yana farklı kurumların farklı tanım önerileri getirmesine rağmen ortak bir noktada buluşulamaması, tartışmaları hem siyasi çevrelerde hem de Müslüman topluluklar arasında tekrar alevlendirdi.
Şubat ayında terimin resmi tanımını geliştirmek üzere kurulan bir hükümet komitesinin geçen ay yayınladığı raporun ardından konu daha da önem kazandı. Yetkililer, nihai versiyonu yayınlamadan önce raporu inceliyor.
“İslamofobi” terimi, İngiltere’de ilk kez 1997’de Runnymede Trust’ın yayımladığı raporla yaygın kullanıma girdi. Vakıf, o dönem kavramı “İslam’a yönelik asılsız düşmanlık ve bunun sonucundaki ayrımcılık” olarak tanımlamıştı. 2017’de güncellenen raporda ise İslamofobi, “Müslüman karşıtı ırkçılık” şeklinde daha kapsamlı bir ifadeyle yeniden tanımlandı.
2018’de İngiltere Müslümanlarına ilişkin Karma Parlamento Grubu (APPG) da kavramı “Müslümanlıkla bağlantılı ya da Müslüman olduğu varsayılan kişileri hedef alan bir ırkçılık türü” olarak tanımladı. Bu tanım bazı yerel yönetimler ve üniversiteler tarafından benimsenirken, hükümet tarafından kabul edilmedi.
Southampton Üniversitesi’nde İslamofobi üzerine çalışan akademisyen Dr. Maisha Islam, resmi bir tanım üzerinde anlaşma sağlanamamasının iki ana nedene dayandığını belirtiyor: “ifade özgürlüğü tartışmaları” ve “paradoksal İslamofobi yaklaşımı.”
İslam, tanım eksikliğinin kendisinin dahi İslamofobik bir tutum olarak görülebileceğini dile getirerek şunları söylüyor:
“İngiltere’de Müslümanlara yönelik nefret suçları artmasına rağmen onlara yönelik net bir güvence sağlanmış değil. Geçen yıl kayıtlara göre, Müslümanlara karşı en fazla nefret suçunun işlendiği yıl oldu. Hükümet 2019’da bu konuda tanım geliştirme sözü vermişti ancak hâlâ bir ilerleme yok. Bu durumun kendisi bile İslamofobiyle ilgili sorunları büyütüyor.”
Akademisyen İslamofobinin resmi olarak tanımlanmasındaki gecikmenin, siyasi irade eksikliğinden kaynaklandığını belirterek resmi bir tanımın olmamasının, Müslümanlara yönelik saldırıların takibini zorlaştırdığına ve birçok olayın bildirilmediğine ve dolayısıyla belgelenmediğine inanıyor.
Araştırmacı aynı halde İslamofobiyle ilgili sorunların, Müslümanlara sokaklarda ve camilerde yönelik sözlü ve fiziksel saldırılar ile aşırı sağcı faaliyetlerin artışıyla birlikte İngiltere’deki Müslümanlar için günlük bir gerçeklik haline geldiğini belirtti.
Akademisyen bu tür vakaların İslam’a göre Müslümanların günlük yaşamları üzerindeki etkisinin çok somut olduğunu belirtti.
4318595