
ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısının başlamasından bu yana 26 günden fazla zaman geçmesine rağmen, operasyonun ilan edilen hedefleri yalnızca gerçekleşmemiş olmakla kalmadı; aynı zamanda saldırgan taraflar için stratejik bir çıkmazın ve sahadaki ile siyasi başarısızlıkların giderek daha belirgin hale geldiğine dair işaretler ortaya çıkmaktadır.
Masum öğrenciler de dahil olmak üzere sivillerin öldürülmesiyle başlayan bu savaş, kısa sürede geniş insani, güvenlik ve ekonomik boyutlar kazanmış ve uluslararası medyada farklı tepkilere yol açmıştır.
İran'a dayatılan savaş ile ilgili gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller ile röportaj yaptık.
Mehr- İran’da kaos oluşturmak ve rejimi değiştirmek, ABD ve İsrail hükümetinin stratejik hedefleri olarak görülüyordu ve bunun savaşın ilk günlerinde gerçekleşeceğini düşünüyorlardı. Ancak şimdi İran halkının gece gündüz meydanlarda bulunarak vatan savunması ve ülkenin silahlı kuvvetlerine destek verdiğini görüyoruz.
İsrail ve ABD’nin stratejik hedeflerinin gerçekleşmemesinde hangi faktörler etkili oldu? İran’ın askeri hazırlığını ve Tahran’ın verdiği yanıtı nasıl değerlendiriyorsunuz?
ABD ve İsrail, İran’a saldırırken üç temel konuda yanıldı.
Birincisi, Washington ve Tel Aviv, yoğun bir bombardıman sonrasında, İran’daki muhaliflerin ayaklanacağını ve rejimin yıkılacağını hesapladı ama yanıldı. Bilmedikleri şuydu, konu ABD ve İsrail saldırısı olursa, İranlı muhalifler, vatanlarını savunurdu. Öyle de oldu. Kimse ayaklanmadı, tersine tüm İran halkı ABD ve İsrail saldırısına karşı kenetlendi.
İkincisi, Washington ve Tel Aviv, İran’ın dibi liderini ortadan kaldırınca, İran devletinin çözüleceğini hesapladı ama yanıldı. Çünkü Hamaney devletin en tepesindeki isim olsa da, İran devlet yapısı, kurumlarıyla, kurullarıyla ve kurallarıyla ayakta. Boşalan koltuk yasalara uygun bir şekilde dolduruluyor ve devlet varlığını sürdürüyor.
Üçüncüsü, Washington ve Tel Aviv, İran’ın füze ve dron stoklarının biteceğini ve bir süre sonra İran’ın yanıt veremeyeceğini düşündü ama yanıldı. Tersine ABD’nin stoklarında sıkıntı oluştu, ABD’nin lojistik sorunu olduğu ortaya çıktı. ABD bu gerçeği örtebilmek için hemen her gün “İran’ın füze ve dron kapasitesini imha ettik” diye açıklama yapıyor ama İran her gün ABD üslerini ve İsrail’i vurmaya devam ediyor.
Bu tablo ortaya koydu ki İran, halkıyla ve ordusuyla, direniş kararlılığı ve füzeleriyle savaşa iyi hazırlanmış.
Türkçede bir atasözü vardır, “yanlış hesap Bağdat’tan döner” denir. Bugün gördük ki “ABD’nin yanlış hesabı Tahran’dan döndü!”
Mehr- Savaş koşullarında İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, savaşın dengeleri ve hesapları üzerinde nasıl bir etki yarattı?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin yapıldığı yer olarak kritik bir konumda. İran’ın boğazı ABD ve İsrail bağlantılı gemilere kapatması, ABD’yi birkaç cephede birden sıkıntıya soktu.
Birincisi, boğazı açamamak, ABD donanmasının gücünün sınırlarını ortaya koydu. İran dron ve füzelerinin kıyıya yaklaştırmadığı ABD savaş gemileri boğazı açamadı.
İkincisi, ABD’nin burayı açabilmek için müttefiklerinden yardım istemek zorunda kalması, ABD ve İsrail’in İran’a güçlerinin yetmediğini ortaya koymuş oldu.
Üçüncüsü, Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol arzı ve fiyatlarını etkiledi. Ekonomiyi alt üst edecek bu gelişme karşısında ABD yakın müttefiklerini de zorlayarak piyasaya rezervlerden 400 milyon varil petrol sundu. Diğer yandan ABD önce Rusya’nın ardından da İran’ın pertolünün satışının yapılabilmesine mecbur kaldı. Yani ABD Rusya ve İran’a petrol satamasın diye ambargo koyarken, oluşan açığı kapatmak için, Rusya ve İran’ın petrolünün alınabilmesini onaylamak zorunda kaldı.
Mehr- ABD Başkanının artık savaş yerine müzakereden söz etmesi ne anlama geliyor? Öte yandan İranlı yetkililer, savaşın ancak tekrarının olmaması şartıyla sona erebileceğini söylüyor. Yakın gelecekte bir ateşkes ihtimali var mı?
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, Washington’un bir çıkış planı aradığına işaret ediyor olabilir. Zira çok sıkışmış durumdalar. Ama Trump’ın sözleri aynı zamanda lojistik hatları oluşturmak için zaman kazanmaya yönelik bir tuzak da olabilir. ABD’nin bu konularda güvenilmez olduğunu dünyada en iyi bilen ülke İran’dır. Çünkü emperyalist ABD, müzakere masasındayken İran’a saldırdı.
Ama ABD çıkış arıyor da olsa, zaman kazanmak için manevra da yapıyor olsa, sonuçta her ikisi de ABD’nin zorluk yaşamasıyla ilgilidir. Çünkü İran direnemese, ABD ve İsrail saldırılarına etkili yanıt veremese, Trump çıkış ihtiyacı da duymayacak, zaman kazanma arayışında da olmayacak.
Dolayısıyla Trump’ın sözleri, birbirini tutmasa da, toplamda ABD’nin sıkışmasına işaret ediyor. Ama asıl problem şu: ABD’nin bu savaştan çıkışı, İsrail’in felaketi olacaktır. Bu nedenle İsrail ve Netanyahu, Trump’ı ve çetesini savaşta tutabilmek için her yola başvuracaktır.
Mehr- New York Times’ın son raporunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Rapora göre Mossad, Netanyahu ve Trump’ı İran’a yapılacak bir saldırının rejimin devrilmesine yol açacağı konusunda ikna etmişti; ancak pratikte bunun büyük bir hesap hatası olduğu ortaya çıktı. ABD ve İsrail, emperyalizm ve Siyonizm, Trump ve Netanyahu, iki liderin etrafındaki çeteler, hepsi birden büyük hesap hatası yaptılar. İran rejimini, İran halkının dayanışma duygusunu, İran ordusunun kabiliyetini, İran’ın gücünü hesaplayamadılar.
Kürtleri hatta Azeri Türklerini ayaklandırarak rejimi yıkabileceklerini hesapladılar ama yanıldılar. Anlamadıkları şuydu. İran devleti Perslerin olduğu gibi Türklerin de Kürtlerin de devletiydi. İran Irak ya da Suriye değildi. O nedenle İran halkı, Persiyle, Türküyle, Kürtüyle ABD ve İsrail saldırısına karşı vatanseverlik cephesinde birlikte direndi.
Ayrılıkçı beş Kürt partisinin saldırıdan hemen önce İran’da rejimi yıkmak üzere ittifak yapmasını, ABD ve İsrail, rejimi yıkmanın kaldıracı olarak gördüler ama Kürt partileri Kürtlerin çoğunluğu değildi. O ittifak işe yaramayacağı için de savaşın ikinci haftasında Irak’ın kuzeyindeki Barzani ve Talabani gruplarını sahaya sürmek istediler ama Trump olumlu yanıt alamadı. ABD ve İsrail’in Kürt kartını kullanmakta başarısız olmasında, Ankara ile Bağdat’ın yürüttüğü diplomasinin de etkisi oldu.
New York Times’ın yayınladığı rapor, ABD ile İsrail’in başarısızlığını ortaya koyuyor ama en önemli nedeni saptayamıyor, onu da biz belirtelim.
ABD ve İsrail haksız ama İran haklı. ABD ve İsrail saldırıyor, ama İran kendisini savunuyor. ABD ve İsrail halkının önemli bir kısmı bu savaşı desteklemiyor ama İran halkının tamamı ülkesini koruyabilmek için kararlılıkla direniyor. Savaşları silahlardan ziyade irade kazanır. Savaşları diz çökmektense ölmeyi göze alabilenler kazanır. İran’ın asıl gücü de budur.
Mehr haber