
Liderin mesaj metni : “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Yüce Allah’ın bölgemizdeki Müslüman milletler, özellikle de İslamî İranı’nın aziz halkı için bahşettiği eşsiz nimetlerden biri ‘Fars Körfezi’dir. Bu nimet, yalnızca bir su havzası olmanın ötesinde, kimliğimizin ve medeniyetimizin bir parçasını oluşturmuş; milletleri birbirine bağlayan bir nokta olmanın yanı sıra, Hürmüz Boğazı ve ardından Umman Denizi üzerinden küresel ekonominin hayati ve benzersiz güzergâhını meydana getirmiştir. Bu stratejik değer, geçmiş yüzyıllarda birçok şeytani odağın iştahını kabartmış; Avrupalı ve Amerikalı yabancı güçlerin tekrarlanan saldırıları, güvensizlikler, zararlar ve bölge ülkelerine yönelik tehditler, küresel güçlerin Fars Körfezi sakinlerine karşı kurduğu planların yalnızca bir bölümünü oluşturmuştur. Bunun en son örneği ise ‘büyük şeytan’ın son dönemdeki saldırgan girişimleridir. Fars Körfezi’nin en uzun kıyı şeridine sahip olan İran milleti, bu bölgenin bağımsızlığı ve yabancı müdahalelere karşı en büyük fedakârlıkları yapmıştır. Portekizlilerin bölgeden çıkarılması ve Hürmüz Boğazı’nın özgürleştirilmesi —ki bu olay Ulusal Fars Körfezi Günü olarak adlandırılmasının temelini oluşturur—, Hollanda sömürgeciliğine karşı mücadele ve İngiliz sömürgeciliğine karşı direniş destanları bu sürecin örneklerindendir. Ancak İslam Devrimi, Fars Körfezi bölgesinde küresel güçlerin etkisini azaltma mücadelesinde bir dönüm noktası olmuştur. Bugün, zorba güçlerin bölgede gerçekleştirdiği en büyük askeri yığınak ve saldırının üzerinden iki ay geçtikten ve ABD’nin planının utanç verici yenilgisi sonrasında, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda yeni bir dönem şekillenmektedir. Fars Körfezi bölgesi halkları, uzun yıllar boyunca yöneticilerinin zorbalara karşı sessizliğine ve boyun eğişine alışmışken, son 60 günde ordunun ve Devrim Muhafızları’nın deniz kuvvetlerinin kararlılığını ve mücadelesini; bunun yanı sıra İran’ın güney bölgelerindeki halkın ve gençlerin yabancı egemenliğini reddeden cesaretini yakından gözlemlemiştir. Bugün, Yüce Allah’ın inayeti ve özellikle üçüncü dayatılmış savaşın mazlum şehitlerinin kanı sayesinde, yalnızca dünya kamuoyu ve bölge halkları nezdinde değil, hatta ülkelerin yöneticileri açısından da açıkça ortaya çıkmıştır ki, Amerikan varlığı ve Fars Körfezi topraklarındaki yerleşimi, bölgedeki güvensizliğin en önemli nedenidir. ABD’nin sözde üsleri kendi güvenliğini dahi sağlayacak kapasiteden yoksundur; bölgedeki müttefiklerinin güvenliğini temin etmesi ise söz konusu değildir. İnşallah, Fars Körfezi bölgesinin geleceği parlak olacak; bu gelecek ABD’siz, halkların ilerlemesine, huzuruna ve refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır. Fars Körfezi ve Umman Denizi’nde komşularımızla ‘ortak kader’ paylaşıyoruz. Binlerce kilometre öteden açgözlülükle müdahale eden yabancıların bu bölgede yeri yoktur; onların yeri ancak suların derinlikleridir. İlahi lütufla, direniş politikaları ve güçlü İran stratejisi sayesinde elde edilen bu zafer zinciri, yeni bir bölgesel ve küresel düzenin başlangıcı olacaktır. Bugün İran milletinin eşsiz uyanışı yalnızca milyonlarca insanın Siyonizm ve kan dökücü Amerika’ya karşı mücadelesiyle sınırlı değildir. Ülke içindeki ve dışındaki 90 milyonluk İran halkı; kimlik, maneviyat, insan kaynağı, bilim, sanayi ve nano, biyo, nükleer ve füze teknolojileri dâhil olmak üzere tüm kapasitesini ulusal bir değer olarak görmekte ve bunları kara, hava ve deniz sınırları gibi korumaktadır. İslamî İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim nimetinin şükrünü fiilen yerine getirerek Fars Körfezi bölgesini güvenli kılacak ve düşmanların bu su yolunu kötüye kullanmasına son verecektir. Hürmüz Boğazı’nda uygulanacak yeni hukuki düzen ve yönetim, tüm bölge halklarının yararına olacak şekilde refah ve ilerleme sağlayacak; ekonomik getirileri halkları memnun edecektir. Allah’ın izniyle, kâfirler hoşlanmasa da.” Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney 30 Nisan 2026
IRNA