IQNA

Ürdünlü analist:

ABD İran direnişinden kaynaklanan küresel değişimi durdurmaya çalışıyor

9:09 - July 20, 2026
Haber kodu: 3491462
IQNA – Ürdünlü analist ABD’nin İran’a yönelik gerilimi tırmandırmasında asıl hedefin İran’nın iradesini kırmak, İran ile Direniş Ekseni’nin sömürgeci egemenliğe karşı sergilediği kararlı duruşun yol açtığı küresel dönüşümü durdurmak olduğuna inanıyor.

Ayrıca Ürdünlü siyasi analist Amerika’nın İran’a ekonomik ve müzakere sürecinde baskı kurma amacı taşıdığını da belirtti.

Imad al-Hataba, Lübnan’ın Al-Mayadin Haber Ajansı'nda yayımlanan ‘İrade Savaşı’ başlıklı bir makale yazdı. Makale metni şöyle:

Siyasi uzmanlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgede tam ölçekli bir savaşa girmek istemediği konusunda neredeyse hemfikir ve son dönemde Fars Körfezi’ndeki ABD geriliminin tırmanmasının iki amacı olduğuna inanıyorlar: İran’ın son saldırganlık turunda yarattığı Amerikan yenilgisi imajından kurtulmak ve daha fazla puan kazanmak için İran’ı deniz ablukası ve bir ölçüde kara ablukası yoluyla ekonomik ve sosyal baskı altına almak.

Bugün yaşananlar sadece doğru ve yanlış anlatıları arasındaki çatışma yada ordular ve  politikacılar arasındaki bir savaş değil. Bu çatışmanın kalbinde, geleceğin dünyasının tohumları şekilleniyor. Bu dünyada son sözü kötülük güçleri değil, bizzat halk ve onun hayati güçleri söyleyecek. Kendi kaderlerini kendileri tayin edecekler.

İtalyan Marksist Antonio Gramsci, ünlü kitabı Hapishane Defterleri’nde şöyle yazıyor: “Eski dünya ölüyor, yeni dünyanın doğuşu gecikiyor ve bu ara dönemde canavarlar ortaya çıkıyor.” Bu canavarlar devlet biçimini ve yapısını almış olsalar da bu, gerektiğinde vahşi doğalarını ortaya koymalarını engellememiştir. Bununla birlikte, bu canavarlar ölümü veya doğumu engelleyemezler. Bu nedenle, yeni dünya kaçınılmaz olarak geliyor. Bu fikir iyimserlik getirdiği kadar kötümserlik de getirebilir. Ya canavarlar kazanırsa? Dünya, sömürgeci güçlerin hayalini kurduğu türden bir ormana dönüşmez miydi?

Amerika Birleşik Devletleri İran ile mutabakat zaptını imzaladığında, her iki taraf da ABD’nin bu maddenin hiçbir hükmüne uymayacağını biliyordu. Bu gerçek, şehit İran lideri tarafından defalarca dile getirilmişti. İran toparlanmak için zamana ihtiyaç duyarken, ABD her ne pahasına olursa olsun doğrudan çatışma bataklığından kurtulmayı ve bölgenin ve dünyanın diğer kısımlarında zaferler elde etmeye çalışıyorduç. Bu durum, Lübnan ile İsrail rejimi arasındaki ‘Çerçeve Anlaşması’nda, Güney Lübnan’daki Siyonist rejimin anlaşmayı ihlal etmesinde ve Hamas’ın Gazze’deki hükümetini feshetmesi ve kontrolü ABD ‘Barış Konseyi’ne devretmesi için yapılan baskıda açıkça görülüyordu.

Bu perspektiften bakıldığında, Fars Körfezi’ndeki savaş alanına dönüş, Senatör Lindsey Graham’ın savunduğu gibi İran yönetimini devirmek veya İran’ı dünya haritasından silmek amacıyla değil, bugün İran tarafından yönlendirilen küresel değişim ivmesini durdurma hedefidir. Bu değişimin kıvılcımı, Aksa Tufanı operasyonuyla 7 Ekim 2023’te Gazze’de başlamış ve bugün İran Silahlı Kuvvetleri ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (İDGK) başarılarıyla zirveye ulaşmıştır.

Tarihsel olarak, sömürgeci güçler diğer ülkeleri kendi arka bahçeleri olarak değil, aynı zamanda toprağın asıl sahiplerinin dahi ayak basma haklarının bulunmadığı      özel mülkleri olarak görmüşlerdir. Mısır’ın o zamanki cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi (1965) bunun bir örneğidir ve bu durum ülkeye karşı üçlü bir saldırıya yol açmıştır. Benzer şekilde, Muhammed Musaddık’ın İran petrolünü millileştirdiğinde, Amerika ve İngiltere ona karşı bir darbe düzenlemiştir. Bunlar sadece birkaç örnektir. Bu nedenle, Suriye, Yemen, Gazze ve İran’a karşı kendi saldırgan savaşlarını başlatmaları şaşırtıcı değildir. Direniş ekseni, özgürlük için mücadele ederek ve gerçek bağımsızlığı elde ederek sömürgeci güçlere meydan okumuştur.

“Çerçeve Anlaşması” metninde, Hürmüz Boğazı’na giren gemilerin İran tarafından belirlenen ve bu gemilerin korunmasından sorumlu olan güzergahı kullanma yükümlülüğü açıkça belirtilmiştir. Bu yükümlülük, boğazdan geçen gemilerin ait olduğu ülkeler ve şirketler tarafından da kabul edilmektedir. Bu sebeple bazı gemilerin güney güzergahını kullanmayı tercih etmesi iki olasılıktan birini akla getiriyor: Ya bu gemilerin ait olduğu şirketler İran'ın beklenen eyleminin riskini ve sonuçlarını üstlenmeye karar vermişlerdir, ya da bu gemilerin ait olduğu ülkeler (Katar, Suudi Arabistan ve Kıbrıs) riski kabul etmeye karar vermişlerdir. Aslında bu olasılıkların hiçbiri makul değildir. Diğer bir senaryo ise Amerika Birleşik Devletleri’nin, bu gemileri ya zorla ya da koruma vaatleriyle güney güzergahını kullanmaya zorlamasıdır.

Geriye kalan soru şu: Daha önce de belirttiğim gibi, Amerika Birleşik Devletleri bu savaşa dahil değilse, neden tüm bunları yapıyor? Bunun birçok nedeni var, en önemlileri şunlardır:

1-İran’ın iradesini kırmak ve tüm ticaret yolları üzerindeki sömürgeci hegemonyayı teyit etmek, özellikle de şehit İran liderinin tarihi cenaze töreninden sonra, bu tören İran İslam Cumhuriyeti’nin politikalarının halk tarafından onaylanması konusunda bir referandum olarak nitelendirilebiliri. Bu referandum, liderliğin kendi duruşuna bağlı kalmasına ve sömürgeciliğin duymak istediği tavizleri vermeyi reddetme konusundaki iradesinide pekiştirmektedir.

2-Anlaşmayı ihlal bahanesiyle İran’a yönelik deniz ablukasına geri dönülmesi, özellikle kış yaklaşırken petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış nedeniyle hem İran içinde hem de Çin de dahil olmak üzere ABD’nin ekonomik düşmanları üzerinde ekonomik baskıyı artıracaktır.

3- İran’ın Ensarullah’a verdiği destek ve Yemen’e uygulanan ablukanın delinmesi halinde Yemen’deki çatışmayı yeniden alevlendirmek ve böylece Bab el-Mendeb Boğazı üzerindeki kontrolü sıkılaştırmak ve sonuç olarak dünyanın üç önemli ticaret yolu olan Hürmüz, Bab el-Mendeb ve Süveyş Kanalı üzerinde sömürgeci kontrolü tamamlamayı amaçlamaktadır.

İran’ın bugün askeri teçhizatın yanı sıra, İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyed Mücteba Hameney’in şehit liderin cenaze töreni öncesinde yayımladığı mesajda belirttiği gibi, siyasi iradeye ihtiyacı var. İran ve direniş ekseni, dayanma ve fedakarlığı kabul etme iradesine ve kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, Arap ve uluslararası kurtuluş hareketlerinin de benzer bir irade ve hazırlığa sahip olması, tüm tarafları memnun etmeye çalışan liberal söylemi terk etmesi ve tarihi bir duruş sergilemesi gerekir. Ancak o zaman zafer ulaşılabilir olacaktır.

 4364591

captcha