IQNA

Müslüman Düşünür Mustafa İslamoğlunun Perspektifinden Aşuranın Tarihsel Analizi

10:43 - November 02, 2014
Haber kodu: 1466523
Uuslararası Grup: İmam Hüseyin inancı, Yezid kabilesi ve Ömer Sa’d ganimet için savaşa girdiler; bu üç unsur tarih boyunca insanlığın tüm savaşlarında sabit olmuştur.

İKNA-Türkiyeli Müslüman düşünür Mustafa İslamoğlu Aşura günün tarihi analizini yaptığı makalesinde şöyle yazmakta:
Aşura Arap dilinde kelimenin kökü olarak ‘aşr’ dan gelmektedir. Bu isim onuncu gün yani kameri yılın ilk ayı Muharrem ayına denk gelmektedir. Ehli sünnetin itibarlı ve büyük ravilerinin naklettiği Buhari tarihinde geldiği gibi cahil Araplar bu günü kutlamakta ve bu tören onlar için Hz İbrahim zamanından kalan bir ayin olarak kabul edilmekteydi. Aynı halde cahil Araplar bugünde oruç tutarlardı. Peygamber (saa)’in bi’setinin başlamasıyla birlikte de bu geleneğe uyuldu.
Buhari tarihindeki ikinci görüşte; Aşura bayramdır ve Yahudiler tarafından mübarek kabul edilmektedir. Çünkü onlar bugünde Firavunun zulmünden kurtuldular ve hicretten sonra Peygamber Medine etrafındaki Yahudileri Aşura gününde oruç tutarken buldu ve onlardan bunun sebebini sorarak şöyle buyurdu: Biz Musa şeriatına sizden daha yakınız.
Bu sebeple peygamber kendisi Aşura günü oruç tuttu ve diğer Müslümanlarada bu günde oruç tutmalarını tavsiye etti. Hatta bu önemli olayı yaymak için vaiz ve hatipler minbere çıktı ve halkı bilgilendirdi. Ve bu konuyla ilgili rivayetler mevcuttur. Hicretin ikinci yılında oruç mübarek Ramazan ayında dini bir vecibe olarak tanımlandı. O tarihten itibaren Peygamber (saa) ve Müslümanlar kendileri sevdikleri ve ilgileri olduğu için Aşura gününde oruç tutmaya önem göstermekteydiler.
Bununla birlikte ‘aşura’ İbrahimi bir bayramdı. Hem ismailin oğulları tarafından hem de İshak’ın çocukları tarafından mübarek kabul edilmiştir. Yahudiliğin genişlemesiyle o topraklardaki takipçilerle, bu iki bayram birbirine bağlanmış ve birbirlerini etkilemiştir.
Bazı geçersiz rivayetlerde maydana gelen olaylar bu güne atfedilmiştir ki onlarında ispat edilmesi mümkün değildir. Şöyle söylemektedirler: Hz Ademin (as) tövbesi Aşura gününde kabul gördü veya Hz Nuh (as) tufandan sonra bu günde toprağa ayak bastı. Aynı halde Hz İbrahim bugün de yangından kurtuldu. Bu konuların ispatı mümkün olmasada bunlar kollektif bilincin aşuranın ruhuna uygun muhayyel bir semeresidir. Anlaşılabilirdir. Her negüzellik varsa aşura kazanının içive atılıp karıştırılmıştır. Tıpkı Aşura Tatlısı gibi . Ancak bu ilgi sebebiyle her düşünce bu günün büyüklüğüyle karıştırılarak unutulmamalıdır.
Peygamber Efendimiz (saa) Aşure günü törenini Hz İbrahime (as) atfedildiği ve onu hatırlamak için bu günde oruç tutmakta ve belirli kurallara uymaktadır. Allah Enam sûresi 90. Ayetinde onsekiz peygamberin adını getirdikten hemen sonra şöyle buyurmakta: «أُوْلَئِکَ الَّذِینَ هَدَى اللّهُ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ:İşte o Peygamberler Allah’ın hidayetine eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların yolundan yürü.
Hedefimizi tanıdıktan sonra bizim için neyin önemli olduğu kalıyor.
Şöyleki: peygamber Aşura günü oruç tutmaktaydı ve önceki peygamberlerin mirasını devam ettirmekteydi. Bizde bu geleneğin ve Peygamber Efendimizin yolunu takip ediyoruz; öyle bir kervanın arkasına takılıyoruz ki bu kervan insanlıkla yaşıt.Bu kervan insanlığın değişmez değerlerini temsil ediyor. Bu kervan imanımızı evrensel kılmakta ve bizi tarih boyunca yeni mezhepler ve sapmalara karşı korumaktadır.
Bununla birlikte  meydana gelen tüm olaylara ek olarak Aşura gününün durumunun  Müslümanların birlik, adalet, insanlığın tüm acı ve sıkıntıları üzerinde etkisi olduğuna şahit olduk bu da Kerbela faciasıdır. Zira o gün yeyüzünün yüzünü kararatan bir zulüm işlendi.
O gün cennet ehli gençlerin büyüğü Hz Hüseyin (as) ve vefalı yetmiş iki arkadaşı şehit oldu. Hz Hüseyin (as) şöyle söyledi: Fırat suyunu kurtlar dahi içerken . Acaba resulullahın evladını susuzluktan öldürmeniz reva mıdır?
Hz Hüseyin (as) inancı, Yezid kendi kabilesi için savaştı. Ömer Sa’d ordu komutanlığını ganimet elde etmek için üstlendi. Sa’d b. Ebi Vakkas’ın oğlu onu Yezid’in emriyle Hz Hüseyin (as) teke tek dövüşmesi için çağırmıştı; Hüseyin ki Peygamber onun hakkında ‘anne ve babalar ona feda olsun’ demişti.
O günden bu güne kadar zaman, mekan ve imkanlar değişmiş ve savaştan sadece üç unsur kalmıştır. Bu günde savaşlar üç şey için meydana gelmektedir. İnanç, kabile, ganimet.Bugün inanç bellidir. Kabileler ülkelere ve ülkelerin hükümetlerine dönüşmüştür. Ganimet ise enerji kaynaklarıdır.
1464880

captcha