IQNA

Siyasi Haber Servisi:

İran İslam İnkılabı Rehberi, şehitler efendisi İmam Hüseyin’in (a.s) matem merasimlerindeki yanlış uygulamalar konusunda uyardı.

20:34 - January 31, 2007
Haber kodu: 1522860
Minbere çıkan bazı vaizler, yaptıkları konuşmalarla dinleyicilerin kafasındaki soru düğümlerini çözmemekle birlikte yeni soru düğümleri oluşmaktadırlar.
Yaptığımız konuşmaları dinleyen ve yanlış yorumlayan veya kafasında birtakım yanlış düşünceler oluşan genç veya gençleri, sohbet meclisi bittikten sonra tespit edip, bu hatayı telafi etmek mümkün olabilir mi? Allah bizim bu hatamızı affeder mi? Bazen Sorunu gidermek çok zor ve içinden çıkılmaz bir hale gelir.
İslam İslam İnkılâbı Rehberi, ruhanilere yaptığı konuşmasında, Büyük Aşura vakasından dersler alınmasının gerekliliğine işaret ederek, İslam düşmanlarının halkın içine şüpheler attığını vurguladı.
Ayetullah Hamanei, Hz. Hüseyin'in İslam alemindeki büyük şahsiyetine değinerek, sözlerine şöyle devam etti: "Büyük şahsiyetler, İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamının felsefesi hakkında çokça konuşmuş, yazmış ve çok önemli konulara işaret etmişlerdir. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki şu parlak hakikat hakkında (Kerbela Vakası) bir ömür konuşulabilir.
Ali b. Hüseyin’in (a.s) matemi ve Aşura vakasını ihya etmek Şia toplumunu diğer toplumlardan üstün kılan imtiyazlardan biridir.
Hz. İmam Hüseyin (a.s) ve Aşura hadisesi anıldığı ve anlatıldığı günden itibaren kalpler onun hüznüyle hüzünlenmiş ve manevi bir pınar gibi Ehlibeyt âşıkların gönlüne akmış ve akmaya da devam edecektir.
Aşura hakikatini anlatmak bir hatırayı beyan etmek değildir. Aksine çok derin boyutları olan ve sayısız ders veren bir hakikati dile getirmektir.
Malumunuz üzere, Ehlibeyt İmamları (a.s) zamanında da İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamak ve ağlatma önemli bir konuma sahipti.
Hiç kimse, eskiden yaşanmış ve olup biten bu hazin olaya ağlamayı mantıkdışı bir vaka olarak telakki edemez. Bu bakış açısı kesinlikle yanlıştır. Duygu kendi yerinde mantık da kendi yerinde bahsedilmelidir. Her ikisi de insanın şahsiyetinde önemli yerlere sahiptir.
Şia toplumuna sunulan en büyük nimetlerden biri de Hüseyin b. Ali’yi (a.s) anmaktır. Yani taziye merasimleri, Muharrem ve Aşura nimetine sahip olmaktır. Ne yazık ki diğer Şia olmayan diğer Müslüman kardeşlerimiz kendilerini bu büyük nimetten mahrum etmişlerdir.
Bizler sahip olduğumuz bu değerli taziye ve Aşura meclislerinden nasıl yararlanıyoruz? Bu büyük nimete nasıl şükrediyoruz? Bu soruları ben sordum cevabını da sizlerin vermesini istiyorum.
İmam Hüseyin (a.s) anısına tertiplenen taziye meclisleri gönülleri imanla dolup taşırmaktadır. Kerbela vakasından ders alan özgür insanlar tağutlar karşısında direniş dersleri alıyorlar. Kerbela olayı Beni Ümeyye zamanından başlayarak günümüze kadar gelen zalim hükümdarları korkutmaktadır. Bunun canlı bir örneğini de kendi inkılâbımızda gördünüz.
İmam Hüseyin’in (a.s) taziye merasimlerine katılanlar bilinçli bir şekilde katılmalı ve bu vaka hakkında bilgiye sahip olmalıdırlar. Hüseyni merasimlerden uhrevi sevap elde etmek isteyen kimseler ihlâs ile merasimlere katılmalı, zaman geçirmek için değil. İmam Hüseyin (a.s) anısına tertiplenen bir merasimde üç özellik olmalıdır: 1- Merasim, insanların sevgilerini ve bağlılıklarını İmam Hüseyin’e (a.s) ve Ehlibeyt hanedanına karşı çoğaltmalıdır.
2- Merasim, dinleyiciye açık ve net bir bakış açısı kazandırmalıdır.
3- Merasim, az da olsa katılımcıların dini bilgilerini çoğaltmalı ve imanlarını güçlendirmelidir.
Günümüz toplumunda genciden yaşlısına, erkeğinden kadınına herkesin zihni ve ufku açıktır. Artık öğrenciler, gençler ve kısacası toplumun her kemsi yeterli basirete sahip ve olayı anlamak istemektedirler.
Üzülerek söylemeliyim ki günümüzde bazı kimseler ihtişamlı Aşura vakasına yer yer gölge düşürmekte ve yanlış bir tutum sergilemektedirler. Maalesef o yanlış olaylardan biri de kama vurma konusudur. Bazıları; “sizi ilgilendirmez, bırakın vurmak isteyen vursun” söyleyebilirler. Ancak bizler bu yanlış tutum karşısında susmamalı ve gereken cevabı vermeliyiz. Hatta İmam Humeyni (r.a) hayatı döneminde bile bu olayı yaygınlaştırmak isteyen kimseler vardı. Ama İmam Humeyni, bu kişilerin karşısında duruyor ve onlara karşı çıkıyordu. Kama vurmanın İmam Hüseyin’e (a.s) yas tutmakla bir bağlantısı yoktur. Kama vurup kan dökmek yas tutmak değildir. Bir musibetle karşılaşanların kafalarına ve sinelerine vurarak matem tuttukları gözlenmiştir. Ellerine kamalar alıp kan akıtarak döken bir matem sahibine rastlamak mümkün değildir. Kama vurmak sonradan kurulan yanlış bir sünnettir. Dinle bağdaşır bir yanı olmadığı gibi kuşkusuz ki Allah’ın da rızası doğrultusunda bir fiil değildir. Eski âlimler yaşadıkları zaman ve bulundukları yer ve konumlar yüzünden açık bir şekilde kama vurmaya karşı çıkamıyor ve bu işin yanlış bir davranış ve eylem olduğunu söyleyemiyorlardı.
Bu gün İslam’ın hâkim olduğu gündür.
Yüce İslam toplumu olan yani Hz. Mehdi’ye (a.f) mensup, Hüseyin b. Ali ve Emir’ül-Müminin Ali’nin (a.s) adıyla iftihar eden biz Ehlibeyt dostları kendimize, inancımıza leke düşürecek ve bizleri gerek Müslümanların gerekse diğer Müslüman olmayan toplumların gözünde küçültecek ve mantıksız olarak gösterecek hareketlerden uzak durmalıyız.
bir bidat olan kama vurma konusunda sizleri ikaz ediyorum. Bunu yapmayınız ve ben bu işe razı değilim.
captcha