IQNA

Edebiyat:
12:40 - May 05, 2007
Haber kodu: 1542335
Sekseninci doğum yıldönümünde Abdulmuhammed Ayeti ile İkna muhabiri bir röportaj yaptı. Ayeti Kurân meâli, Necülbelağa ve Sahife-i Seccadiye tercümeleri ile çağımızın ilim araştırmaları dalındaki çok köklü bir çınarıdır.
Onunla sohbet etmek gerçekten insanın hayata bakış ufkunu değiştiriyor; insanın içine huzur doğuyor ve zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmuyor. O, mevlası Ali gibi dünyayı çok iyi tanımış ve onun en asgarisine yetinmiştir; makam, mevki, servet, şöhret onu aldatmamış ve tek cümleyle dünya gururunu dünya pereselere bırakmıştır.
Abdulmuhammed Ayeti, Kurân’ın edebi bir üslupla ilk tercüme edenlerdendir. Onun Kurân tercümesinin yanı sıra çok değerli diğer eserlerinden bazıları da şunlardır: Nehcülbelağa ve Sahife-i Seccadiye tercümeleri, Arap Dilinin Edebiyat Tarihi, Muallakat-i Seb, İslam Dünyasında Felsefe Tarihi, Periler Padişahı Yanında Hayvanların Adalet Talebi, İslam’ın Başlangıcında Mecaz, Sadi’nin Gazelindeki Celâli, Beş Define Sandığı…
Çok alçak gönüllü bu ilim çınarı ile sohbetin tadına doyum olmuyor. Gördüğümüz sıcaklık bizi kendisine cezp ediyor. Sanki yıllardır arkadaşlık eden samimi dost gibi hissediyoruz kendimizi. Fars edebiyatının çağımızdaki belki de en büyük üstadı sözlerinin bir bölümünde şöyle konuşuyor: Benim en iyi dostum kitap ve kalemdir. Çok sade bir masam var; sanki beni onun başına lehimlemişler. Yaşlılık günlerimi okumak ve yazmakla geçiriyorum. Kimseye zahmet vermiyorum. Çünkü benimle konuşan ve sohbetlerimi tahammül eden kimsenin çok fedakâr olması gerektiğini iyi biliyorum.
İsim:
Email:
* Yorumunuz:
* captcha: