İkna'nın İran İslam Cumhuriyetinin İstanbul Kültür Ateşesinin web sitesinden naklettiği habere göre Türk Tarih Kurumu ve İran İslami İlişkiler ve Kültür Kurumu arasında imzalanan protokol çerçevesinde düzenlenen kültürel ilişkiler sempozyumlarının beşincisi, Tahran'daki İslami Azad Üniversitesinde başladı.
Bu sempozyuma Türk Tarih Kurumu (TTK) başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türk Dil Kurumu (TDK) başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın gibi önemli isimler katıldı.
Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, bu oturumda Türkiye ve İran arasındaki ortak kültürü korumak için işbirliğinin şart olduğunu söyledi.
Kur'an-ı Kerim ve iki ülke milli marşlarının okunmasıyla başlayan sempozyuma, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ile birlikte katılan TTK Başkanı Prof. Dr. Halaçoğlu, yaptığı konuşmada, doğu ve batı arasında bir köprü olan Anadolu ve İran coğrafyasının pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirtti.
Anadolu ve İran'da yaşayan toplumlar arasında yakın kültür birlikteliği bulunduğunu kaydeden Halaçoğlu, "Her iki coğrafyada da iki taraflı etkileşim büyük bir kültür zenginliğine sebep olmuştur" dedi.
Anadolu Türkçesinin gelişiminde Farsça'nın büyük etkisi olduğunu söyleyen Halaçoğlu, büyük mutasavvıf ve şair Mevlana gibi çoğu Osmanlı padişahının da Farsça divanlar yazdığına, buna karşın İran'daki Safavi, Afşari ve Kacar hükümdarlarının da Türkçe yazılmış şiirleri bulunduğuna dikkati çekti.
Prof. Dr. Halaçoğlu, düzenlenen sempozyumların Türkiye ve İran arasındaki bağları kuvvetlendirdiğine inandığını ifade ederek, "Anadolu ve İran arasındaki kültür etkileşiminin irdelenmesi biraz daha yakınlaşmamıza yardımcı olacak. Aksi takdirde özellikle kurtlar sofrasının kurulduğu Orta Doğu'da ayakta kalmak zorlaşacak" diye konuştu.
İran İslami İlişkiler ve Kültür Kurumu Başkanı Mahmud Muhammedi Eraki de Türkler ve İranlıların İslam kültür ve medeniyetinin ortaya çıkmasında önemli rol oynadıklarını söyledi.
Türkiye ve İran'ın birçok ortak kültürel noktaya sahip olduğunu ve iki ülke medeniyetinin büyük devletler ortaya çıkardığını belirten Eraki, "İran, İslam tasavvufunun en parlak dönemini, topraklarının büyük bir bölümü İran'da bulunan Büyük Selçuklu devleti döneminde yaşamıştır" dedi.
Büyük Selçuklu devleti zamanındaki yakın ilişkinin Anadolu Selçukluları ve Osmanlı devleti zamanında da devam ettiğini dile getiren Araki, iyi derecede Farsça bilen Osmanlı padişahlarının Farsça şiir yazdıklarına ve Farsçayı kullanan şairleri desteklediklerine dikkati çekti.
Hüccetülislam Araki, İran ve Türkiye kütüphanelerinde binlerce el yazması Arapça, Türkçe ve Farsça kitap olduğunu belirterek, "Bu değerli ve eşsiz hazineler, Türkiye ve İran arasında yıllarca süren dini ve kültürel ilişkilerin bir göstergesidir" dedi.
UNESCO'nın 2007 yılını, doğumunun 800. yıldönümü dolayısıyla "Mevlana Yılı" ilan ettiğini anımsatan Araki, "Dost ve kardeş ülke Türkiye'nin bu yöndeki çalışmalarını takdirle karşılıyoruz" ifadesini kullandı.
Türkiye'den 10, İran'dan da çok sayıda bilim adamının katıldığı sempozyum, iki gün devam edecek.
Bu arada, sempozyumun düzenlendiği salonun girişinde İranlı sanatçıların çektiği fotoğraflardan oluşan "Konya ve Mevlana" isimli sergi açıldı.