IQNA

Düşünce ve Bilgi

İnsan yaşamında iman ve yeni ortamlar

11:39 - July 14, 2007
Haber kodu: 1562368
İnsan yaşamında iman temelli bir rol ifa ediyor. İman sahasına ayak basan bir insan artık geçmişi ile ciddi farklılıklar arz etmeye başlıyor. İman insanları içten değişime uğratırken ruh ve bedenin yenilenmesine vesile oluyor.
Din ve yüce Allah ile irtibatın bıraktığı iz, insan vücudunun tüm parçalarını uyumlu hale getirmek ve iç bozukluklarını noktalamaktır. Kısacası iman, insan yaşamında bir dönüm noktası sayılır. İnsanların iman aracılığı ile değişime uğradığı ile ilgili bir örnek, Hz. Musa (sa) ve Firavun’un öyküsüdür. Kuran’ı Kerim bu maceraya çeşitli surelerinde değiniyor. Bilindiği üzere Hz. Musa (sa) bir çok açık mucize ile İsrailoğulları kavmine peygamber olarak gönderildi, ancak kendini tüm insanların tanrısı ilan eden Firavun, Hz. Musa’nın çağrısını reddetti ve mucizelerinin de birer sihir olduğunu belirtti. Firavun Hz. Musa ile mücadele için bir çok usta sihirbazı sarayına çağırdı ve onlardan Hz. Musa’yı halkın karşısında yenmelerini istedi. Firavun Hz. Musa’yı iktidar peşinde olan ve toplumun düzenini bozmaya çalışan biri olarak tanıtmaya çalışıyordu. Sarayda toplanan sihirbazlar ellerindeki ipleri ve asaları yere attılar ve yaptıkları sihirbazlıkla iplerin ve asaların birer yılan gibi hareket ettirdiler. Bu arada Hz. Musa (sa) da asasını yere attı. Bu kez halk şaşkınlık içinde Hz. Musa’nın yere attığı asanın korkunç bir ejderha haline dönüştüğünü ve sihirbazların yere attığı sahte yılanları yuttuğuna tanık oldu. Kendileri bizzat sihirbazlığın kitabını yazan oradaki sihirbazlar Hz. Musa’nın yaptığının sihir değil, büyük bir mucize olduğunu anladılar. Bu yüzden Hz. Musa’nın Allah’ın resulü olduğunu kabul ederek ona iman ettiler. İşte burada iman söz konusu sihirbazlarda öylesine büyük bir değişim yaratmıştı ki halkın karşısında yerlere yıkılarak yüce Allah’a secde etmeye başladılar. Sihirbazlar yüksek sesle iman ettiklerini halka duyurdular. Ancak bu sahneye tanık olan Firavun sihirbazların bu yaptığına itiraz etti ve neden kendisinden izin almadan Musa’nın tanrısına iman ettiklerini söyledi. Firavun iman edenleri ellerini ve ayaklarını kesmek ve bedenlerini de çarmıha germekle tehdit etti. Ancak Kuran’ı Kerim’in tabirine göre daha büyük bir hakikati idrak eden sihirbazlar Firavun’a şöyle karşılık verdiler: "Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin." "Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır." Bu tür köklü ve derin değişimler ancak iman sonucu ortaya çıkar. Kuşkusuz insanların değişimi onların iman derecesine göre değişir. Her ne kadar iman derin olursa değişim de bir o kadar büyük ve derin olur. Bu durum belli bir zaman veya mekana ait değildir. Günümüzde teknoloji ve bilimin hızla ilerlediği ve geliştiği bir çağda iman nuru tüm bencilliklere galip gelir. İmanın tadına varan insanlar karşılarında yeni ve aydın ufuklar görmeye başlar ve yeniden doğmuş gibi olur. Batı diyarında İslam dinine yönelik artan eğilimin ardından büyük değişimlere uğrayarak İslam dinini seçen gençlere tanık oluyoruz. Tabi bu gençler bazen ailelerini ikna etmek gibi bir takım sorunlar da yaşıyor. Ancak onların iman gücü öylesine yüksek ki bu engelleri kolayca aşabiliyor. Yeni İslam dinini seçen genç Amerikalı kız Roze Munez büyük bir heyecan hissediyor. Roze Müslüman olduktan sonra ailesine daha fazla saygı duyuyor ve onları ikna etmek için karşılarına çıkıyor ve büyük bir nezaket içinde şöyle diyor: Ben Müslüman oldum ve İslam dinini Allah’a tapmak için seçtim. Roze’un annesi, o zaman Hz. Mesih’e olan inancın ne olacak? Diye soruyor. Roze şöyle karşılık veriyor: o da büyük bir ilahi peygamberdi. Hz. Mesih pak bir insandı ve ben onu geçmişe nazaran daha çok seviyorum, ama o tanrı değil. Roze’un ailesi Roze küçük bir çocukken Sanpetersbourg’dan Newyork’a göç etti. Roze’un anne ve babası ilkin kızlarının kararını ciddiye almadılar. Ancak bir gün kızları büyük bir sevinçle karşılarına çıkarak şöyle dedi: ben iki kez vaftiz yaptırdım, ama hiçbir zaman dinimin tealimi hakkında ikna olmadım. Her zaman kiliseye gittim, ama baktım ki ön sıraları parası daha fazla olanlar için ayırtıyorlar. Ama şimdiye kadar gördüğüm en güzel manzara, bir caminin huzur ve maneviyat dolu atmosferiydi. Tüm insanlar aynı safta yer alıp namaz kılıyor ve zengin yoksul ayırımı yapılmıyor. Şimdi İslam dinini seçerek adeta yeni doğmuş gibiyim. Roze şöyle devam ediyor: çevremdekiler İslam dinini seçmekle örtünmek zorunda kalacağımı ve özgürlüğümü kaybedeceğimi söylerdi. Ancak şimdi Roze hiçbir şey kaybetmediği gibi yeni bir kişilik kazandığını belirtiyor. Artık erkekler ona kötü bakmıyor ve bu durum onu çok mutlu ediyor. Şimdi zamanla ailesi ile olan ilişkisi de daha güzel bir hale gelmiş bulunuyor. Bu konuda Roze şöyle diyor: annem beni çok seviyor ve bazen bana başörtüsü hediye ediyor. Büyük annem de bana çok güzel bir başörtüsü hediye etti. Onlar benim inancıma ve ibadetime ve namazıma saygı gösteriyor. Uzmanlar bu sevinç ve şevkin sebebinin imanın hür irade ile seçilmesi olduğunu belirtiyor. Yüce Allah da Kuran’ı Kerim’de dini benimsemekte hiçbir zorunluluk söz konusu olmadığını buyuruyor. Zor şartlarda, ancak bilinçle hakikati seçen insan için bu seçim çok değerlidir. Gerçekte tüm faziletlerin ve mukaddesatın köklerini Allah’a olan imanda aramak gerekir. Adalettaleplik, hürriyet, doğruluk, dürüstlük, güvenlik, iman sayesinde anlam kazanan değerli kavramlardır. Gerçekte insanlık, ahlak ve diğer insani kavramlar Allah’a olan iman temeline dayanmazsa hepsi yüzeysel ve işe yaramaz kavramlar olur. Nitekim bir çok hırslı ve güç peşinde olan insanlar da adaletten, hürriyetten ve insan haklarında dem vurur. Genç Amerikalı Müslüman Roze şöyle diyor: imanın şartı, asil öğretileri olan semavi bir kitaba inanmaktır. İslam dinini seçmeden önce bir gün arkadaşlarımdan biri bana bir cilt Kuran’ı Kerim verdi. Ben de hızla bu kitaba baktım ve ilk beş sayfasını okudum ve ardından da bir kenara bıraktım. Ancak araştırmalarım derinleşince bu semavi kitap aydınlatıcı bir ışık gibi yolumu aydınlattı. Bu kitapta bana huzur veren şey nedir? Biliyor musunuz? Eğer iyice dikkat edecek olursanız bu kitapta yüce Allah’ın rahmeti, öfkesinden daha fazladır ve bu da çok güzel ve huzur verici bir özellik olup insanla yüce yaratanı arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Bu yüzden bazı ibadetlerimizde bazı zorlukların söz konusu olmasına karşın bu ibadetler Allah rızası olduğu için tüm zorluklar bir anda kolaylaşıverir. Roze’un da üyesi olduğu Amerikalı Müslüman kardeşler bir arada oturuyor. Ezan sesi hepsine namaz vakti olduğunu hatırlatıyor. Genç kadınlar namaz kılmaya yöneliyor. Yavaş yavaş namaz kılanların sesi camiye hakim olan sessizliği bozuyor. Yüce Allah’ın adı cami avlusunda yankı buluyor. Yüce Allah’a aşık olan bu insanlar yegane Yaradanları ile fısıldaşıyor, rüku ve secdeye yöneliyor, duruyor ve tüm vücutları ile namazlarını tamamlıyor.
irib.ir
captcha