IQNA

Siyasi

Ahmedinejad'ın, Holokost Oturumuna katılan Bilginleri Kabulündeki konuşması

12:12 - November 22, 2007
Haber kodu: 1604246
İslami İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın, Holokost Oturumuna katılan Bilginleri Kabulündeki konuşmanın tam metni:
Bismillahirrahmanirrahim

"Allahomme Accil Le Veliyyikel Farac vel Afiye Ven Nasr, Vec'alna min Hayri A'vanühü ve Ansarohu vel Müsteşhadin Beyne Yedeyhi"

İnsanlığın hayrını isteyen bilgin ve görüş sahiplerinden bir grubu böylesine samimi ve sorumlu bir ortamda bir araya toplanmasına ve insanlığın güncel meselelerini masaya yatırmaları için fırsat yarattığı için Allah Taala'ya şükürler olsun.
Oldukça yararlı konuları gündeme getirdiniz. Konferansın gündemiyle ilgili edindiğim bilgi uyarınca burada oldukça yararlı ve ciddi konular gündeme getirilmiştir ve bu toplantıda da sevgili dostlar bu kısıtlı süre içinde bile çok önemli konuları söz konusu ettiler. Eminim ki eğer yeterince fırsat olsaydı tüm dostların görüşlerinde daha detaylı yararlanabilirdik.
Ben de burada bazı hususları sizlere hatırlatmak isterim. Söyleyeceğim hususlar yeni konular olmayabilir ama her insanın yüreği ve canında var olan hususlardır. Ben sadece onları hatırlatıyorum.
Biliyorsunuz ki Allah Taala insanları savaş, adavet ve düşmanlık içinde yaşamak için yaratmamıştır. Allah insanları, kardeşlik, barış, samimiyet içinde yaşamaları için yarattı. Barış, samimiyet, kardeşlik ve huzurun sağlanma sırrı ise adalettir, adaletin tahakkukunda esas etken ise Allah'a ve vahdaniyete inanmak ve tapınmaktır. Bunun içindir ki tüm ilahi peygamberlerin ilk mesajı insanları tevhid ve hakka tapınmaya davet etmek olmuştur. Bunun hemen akabinde ikinci aşamada ise insanları adalete davet etmişlerdir. Çünkü Vahdaniyet ve adalet mutlu bir yaşamın temelini oluşturmaktadır. Allah, insanları fakirlik, sefalet ve zorluklar içinde yaşamak için yaratmamıştır. Allah Taala insanları bu dünyada mutlu bir hayat sürdürmeleri için yaratmıştır. Elbette ahiret hayatı çok geniş boyutlu bir yaşam olup bu dünya hayatıyla kıyaslanamayacak konumdadır. Tarih boyunca mağrur insanları, başkalarına üstünlük elde etmek isteyen gruplar ve kendi kanuni haklarıyla yetinmeyen gruplar ilahi peygamberlerin çağrıları karşısında direndiler ve onların bu düşünce ve uygulamaları ne yazık ki insanlığın tüm bedbahtlığının temelini teşkil etti. Allah Taala yerine putlara tapınan kimseler her asırda farklıdırlar. Bir gün taş ve ağaçlardan yapılmış putlar ve başka bir gün servet ve güç putları ve tüm dünyayı istila etmek putu. Bu eski putperestliğin ta kendisidir ve günümüzde daha farklı bir şekilde kendini göstermiştir.
Aşırıcılığa kaçınan insanlar ve gruplar kanun karşısında teslim olmuyorlar ve adalete riayet etmiyorlar. Toplum içinde özel haklara sahip olmak başkalarına karşı özel imtiyazlara istiyorlar. Oysa Allah Taala tüm insanları eşit yaratmıştır, insanlar için şerefli bir yaşam, hayat hakkı, kemal, hürriyet ve keramet hakkı karar kılmıştır. Tarih boyunca insanların saadetli hayatının tahakkuku engellemek isteyen aşırıcılık heveslisi gruplar beşeriyetin karşısında yer almışlardır. Son dönemde bu hareket geçmişe oranla daha açık ve yaygın bir şekilde gösterilmiştir. Bu son asırda tanık olduğumuz üzere sadece iki savaşta 100 milyona yakın insan hayatını kaybetmiştir. Hâlbuki bu ölenlerin çoğu savaşın çıkması ve devam etmesinde en ufak bir role dahi sahip değillerdi, kendi ev ve barklarında aileleri ile bir arada yaşayan kimselerdi, fakat kudret sevdalıları, aşırıcılık yanlıları böyle yıkıcı savaşları insanlığa yüklediler. 100 milyon insan öyle bir olaydır ki insanlık tarihi boyunca görülmemiştir. Kanaatimce tüm insanlık tarihi boyunca çıkan kabilevi ve kavmi savaşlarda ölenlerin tümünü toplarsak son bir asırda çıkan savaşlarda ölenlerin, evsiz barksız kalanların ve yaralıların sayısı kadar etmez. Mağrurluklar, aşırıcılık sevdalıları zirveye çıkmıştır, teknoloji, ilim ve sanayi ile de donatılınca onun etkisi, nüfuzu ve tahrib gücü de onlarca kat daha fazla olmuştur.
Filistin meselesi işte bu olaylardan biridir. Biliyorsunuz ki güç sahiplerinden bazıları 2. Dünya savaşından sonra özel bir edebiyat ve kanun yürürlüğe koydular ve bu edebiyat ve kanunlar onların dünya üzerindeki sultasının devamlılığının garantisiydi. Hatta kendi sultaları için gerekli siyasi ortamı da hazırladılar. Kendileri için özel imtiyazlar uyguladılar. 2. Dünya savaşından 60 yıl sonra bile halen kendilerini bu savaşın galibi niteliyorlar, dünya üstünlüklerinin devam etmesini istiyor, halkları kendi sultaları altına geçirmeye hevesleniyorlar. Öyle ki günümüz dünyasında var olan olumsuzlukların büyük bir bölümünün temeli süper güçlerin bu düşüncesi ve eğiliminden kaynaklanıyor. Dikkat ediniz gittiğiniz kıtalarda nerede her hangi bir bunalım ve huzursuzluk varsa bu güçlerin de orada aktif bir şekilde var olduklarını görürsünüz. Bunlar kendi çıkarlarını savaşlar, bunalımlar, krizler, tefrikalarda görüyorlar. Filistin bu güçlerin eğilimini yansıtan çok şeffaf bir sahnedir.
Holokost hakkında yeterince sohbet ettiniz. Kanaatimce bugün bu meseleyle ilgili oluşan atmosfer bazı güçler için büyük bir puttur. Çünkü bu güçlerin sultası altındaki bölge ve topraklarda fertler rahatlıkla Allah ve peygamberlere karşı hakarette bulunabiliyorlar ama aynı yerlerde Holokost putuna yaklaşmak ve görüş belirtmek affedilmez bir suçtur.
Bunun nedeni tamamen açıktır. Sizler farklı şekillerde bunu beyan ettiniz ve her biriniz farklı bir dil ve tanımlamayla çok güzel bir şekilde bu tarihi gerçeği açığa çıkardınız. Holokost tahakkuk bulmuş olsun veya olmasın, boyutları büyük olsun veya sınırlı olsun fakat ne yazık ki bu mesele bugün bölge halklarına yönelik daimi bir tehdit, savaş ve saldırganlık amacıyla bir bahane teşkil etmiştir. Siyonist İsrail rejiminin varlığı ve onun girişimleri sadece Filistinliler ve tüm Müslümanların haklarına saldırganlıkla sınırlı kalmayıp hatta tüm insanlığın hukukuna saldırganlıktır da. Bugün bu rejim ve davranışları, insanları böylesine katliam etmesi, uluslar arası kanunları böylesine çiğnemesi, böylesine zorbacı girişimleri ve tüm halkların istekleri karşısında durması tüm insanların kerametine ihanettir, tüm insanların izzetine ihanettir. Bunun içindir ki tanık oluyoruz tüm halklardan, dinlerden, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Arap, Fars, Amerikalı, Avrupalı, Avustralyalı, Asyalı, Afrikalı, Latin Amerikalı ve kısacası nerede insan varsa, insani değerlere önem veriyorsa bugün işgalci Siyonist İsrail rejiminin girişimlerine şiddetle karşıdır ve onu kınamaktadır.
Bunun sebebi şudur ki insanların fıtratı, ilahi fıtrattır. Her kes vahdaniyet, adalet, barış ve kardeşlik peşindedir ve her kes insani keramete değer vermektedir. Bunun Amerikalı, Alman, Fransız, İranlı, Ürdünlü, Iraklı veya Filistinli olması önemli değil. Nerede insan varsa istek ve temennileri de aynıdır. Coğrafi açıdan birbirimize uzak yerlerde yaşayabiliriz ama hiç kuşku yok ki yüreklerimiz ve düşüncelerimiz ilahi fıtrat uyarınca birbiri ile bağlantılıdır ve hepimiz hakikati elde etmek ve hakikati savunmak için kendi içimizde çok güçlü delillere sahib olduğumuzu hissediyoruz.
Üzülerek belirtmek isterim ki bugün bir avuç Siyonist tüm dünyaya hükümet etmek istemekteler. Bugün Avrupa'da nelerin olup bittiğine bir bakınız, Siyonistlerden bir grup azınlık tüm Avrupa halklarını baskı altına almış ve onlarla adeta alay etmekteler. 60 Yıl önce bir savaş oldu ve bitti. Niçin biz hala bu savaşın etkilerini sürdürelim. Bazı batılı siyaset adamlarından benim sorum şuydu: Savaş ne zamana ve nereye kadar devam etmeli?. Niçin 60 yıl sonra dünya halen 2. cihan harbinin etkisi altında kalmalıdır? Sizler biliyorsunuz ki halklar yeni nesilleri eğitmek, onların kendilerine itimad gücünü takviye etmek için kendi ulusal iftiharlarını sergilemekteler. Fakat bazı Avrupa ülkelerinde Siyonistlerin etkinliği nedeniyle partiler, siyasi gruplar ve hükümetler halkların aşağılanması simgelerini bu ülkelerin müzelerinde sergilemeye mecbur kalmışlardır. Avrupa ve Filistin'in bugünkü neslinin suçu nedir? Ki böylesine bazı siyaset adamlarının 60 yıl önceki girişimlerinin bedelini ödesinler.
Kanaatimce bugün tüm insanlar barış, adalet ve kardeşlikten yanalar ve kimden taraf olursa olsun artık savaş, tecavüz ve tehdidi kınamaktalar.
Maalesef insanlık bugün birçok bunalımlarla yüz yüzedir. Nice halklar ve devletler var ki istedikleri gibi ve insanın şanına yakışır biçimde yaşayamamaktalar. Nice halklar sayısız bunalım ve krizler içinde çalkalanmaktalar. Onların hayatı, yaşamı, barışı ve güvenliği tehlikededir. Sayısız aileler dağılma tehlikesiyle karşı karşıyladırlar. Elbette bazı ülkeler görünüşte her hangi bir soruna sahip değiller ama daha dikkatlice biraz olaya yaklaştığımızda onların da birçok sorunlarının bulunduğunu görürüz. Bir grup iktidar sevdalısı tüm kitle iletişim araçları, siyasi akımlar ve güç araçlarının kontrolünü tekellerine almış ve halkların iradesinin daha özgürce tecelli etmesini engellemekteler.

Azizlerim!
Bugünkü asıl sorun güç sahiplerinden bazılarının insanlığa aşkın sırrı olan ilahi peygamberlerin, tevhid ve adaletin yolundan sapmalarıdır. Bizler birbirlerimizi sevmek, birbirimize âşık olmak, birbirimize karşı hizmet ve fedakârlıkta bulunmak için yaratıldık. Birbirimizle savaşmak için yaratılmadık. Fakat sırrı tevhid ve adalettir. Büyük güçlerden bazıları tevhid ve adaletten mesafe aldıkları, peygamberlerin kültüründen uzaklaştıkları için halklar arasında tefrika, çatışma ve kriz çıkmasını, insanların birbirine nefret etmelerini ve bu fırsattan yararlanarak asla dolmayacak olan ceplerini doldurmak ve makama olan doyumsuz heves ve arzularını doyurmak istemekteler.
Sizler Filistin meselesini benden daha iyi biliyorsunuz. Ne yazık ki bugün Filistin topraklarında olup bitenlerin eşine tarihte bile rastlamak mümkün değil. Eli boş, mazlum bir halk kendi ev ve yurtlarında gece gündüz saldırı ve tecavüze uğramaktalar. İlkokul çocukları Sabah evden çıktıklarında anne ve babaları evlatlarının bir daha geri döneceğinden emin değiller, cadde ve sokaklarda makineli tüfeklerin, tankların ve uçakların saldırısına hedef oluyorlar. Onlar da insandırlar, anne ve baba muhabbetine sahipler, onlar da barış, huzur ve güven içinde bir hayat sürdürmeyi seviyorlar. Halkın oyuyla iş başına gelen iktidarın nasıl siyasi ve ekonomik ambargoya alındığını, gıda maddesinin Filistin halkına ulaştırılmasının nasıl engellendiğini ve kendi isteklerinin bu yolla Filistin halkına zorla tahmil edilmek istendiğini görüyoruz. Elbette bu mesele oldukça yaygındır; kendi siyasetlerinin halklara zorla kabul ettirilmesi yönünde ekonomik, medya ve askeri güçten yararlanılması onların rutin girişimlerindendir.
Yine bunların düşüncelerini onların gücünde aramak gerekir. Kanaatimce Siyonist İsrail rejimi bölge halklarına yönelik daimi bir tehdit aracı olması için oluşturulmuştur. Bakınız bölge ülkeleri kendi halklarının refahı, bayındırlığı ve kalkınması için harcamaları gereken on milyarlarca dolar sermayelerini silah alımına tahsis etmektedirler. Siyonist İsrail rejiminin bölgedeki varlığı nedeniyle Ortadoğu'da ağır bir silahlanma yarışı başını alıp gitmiştir ve halklar arasındaki tefrika ve çatışmalar her geçen gün daha da artmaktadır.
Ben sözümün sonuna yaklaşırken siz değerli bilginlere birkaç cümle arzetmek isterim:
Artık her kes için kesinlik kazanmıştır ki Siyonist İsrail rejiminin kurulması ve Holokost'tan propaganda yönünde yararlanmak gerçekte süper güçlerin Ortadoğu, Avrupa, Amerika ve dünyanın diğer bölgelerine sulta sağlaması yönünde bir araçtır. Bu sadece bir araçtır, esas olan onların dünyaya tasallut yönündeki iradeleridir.
İkinci husus; bugün Allah'ın izniyle tüm halklar uyanmaktalar. Tüm halklar içerisinde muhteşem bir uyanış, kendini isteme ve adalettaleplik dalgası her geçen gün daha da şahlanmaktadır. Halklar artık günümüzde adalet ve hakikat peşindeler. Bunun içindir ki görüyorsunuz Güney Amerikanın en ücra noktasından dünyanın en ücra doğu köşesine kadar halklar ve bilginler aynı sözü söylemekte, aynı tavrı sergilemekte ve dünya meselelerinde bir noktada birleşmekteler.
3. Husus şudur ki Allah Taala'nın lütfuyla ve bu uyanışların sayesinde Siyonist İsrail rejiminin hayat çizelgesi hızlı bir inişe geçmiş ve bu rejim artık izmihlale doğru gitmektedir.. Bu tüm dünya halklarının genel arzusudur. Ben halkların bu kalbi arzularını dile getirip Siyonist İsrail rejiminin yok olacağını söylediğim zaman geniş kapsamlı Siyonist ağı çok ağır bir saldırıyı hayata geçirdi. Buradaki dostlardan birinin de güzel bir şekilde beyan ettiği gibi hürriyet sloganı ile hürriyeti yok etmekteler. İnsan hakları sloganı ile insan haklarını çiğniyorlar. Tüm insani değerler özel bir grubun halklara sultası için araç konumuna gelmiştir. Burada şunu belirtmek isterim ki Sovyetler Birliği dağılıp gittiği gibi yakın gelecekte Siyonist İsrail rejimi de yok olup gidecek ve insanlık bu beladan kurtulacaktır.
Burada belirtmek istediğim bir diğer sözümün muhatabı Amerika ve Avrupa yöneticileri ve siyaset adamlarıdır. Samimiyetle onlara şunu belirtmek isterim ki bizler dini inançlarımız ve Peygamberlerimizin öğretileri uyarınca tüm insanlığın saadetini istemekteyiz. Bizler hatta tek bir kişi için bile kötülük ve şer isteyemeyiz. Bizler tüm insanların hayırseveri olmalıyız. Hatta düşmanlarımızın dahi hayrını istemeli ve onlardan doğru yola gelmelerini talep etmeliyiz. Benim onlara sözüm şudur: Sizin izlemekte olduğunuz metot kasıtlı ve tek taraflı olarak Siyonist İsrail rejimi desteklemekte ve onların tüm cinayetlerini, sözde kendini savunma bahanesiyle geçiştirmekte, Filistin halkının savunmasını, bilginlerin gerçekleri açığa çıkarmadaki çabalarını ise terörizm ve özgürlüğün baltalanması olarak nitelemekteler. İşte bu metot artık yolun sonuna gelmiş ve artık dünyada geçerliliğini yitirmiştir. Ben tam samimiyet içinde sizlere bir teklifte bulunmak isterim. Biliyorsunuz ki 2. Dünya savaşı sırasında bir grubun öldüğünü ve mazlumiyete itildiğini söylediler. Sözde bu mazlumiyetin telafisi için onlara bir devlet kurulmasına çalıştılar ama dünyanın dört bir yanından Yahudileri orada topladıklarına tanık olduk. Hatta ikinci dünya savaşı sırasında en ufak bir zarar dahi görmeyenler orada hâkimiyet ve oy hakkı elde ettiler fakat binlerce yıl o bölgede yaşayan yerliler kendi ev barklarından atıldılar. Maalesef ne yazık ki bu büyük cinayeti savunan bazı batılı devletlere şunu demek istiyorum ki eğer günün birinde bu rejimin kurulması ve var olması sizlerin maddi ve siyasi çıkarlarınızı temin ediyorduysa emin olun ki bugün bu rejimin ömründen geçen her gün sizlerin çıkarlarınız ve haysiyetiniz bir o kadar tehlikeye düşecek ve artık bu rejim sizin için bir çıkar sağlayamayacak. Artık her günü sizler için zarara yol açacak..
Benim size tavsiyem akıllıca, mantıklı ve adilce bir çözüm yoludur. Belli planlanmış programlarla bu rejimin Siyonist hedeflerini hayata geçirdiğiniz gibi şimdi de gelin kendiniz bu rejimi toplayın ve götürün. Emin olunuz ki bu dünya sulhunun yararınadır. Eğen bunu yapacak olursanız biliniz ki bölge halkları da 60 yıllık cinayetleri unutacaklar ve sizler de tüm halklarla barış ve dostluk içinde yaşayabilirsiniz. Eğer bu iş sizler için zor ise ve ben bunun sizlere zor olduğunu düşünüyorum, çünkü batıda çoğu siyasi teşekkül ve partiler mali kaynaklarını Siyonistlerden karşılıyorlar, bu bakımdan Siyonistlere karşı her hangi bir girişimde bulunamazlar. Eğer böyle bir şey sizler için zorsa geliniz başkalarının uyguladığı metodu, demokrasi metodunu uygulayınız. Müsaade ediniz Müslümanlıyla, Hıristiyanlıyla, Yahudi'siyle tüm Filistin halkı hür bir referandumla kendi yönetim ve kaderlerini belirlesinler. Bu çatışmasız, şiddetsiz ve masrafsız bir yoldur. Bu insani ve kardeşlik yoludur. Müsaade ediniz Filistin halkının kendisi kendi kaderini belirlesinler.
Siyonist rejimin hamisi ülkelerden bazılarının bilgin ve akıllı insanlarının bu dostane ve insani çağrıya müsbet cevap verecekleri kanaatindeyim. Niçin dünya meselelerini savaş ve tehditle çözümlemek istiyorsunuz. Dünya meselelerini dostça ve insanca çözümlemek mümkün. Bizim açımızdan tüm insanlar muhteremdirler. Tüm insanların hakkı saygılıdır. Hiç kimse başka birinin hakkına tecavüz etmeye hakkı yoktur. Tüm dinler, ırklar ve halklar saygındır. Bizim onlara mesajımız; geliniz hep birlikte elele verelim ve insani metotlarla gerçek ve kalıcı barışı insanlık için hediye edelim.
Bir lafım da siz değerli bilginlere olacak. İlk olarak sizin bu samimi ve mesuliyetini müdrik varlığınızdan dolayı teşekkür ederim. İran sizin evinizdir. İran dünyanın tüm hürriyet severlerinin evidir.. Burada her kes kendi görüşlerini kardeşlik, barış ve özgür ortamda gündeme getirebilirler. İran halkı dünyanın tüm milletlerinin dostudur, savaştan, adaletsizlikte, tecavüzden nefret etmektedir. Bilginler böyle bir ortamda barış ve dostluk bayrağını tüm dünyada dalgalandırmalılar, artık bunca savaş ve kan dökmeye bir son verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık her kesin kardeşlik ve dostluğa doğru gelmeleri gerekir ve dolayısıyla bu yolda öncüler, bilginler, âlimler, insanlığa, insani değerlere ve barışa aşk besleyen insanlar olacak.
Almanya'dan değerli dostumuzun teklif ettiği v e sizce de benimsenen söz konusu teklife benim de tamamen katıldığımı belirtmek isterim. Günümüzde Holokost bir takım planlı yaygın seri cinayete bahane teşkil etmiştir. Siz değerli düşünürlerden bir hakikati bulma komitesi kurulmalı ve batılı devletler de bu hakikati bulma komitesinin işini engellemeyeceğine dair garanti vermelidirler. Ben bir toplantıda bunu gündeme getirdim ve sizlerde gündeme getirdiniz. Bana niçin bu meseleyi gündeme getirdiğimi sordular. Benim de cevabım şuydu eğer bir olay tarihi bir olaysa her ne kadar fazla araştırma yapılırsa o kadar şaffafiyet oluşur ve biz tüm cinayetkârları lanetleyeceğiz ve eğer bu iddialar gerçek değilse o zaman her kes gerçeklerle tanışacak ve Ortadoğu'da, Filistin'de cinayetler ve çatışmaların kökü de yok olup gidecektir.
Kanaatimce hep birlikte ve her hangi bir ön yargı ve taassup olmaksızın hakikati keşfedici komiteyi bir an evvel kurmalı ve dünyada her kes de bu komitenin tarihi gerçekleri araştırmasını, olay mahallinde incelemeler yapmasını, olay tanığı olduklarını iddia edenlerle görüşmeler tertiplemesini ve gerçekleri tüm dünya halklarına açıklamalarını ve onların bu çalışmasını desteklememiz gerektiğini kabul etmeliyiz.
Kanaatimce bu çözüm yolu 60 yıllık kavgayı barış ve kardeşlikle sonuçlandıracak bir çözüm yoludur.
Siz saygıdeğerlere şu müjdeyi vermek isterim ki biliniz ki dünya hızlı bir değişim içindedir. Büyük değişimlerle karşı karşıyayız. Önümüzdeki değişimler kuşkusuz dünya barışı, kardeşliği, adalettalepliği ve tevhidin yararınadır. İnşallah.
Sizlere Allah Taala'dan sağlıklar ve başarılar temenni ederim. Yine temennim hükümetlerden bazılarının geri dönüşte sizleri rahatsız etmemeleridir. En azından özgürlük ve hür düşünmeye bağlı olduklarını göstermeliler. Biz de kesin onlar bu davranışlarından dolayı teşekkürlerimizi bildireceğiz.

İnşallah başarılı ve muzaffer olursunuz.



captcha