Kurân İlimleri Eğitim ve Araştırma Derneği (Kurander) Başkanı Mikail Gürel, İkna muhabirine yaptığı açıklamada Kurân-ı Kerim’in yaşamın her alanında en güzel sözün sahibi olan evrensel bir kitap olduğunu, bu yüzden onun öğretilerine sarılan insanların her yönden güçlü olacağını söyledi.
Mikail Gürel, Kurân’ı en güzel şekilde Kurân’ın tanımladığına işaret etti ve şöyle devam etti:
Kurân, içerisinde en ufak şüphe ve tereddüdün dahi söz konusu olmadığı, Hak’ın sözüdür. İsra suresinin 9. ayetinde ifade edildiği gibi her şeyin en doğru olanına hidayet eder. Ayette geçen ekvem kelimesi, kıvam kökeninden gelmektedir. Kıvam, yani herşeyin en doğru, isabetli, yerinde ve olması gereken haline denir. Kurân-ı Kerim, bir yaşam kitabıdır ve hayatın her alanında insana en doğru bakış açısını sunmaktadır. Kurân, kendisini sinelerin şifası olarak tanımlıyor. Çünkü o, sinelerin özünü bilen Allah’ın sözüdür. Dolayısıyla Kurâni bir bakışla yaşama bakan kişinin gönlünde bocalama, tedirginlik, karamsarlık, kuşkuculuk, mağlubiyet vb menfi duygular kendiliğinden izale olur.
Kurâni bakışla hayata bakmak, Allah’ın baktığı yerden bakmak demektir. Dolayısıyla çok derin ve kapsamlı bir bakış açısı demektir. Özü görmek demektir, özünü bulmak demektir. Zaten bugün insanlığın içinde bulunduğu içler acısı durumun sebebi, insanın özünden uzaklaşması değil midir?
İnsan, dünyaya Kurâni bakışla bakmadığı için, güncel olayların nesnesi durumuna düşmüştür. Etkin değil, edilgen pozisyona düşmüştür. Dünyayı ve dünyevi nimetleri insanlığa ulaşmak için araç olarak kullanması gerekirken, amaç olarak görmüş ve eşyanın esiri olmuştur.
Tin suresinin 4. ayetinde biz insanı en güzel kıvamda yarattık ifadesine baktığımızda yine kıvam kökeninden olan tekvim kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Yani her yönüyle en güzel ve kıvamında yaratılmış olan insan, ancak her şeyin en doğru ve kıvamlısına götüren Kurân’ı esas aldığında gerçek konumuna ulaşır.
Kurâni bakış ve düşünceye sahip kişi güçlü olur. Şartlar ve olumsuzluklar onu mağlup edemez. Bunun örneğini İslam tarihine baktığımızda peygamberimizin (s.a.a) hayatında açık şekilde görmekteyiz. O Hazret, Allah’ın emirlerini insanlara duyurmakla görevlendirildiğinde kendi amcası bile karşısına dikildi. Ölümle tehdit edildi. Doğup büyüdüğü yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Medine’de etrafına toplanan az sayıdaki Müslümanla kendilerinden sayı ve silah bakımından mukayese edilmeyecek ölçüde üstün olan müşriklerle savaşmak zorunda kaldı. Ancak bu olumsuzluklar onu asla yıldırmadı ve pes ettirmedi. Çünkü o, yaşayan Kurân’dı. Hayata Kurân ile bakıyordu.
Kurâni bakış açısının bir diğer örneği İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleridir. Onlar, Kurân’ın gösterdiği yerden hayata baktılar ve esas hayat ve ölümün ne olduğunu açık olarak dünyaya duyurdular.
Bugün Lübnan’da bulunan bir avuç Hüseyin aşığının, Hüseyin’den aldıkları yiğitlik dersi ile kendilerinden sayı ve silah bakımından mukayese edilmeyecek kadar üstün olan işgalci İsrail ordusu karşısında gösterdikleri başarı buraya kadar anlatmak istediklerime bir diğer örnektir.
Bugün batı dünyası, İslam ve Müslümanlar aleyhinde büyük bir karalama kampanyası başlatmıştır. Bu, yepyeni bir olay değildir. Tarihten beri süregelen hak-batıl mücadelesinin uzantısıdır. Onlar, Kurâni düşüncenin dünyaya egemen olmasından korkmaktadırlar.
İslam peygamberine (s.a.a) hakaret içerikli karikatürlerin Danimarka gazetelerinde yayımlanması ve Kurân aleyhinde yaptıkları film ile istedikleri sonuca ulaşamadılar. Tam aksine birileri çıkıp İslam ve Kurân’ı araştırmaya başladı. Son zamanlarda İslam dinine müşerref olanların sayılarında da artış yaşandı.
Amerika Irak’ı işgal etti. Bu yıl 10 milyon Hüseyin (a.s) aşığı Kerbela’da Hüseyni Erbain programında bir araya geldi. Amerika’durumun böyle olacağını bilseydi Irak’a asla girmezdi.
İsrail’in Gazze şeridinde işlediği cinayetler de Kurâni değerlerin dünyaya yayılmasına engel olamayacaktır. Küfür alaemi Allah’ın gücünün her şeyin üstünde olduğunu hala anlamamışlar. Onlar anlasalar da anlamasalar da Yüce Allah nurunu tamamlayacaktır. Küfür aleminin bu çırpınışları, Kurân-ı Kerim’in gönüllerdeki nüfuzu ile Allah’ın vaadi gereği dünyaya hakim olacağının göstergesidir. Zuhur yakındır!