Rafsancani, Arabistan’ın ev sahipliği yaptığı Uluslar arası İslam Mezhepleri Diyalogu oturumunu memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Rafsancani, Mekke’de düzenlenen Uluslar arası İslam Mezhepleri Diyalogu oturumunda İslam ümmetinin sorunlarının inkar edilemeyeceğini, bölgede şer odaklarının tehlikeli olduğunu ve bu odakların zulmünün gösterilmesi için Filistin’in en bariz örnek olduğunu vurguladı.
Rafsancani, Filisitin halkı karşısında işgal ve cinayet politikalarını uygulayanların tüm bölge halklarını tehdit ettiğini, ABD’nin Irak’ta güvenlik anlaşması imzalama peşinde olduğunu ve amacının Irak halkının tüm zamanlar için boyunduruk altına almak olduğunu hatırlatarak, herkesin Irak’a yardım etmesi ve işgalden kurtarılması gerektiğini, işgal güçlerinin de Afganistan’ı altüst ettiğini ve uyuşturucu maddeyle bulaşıcı cinsel hastalıkların bugün İslam ülkelerini de tehdit ettiğini, bütün bu kouların İslam dünyası tarafından ele alınması gerektiğini söyledi.
Rafsancani, bölgede yüz binlerce yabancı ülkelerin askerlerinin bulunduğunu ve güvenlik kaygısı yaşandığın, İslam dünyasının Müslümanların güvenliği konusunda da aktif olması gerektiğini, İslam’ın öğretisinin savaş olmadığını ve Hz. Peygamberin de kendi zamanında hiçbir savaşı başlatmadığını, İslam Mezhepleri Diyalogunun Dinler Arası Diyalogun mukaddimesi olduğunu, Müslümanların önce kendi aralarında konuşmaları, belirli bir süreç üzerinde uzlaşmaları ve İslam dünyasının temsilcilerinin diğer dinlerle diyaloga geçmesi gerektiğini belirtti.
Rafsancani, Uluslar arası İslam Mezhepleri Diyalogu oturumundan diyalog uzlaşı metninin yayınlanmasının beklendiğini, temelinde şurayı öngören Kur’an’ın bu metnin esasını oluşturması gerektiğini, başka dinlerle de diyaloga geçerek uzlaşma ve anlaşmaya varılmasının gerekli olduğunu vurguladı.
Rafsancani, Müslümanlar arasında İslami hükümlerin % 95’inin aynı olduğunu, bir Şii din adamı olarak ortak yanların faklılıklardan çok daha fazla olduğunu ilan ettiğini ve ihtilaflı konuların ele alınmasından ziyade ortak görüşlerin öne çıkarılması gerektiğini söyleyerek, Müslümanlar arasında ihtilafa ve ayrılığa düşmenin haram olduğunu ve müzakerelerin devamlı olması gerektiğini, İslam ülkelerinin uluslaraarsı arenada önemli bir güç ve odak olduğunu, dünya servetlerinin % 20’sinin İslam ülkelerinde yer aldığını ve İslam ülkelerinin bu potansiyelleriyle zorba ve sömürgeci güçler karşısında zayıf düşmesinin doğru olmadığını belirtti.
Mekke’de düzenlenen Uluslar arası İslam Mezhepleri Diyalogu oturumunda Arabistan Kralı Abdullah da açılış konuşmasında, bu oturumda bütün dünyaya Müslümanların adalet ve insani değerlerini duyurmak için bir araya gelindiğini, İslam düşmanlarının bir araya geldiğini ve İslami hedefleri ortadan kaldırmak istediklerini ve cehaletle mücadele için toplandıklarını, İslam mezhepleri arasında diyalogun zorunlu olduğunu, diyalogu Kabe’nin yanında başlattıklarını ve bütün dünyayla bu diyalogun sürdürüleceğini vurguladı.