İran İslam inkılâp liderinin Ülke Dışı Öğretim ve Tebliğ İşleri Danışman ve Yardımcısı Hüccet’il-İslam ve l-Müslimin “Muhammet Rıza Nurullahiyan”, Dünya Müslüman âlimler birliği başkanının konuşmasına ve Şia’nın dinde bidat ortaya çıkardığına dair suçlamasına değinerek, İran Kuran Haber Ajansıyla (İKNA) yaptığı söyleşide şöyle: İslam’ın bütünüyle düşmanlarla yüz yüze olduğu koşullarda ve Bush’un kendi konuşmalarında bizi Haçlı savaşıyla tehdit edip, kültürel dalgalanmaların bütün toplumları özellikle bizim gençliğimizi tehdit ediyorken Müslümanların ve özelliklede İslam âlimlerinin, bir aile olan İslam camiasının ailevi konularını ve itikat ve kelam konularını söz konusu etmeleri hiç de akıllıca değildir. Dedi.
Bu konuların söz konusu edileceği yer medya değildir
Nurullahiyan konunun üzerinde önemle durarak sözlerine şöyle devam etti: Bu konular özel toplantılarda ve ilmi tartışmalarda söz konusu edilebilir ve hatta bu toplantılarda alınan sonuçlar basılıp yayınlanabilir ama şu bir gerçek ki medya bu konuların söz konusu edileceği yer değildir.
İran İslam inkılâp liderinin Ülke Dışı Öğretim ve Tebliğ İşleri Danışman ve Yardımcısı daha sonra şunları ekledi: bu tür tartışma konularının zemini konusunda: İslam’ın başlangıcından günümüze kadar Şia mektebine düşman ve nefret besleyen hâkimler grubu vardı ve her zamanda olacaktır.
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı: Bu konuların Kitap ve sünnete dayanan ve anlaşılır olan bir seri ilmi ve itikadı kökeni vardır. Her iki gurubunda bu iddiaların açıklanması konusunda delilleri vardır ve “İlmi gelişmelerde bu tartışmalara bağlıdır”. Ama ne var ki bu konular tarafların birbirlerini karalamakla sonuçlanırsa (Kardavi’nin yaptığı işte buna şahit olduğumuz gibi) bu ıstıraplara yol açacaktır.
Acaba Kardavi’nin bir haber ajansı muhabirinin sorusunu cevaplarken bir mektep ve mezhebin bütün fikirlerine ve âlimlerine saldırması mı gerekiyordu?
Hüccet’i l-İslam ve l-Müslümin Nurullahiyan bu sorunun en güzel şekilde kökenine inmek için dünya Müslüman âlimleri birliği âlimlerinin dini ve toplumsal yaşamlarını sorgulamaları gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti: Kardavi 15 yaşlarında İslam ve Kur’an-ı savunan bir İslam alimi olup bu İlahi mektebin gerek yayılmasında gerekse bu mektebe davet etme noktasında çeşitli merhalelerde kalem oynatmış bir şahıstır ve gerçekte kuvvetli bir Mısır alimidir. Biz Kardavi’inin televizyon sohbetlerine saygı duyuyoruz ancak kendisine, bir haber ajansı muhabirinin sorusunu cevaplarken bir mektebin ve mezhebin bütün fikirlerine ve âlimlerine saldırmasına gerek var mıydı? Diye soruyoruz.
Bir din Âlimi olan Nurullahiyan daha sonra şunları ekledi: Bizim, İslam âlimleri büyükleriyle ön gördüğümüz üslup şöyledir; Kardavi’inin sorusuna verilecek cevap son derece ilmi olmalıdır. Elbette Şia’nın büyük merci âlimleri her zaman bu yöntemi izlemişlerdir ve Müslümanlar arasındaki vahdet ve kardeşliği gözetmişlerdir.
Ülke Dışı Öğretim ve Tebliğ İşleri Özel Rehberlik Makamı Danışman Yardımcısı: içinde bulunulan zamanın hassasiyetine dikkat etmeksizin yapılan bu konuşmaya değinerek açıklamasına şöyle devam etti: Kardavi dünya Kudüs haftası yaklaşmak üzereyken ve Olmert ve Siyonizm’in karşısında Dünya Kudüs günü ve haftasını görkemli bir şekilde sonuçlandırmamız gerektiği bir zamanda konuyu ortaya attı. Bunun için Şia uleması Kudüs gününü son derece ıstıraplı olarak geçirdikten sonra bu sorunun karşısında kendi ilmi cevaplarını açıkladılar.
Huccet’i l-İslam ve l-Müslimin Nurullahiyan kendi ve Şia ulemasının bu konudaki derin üzüntüsünü belirterek açıklamasına şöyle devam etti: Kendileri eğer bir haber ajansı muhabirinin sorusunu cevaplamak isteseler bile, bir muhabiri cevap vermekle vazifelendirmesi gerekiyordu ve eğer kendisi cevap vermesi gerektiyse, yalnızca İslam ülkelerini tanımayan ve Müslüman topraklarının gasp edilmesi karşısında ve Müslümanların kıblesi büyük mescidin (Mescidi l-Aksa) ortadan kaldırılması karşısında duran ve 50 yıldan beri ülkelerde derbeder olan mazlum Filistinlileri savunan, Müslümanların en büyük birlik ve beraberlik gün ve gecesi bayramında bu konuşmayı yapmaması gerekiyordu.
Kardavi’deki kötümserliğin sebebi
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı konuşmasının bu bölümünün devamında Kardavi’deki bu kötümserliğin sebebine değinerek şöyle devam etti: Mısır’da yaşamış ve İsrail’in “Sina” çölündeki saldırılarını, savaşları ve kan dökülmelerini görmüş olan Kardavi’nin bu sözleri açıklaması ona yakışmadı. Bu yüzden Kardavi’ye taraftarlarına ve bürosunda çalışanları tekrar gözden geçirmesini tavsiye ediyoruz. Çünkü Baas partisinden bazıları Saddam yönetiminin son bulmasından sonra Irak’tan kaçarak Kardavi’nin bürosunun etrafında, sürekli yanlış bilgiler vererek Kardavi’nin Allame Fadlullah’, Allame Teshiri ve Şia’da İslami vahdetin savunucularının önde gelenlerine karşı kötümser olmasını sağladılar.
Hüccet’il İslam Nurullahiyan bu konuşmaların sebebini açıklayarak şu şekilde devam etti: Bazen tarihsel konular yeni karışıklıklara sebep olmaktadır, ben bu olayların arkasında istismarcı, fitneci güçlerin olduğuna inanmıyorum bu işin delilini ise Kardavi’den asli meselelere değinmeyerek başka meselelerle uğraşılmasında aramasını istiyorum.
Kardavi veya her hangi bir Âlim başkalarının vermiş olduğu raporlar doğrultusunda hareket etme gibi bir lüksleri yoktur.” Mehr” Muhabirinin de Alimler ve İslam alemiyle hiçbir irtibatı olmamıştır, Kardavi’de o muhabirin verdiği habere dayanarak bu konuları öne süremez.
Hüccet’il İslam Nurullahiyan konunun daha iyi aydınlanması için yeni bir kapı açarak devam etti: Aslen Kardavi’nin bazı görüşleri Sünni ve Mısır Âlimleri tarafından eleştirilmektedir. son yıllarda iki kitap yayınlayarak Müslümanların rahatsız olmasına sebep olmuştur, elbette Şia ona cevap vermemiş ve sessiz kalmayı tercih etmiştir ama Mısır ve Sünni âlimleri ona cevap vermişlerdir.
Kardavi, Saddam’ın idam edildiği gün onu savunmuş ve onu şehit ilan etmiştir.
Hüccet’il İslam Nurullahiyan sözlerini açarak şöyle devam etti: Bu kitapların ilmi konuları Kardavi’nin şimdiye kadar devam ettiği doğru yoldan uzaklaşmakta olduğunu göstermektedir. Bazen olay öyle bir yere varmaktadır ki Kardavi Yezidi savunmakta ve Ehlibeyti (Aleyhisselam) savunan Şia’dan yakınmaktadır. hatta Saddam idam edildiğinde Saddam’ı savunmuş ve O’nu şehit ilan etmiştir.
Siz her gün Irak’ta akıtılan bunca mazlumun kanını görmezlikten geliyor ve Saddam’ı şehit olarak anıyorsunuz, Saddam Sünni olduğundan dolayı bunu yapmış olabilirsiniz ama Sünni âlimlerinden sorabilirsiniz Kürdistan’da ve Saddam’ın hapishanelerinde kaç yüz bin Sünni ve Şia katledildi?
Kardavi medya önünde canlı yayında konuşurken dünyanın onu dinlediğinden ve kendisine cevap vereceklerinden gafil olmuştur.
Hüccet’il İslam Nurullahiyan’a; Acaba Kardavi’nin durumu Mısır Âlimlerinin ona karşı cephe alıp ve bu konuda yazmaları gibi bir aşamaya varır mı? Sorusu üzerine: Kardavi görüşlerini gözden geçirip kendi konumunu ıslah etmeli ve öyle bir şekilde hareket etmelidir ki Allame Fadlullah, Ayetullah Teshiri ve Ayetullah Subhani onun sözlerinden dolayı çok şaşırmış, rencide olmuşlardır ve Mısır ve diğer ülkelerden âlimlerinde ciddi bir şekilde Kardavi’ye itirazda bulunmuşlardır.
Mevzi alması gereken Kardavi değil, bizleriz
İran İslam inkılâp liderinin Ülke Dışı Öğretim ve Tebliğ İşleri Danışman ve Yardımcısı sözlerinin devamında: bu sözlerin ortaya çıkış sebeplerini şu açıklamalarıyla yeniden dile getirmiştir: Şiaların içinde Ehlisünnetin halifelerine lanet eden bir grup avam vardır. Aynı şekilde Ehli Sünnette de Şiaları katleden ve Şiaların camilerini bombalayan bir grup avam bulunmaktadır. Ve dolayısıyla Kardavi’nin mevzi almasının sebeplerinden biri Şia’daki bu avam grup olabilir. Ancak, mevzi alınması gerekiyorsa, bu Kardavi’den daha çok Şiaların hakkıdır.
Konuşmasının devamında Kardavi’nin sözlerinin temelini oluşturan diğer bir konu hakkında ise: Kardavi; "Bundan 20–30 yıl önce Mısırda bir tane dahi Şia bulunmazken, şimdi Mısırda birçok sayıda Şia bulunmakta ve çeşitli faaliyetlerle kendilerini göstermekteler." Bunun sebebini ise Şiaların dünya çapında tebliğ yapmalarına Ehlisünnet mensuplarının de mezhep değişikliği yaparak, Şia olmaktalar, iddiasındadır. Dedi.
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı: Irak, İran, Arabistan, Bahreyn, Azerbaycan ve diğer bazı İslam ülkelerinin 1400 yıllık geçmiş tarihleri Şia ve Sünni gruplardan oluşmakta ve her zaman bu şekilde cereyan etmektedir. Ayrıca Şialığın Arabistan’dan başlaması da Kardavi’nin öfkelenme sebeplerinden biri olabilir.
Bu din adamı sözlerinin devamında: Kardavi, Şia'ya çirkin nispetlerde bulunarak şunları söylemektedir; Niçin Şia Kur'an’da Velayet suresinin olduğu inancına sahip olaraktan Kur'an’ın tahrif olduğuna inanmaktadır? Bundan dolayı (İKNA)‘dan İslam’ın başlangıcından günümüze dek 2000 Adet Kitap Fihristini hazırlamasını rica etti. Çünkü (bizim) bu kitaplarda Şia’nın Kur'an’ın tahrifine inanmadıklarını şiddetle vurgulanmaktadır. Ve sizler bir iki kişinin tahrif görüşlerini Şia’ya nispet vererek, iftira atmaktasınız.
Ehlisünnetin Kur'an kadar değer verdikleri "Sahih-i Buhari'de" Ehlisünnetin Kur'an’ın tahrifine inandıklarını kanıtlayan hadis bulunmaktadır. Hüccet’i l İslam Ve-l Müslümin Nurullahiyan Ehlisünnetin güvenilir ve sahih kaynaklarından deliller getirerek şöyle dedi: Ehlisünnetin Kur'an kadar değer verdiği kitap olan "Sahih-i Buhari’de" İmam Buhari’den Ehlisünnetin tahrife inandıklarına yönelik hadis bulunmaktadır. Bundan dolayı Kardavi’ye soruyorum: Acaba söz etmiş olduğunuz Velayet suresiyle Şia’ların ellerindeki Kur'an’larda ve Kütüphanelerde karşılaştınız mı?
İran İslam inkılâp liderinin Ülke Dışı Öğretim ve Tebliğ İşleri Danışman ve Yardımcısı: Kardavinin sözlerinden başka bir bölüme değinerek şunları söyledi: Kardavi Peygamberimiz den (sallallahu aleyhi ve âlih) nakledilen; "Ümmetim benden sonra 73 fırkaya bölünecektir. Ve sadece bunlardan bir "fırka kurtuluşa erecek, diğerleri helak olacaktır." Hadisindeki "kurtuluşa erenler" fırkası Ehlisünnettir demektedir. Ancak biz bu iddianın delilini Kardavi’den sormaktayız. Diğer taraftan biz "El’kadir" gibi Şia kitaplarında delillerimizi açık bir şekilde belirterek "kurtuluşa erenler" fırkasının Şia olduğu inancındayız.
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı, sözlerine şunları ekledi: Eğer konu sadece iddia ise biz de sizin gibi iddia etmekteyiz. Çünkü Şia devamlı kendisini adalet terazisine koymaktadır. Peygamberimizde (sallallahu aleyhi ve âlih) Emir-el Müminin Ali’ye (aleyhisselam) işaret ederek "bu gurub (kurtuluşa erenler fırkası) senin takipçilerindir " buyurmuştur. Ehlisünnette kendilerini Ali'nin (aleyhisselam) takipçileri bilmemekteler. Belki onlar, birinci, ikinci ve üçüncü halifenin takipçileridirler.
Binlerce defa bu sözlere cevap vermemize rağmen yinede bahs ve münazara oturumu düzenleyeceğiz
Sözlerine: eğer Kardavi bu iddialarına devam ederse ona bir müzakere önerimiz olacak; sizin sözleriniz, 14 asır öncesine ait eski sözlerdir. Bizler binlerce defa bu sözlerin cevabını verdik buna rağmen Kardavi, kendisinin belirleyeceği istediği bir grupla, bizde kendi âlimlerimizin toplanacağı bir grupla bir münazara düzenleyip bu meseleyi neticelendirelim ve adilane bir şekilde neticesini duyuralım.
Bu konu hakkındaki konuşmasının sonunda: “acaba bu bahs ve tartışmanın metot, yöntem ve sahih usulü bir birimizi bidat ehli olarak tanıtmak mıdır?” diye sordu.
Hüccet’il İslam Nurullahiyan: “acaba iki büyük Şia ve Sünni fırkalarını bir birlerinin canına düşürecek ortamlara çekmek doğru mu”? Sorusunun cevabında ise: Kardavinin bu şekilde beyanda bulunması ona yakışmadı. Bu konunun kökleri avam tabakasının amel ve hareketlerinde aranabilir. Ama eğer bizim, Ayetullah Hamanei, Ayetullah Sistani… Gibi ulemalarımız “aşura” günü ve diğer önemli vakitlerde Şia cami ve hüseyniyelerine bir Sünni fert tarafından beline bağladığı bombalar veya havan toplarıyla yapılan intihar saldırıları karşısında mevzi alsalar neler olabilir?
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı: bizim feryat etmemiz gerektiği yerde, biz mülahazada bulunduk onun için Kardavi de Şia’yı mülahaza etmeli.
Eğer bir grup bir fikir ve düşünceye bağlanmışsa, acaba sizlerin feryat etmesi mi gerekiyor?
Biz bu soruyu sizlere soruyoruz: eğer bir grup bir fikir ve düşünceye bağlanmışsa, acaba sizlerin feryat etmesi mi gerekiyor? Bizim sayısız ve çeşitli basın yayın kuruluşları ve sitemiz yok, ama sizin sayısız basın yayın kuruluşu ve imkânlarınızla kendi tebliğinizi yapma imkânınız var.
Sözlerine: Kardavi Bey, bugün İslam’ın bütün asıllarını, Kur’an ve İslam ümmetini fedakârca savunan Şia’lara bu iftira ve töhmetleri atmaktadır.
Ayrıca, kur’an’nın tahrif olmadığına dair ve kendi itikat ve inançlarını savunan bir ilmi makale ile 2000 kitap ve makale tanıtılmalı ta bu kaynaklar diğer dillere özellikle Arapça diline tercüme edilerek Kardavi’ye ulaştırılmalıdır.
Şia ve Sünni iki kardeş grup, çatışmasını isteyen gizli ellerden gafil olmamalıdırlar
Hüccet’il İslam Nurullahiyan: bir şeyi unutmamak gerekir ki Şia ve Sünni iki kardeş grup, çatışmasını isteyen gizli ellerden gafil olmamalıdırlar ki kesin olarak biliyoruz ki bu gaflette kimse kalmak istemez ve bu aileyi bir birlerine düşürerek İsrail’in kendi hedeflerine ulaşmasını sağlamış oluruz.
Konuşmasının sonunda İran Kur’an Haber Ajansına (İKNA) teşekkür ederek şöyle devam etti: bu haber ajansının güttüğü; bu meseleleri yazmak ve adilane bir biçimde nazarları almanın güzel bir iş olduğuna değinerek bu konuşmanın (İKNA)’da 17 dile tercüme edilmesini isteyerek dünyadaki insanların teveccühüne sunulmasını istedi.
Bu tür meselelerin önünü almak için iftiralardan uzak durmamız gerektiğini ve ulemalara ihtiramda bulunarak, İslam ışığında karşılıklı saygı ve ihtiramla her konunun araştırılabilecek ve münazara edilebilecek olduğuna değinerek, İslam dininin bize bu desturu vermiş olduğunun altını çizdi.
Yurt dışındaki ilmi havza ve medreseler kurulu eski başkanı: Kardavi’ye tavsiyede bulunarak: insanların Şia olmasından dolayı rahatsız olmayın, belki insanların gruplar halinde İslam temellerine sırt çevirmelerinden rahatsız olun. Bugün insanların İslam ulemalarına karşı saygısız ve başıboş davranmalarının çok tehlikeli boyutlara ulaştığını ifade ederek herkesin bunun mukabilinde mevzi almasının gerekliliğini belirtti.
Sözünün sonunda şöyle ekledi: bu iftiraların son bulması için en iyi yöntemin; ulemanın tedbir ve akla yatkın duruşuna sarılmak ve avam tabakasını kontrol etmek olduğuna değinerek Müslümanlara: Kardavi’nin önceden gittiği ve şimdi yoldan saptığı yolu yani münazara ve diyalog yolunu tavsiye ediyorum. Dedi.
303633