İran Kur’an Haber Ajansı İKNA haberinde, Ayetullah uzma Muhammed taki Behçet Fumani 1912’nin sonlarında İran’ın muhafazakâr şehri Fumen’de dindar ve takvalı bir ailede dünyaya geldi. Henüz ömründen on altı ay geçmemişken annesini kaybederek daha ömrünün ilk günlerinde yetimliği tattı.
Öz geçmişi
Ayetullah behçet’in babası Mahmut Behçet, fumen şehrinde güvenilir kişilerden birisi olup, kendi geçimini sağlamanın yanında halkın dert ve sorunlarının çözümü içinde uğraş vermekteydi. İlköğrenimini fumen mektep hanesinde tamamladı, daha sonra aynı şehirde dini eğitime başladı. Onun kemali isteyen ruhu ile susuz yüreği daha fazla dayanamadı ve dini eğitiminin mukaddimesini bitir bitirmez daha 14 yaşında iken ırak’a yolculuk yaparak Kerbela’ya yerleşti.
Ayetullah Behçet, seyyid-i şüheda hz. Hüseyin aleyhi selamın feyizlerinden yararlanıp, nefis tezkiyesiyle meşgul olarak bu diyardaki büyük üstatlar vasıtasıyla fıkıh ve usul kitaplarının büyük bir kısmını okuyarak, yaklaşık dört yıl kerbela’da yaşadıktan sonra, 1930’da öğrenimini tamamlamak için Necef kentine gitti ve geri kalan derslerini orada tamamladı. Onun çaba ve gayreti sadece dini ilimleri elde etmek değildi belki insani yüce kemalatlara olan aşkı ve teskin bulmayan gönlü onu devamlı olarak ilahi kişileri ve evliyayı aramaya sevk etmekteydi. Ayetullah behçet’in şakirtlerinden birisi şöyle demektedir: “yıllardır Ayetullah behçet’in derslerine katılmaktayım hiçbir zaman kendisi hakkında bir şeyler dediğini bir iki istisna haricinde duymadım.”
Seyr-i Suluk ve İrfan
Ayetullah Behçet, eğitim döneminde ve ergenlik çağına ermeden önce, nefis tezkiyesi ve manevi kemallere erme yollarına düştü. Kerbela’da üstat ve eğitmen ararken, necef’te Ayetullah Gazi’yi duyar. Necef’e müşerref olduktan sonra seçkin üstadı olan Ayetullah şeyh Muhammed Hüseyin İsfahani(Gerevi)’den ahlaki istifadelerde bulunur.
İran İslam inkılabı lideri Ayetullah hamaney Ayetullah Behçet hakkında şunları söylemektedir: zamanımızın en seçkin taklit mercilerinden sayılan Ayetullah Behçet, aynı zamanda büyük ahlak ve irfan muallimi ve sonsuz manevi fuyuzatların kaynağıydı. Nurani kalbi, temizlenmiş zahit ve abitlerin saf ve açık aynası, ilahi aydınlık sahibi olan Ayetullah behçet, pak sözleri yol gitmek isteyen ve Salihlerin amel ve düşüncelerine kılavuz idi.
Ayetullah Uzma Behçet’in Tavsiyeleri
a) Kur’an
Allah’tan bizi kur’andan ayırmaması için istekte bulunalım ve aynı şekilde O’ndan, bizi itretlede ayırmaması için istekte bulunalım, çünkü ehl-i beyt kur’anladır ve kur’anda ehli beytledir ve bu ikisi hiçbir şekilde ayrılmazlar, kimde bunlardan birisi olmazsa gerçekte hiç birisine sahip değildir. Bunu bilin ki biz Müslümanların gayri Müslimlerden kur’an ve ehli beytten başka bir imtiyazımız yoktur, eğer onlar olmazsa bizlerin gayri Müslimlerden farkı kalmaz. Eğer bizlerin kur’an’ı olmazsa gayri Müslimler gibiyiz, eğer bizlerin ehli beyti olmazsa iman ehli olmayan Müslümanlar gibiyizdir.
b) Kur’an ve İtret
Bizler kur’an ve ehli beytten ayrı kalamayız, eğer ayrı kalırsak kurtların kucağına düşeriz ve Başlar koptuktan, eller kesildikten ve başımıza belalar geldikten sonra, acaba bundan sonra onların elinden kurtulur muyuz? Allah bilir.
Uyanık olalım! Bu iki asıldan kimseyi uzaklaştırmasınlar.
c) Üstat Seçimine Dikkat
Üstadınızın sırat-ı müstakimde olduğuna dikkat edin. Eğer üstadınızı rüşvet ve rüşvet harici şeyler vasıtasıyla saptırırlarsa artık çocukların işi ziyandır, neden mi? Bu sebepten dolayıdır ki, müstakim ve gayri müstakim yoluyla kendi batıllarını çocuklara satacaktır ve bu çocuklara onları yedirecektir. Eğer bir kişi, bin kelime hak sözü söylerse, dikkatli düşünelim (bin birinci sözü hem doğru mudur?) daha sonra onu alalım. Her Kimden bir şey duydunuz, onun peşi sıra gidin acaba bu doğru mudur? Tam mıdır? Akıl ve dinle mutabık mıdır?
d) Allah Bağışlayandır
Barnaba incilinde –İnciller arasında doğruya en yakınıdır- şöyle yazılmıştır: Hz. İsa aleyhi selam iblis için şefaat ederek şöyle yakardı: ilahi! Bu, uzun bir dönem sana ibadet etti, (bazı melek ve cinlere) ders verdi… Falan işleri yaptı, gel bunun günahlarından geç! Hâlbuki şeytan, Hz. Âdem’den Hz. İsa aleyhi selama kadar ne işler yapmış, ne fesatlar etmişti. Bu nasıl bir nurdur ki hatta buna bile rahmette bulunarak (söyledi) ilahi! Taksiratından geç.
Allah-u Teâlâ buyurdular: evet, ben bağışlamaya hazırım, gelsin desin ki ben günah işledim, hata ettim, affet bunu desin ki “اخطأت فارحمنی” hata ettim, rahmet et. Bu iki kelimeyi desin. Hz. İsa aleyhi selam, âlemde hiçbir benzeri olmayan bir işe kalkıştığı ve âdemden bu zamana kadar fesat ve saptırmadan sonra şeytana vasıta olmuş ve bu vasıtanın da kabul olması onu çok sevindirmişti. Yoldan giderken şeytana seslenerek ona gel, sana müjdeli haberim var! Der, Şeytan: bu sözleri çok duydum, der…
Bakınız, bizler Allah’a taraf gitmemekle ne kadar kendimize zulüm etmekteyiz, bizler kime doğru gidiyoruz? Bu işin sonu kuyuya düşmektir, sonu pişmanlıktır, bir şeyin sonunun pişmanlık olduğunu biliyorsan neden ona doğru gidiyorsun? Artık gitme.
Şeytan: hayır, O’nun gelip hata ettim demesi gerekiyor! Sen affet demeli! neden mi?! Bundan dolayıdır ki benim ordum onunkinden daha çoktur! Benimle secde etmeyen melekler bana tabi oldular, onlar benim askerlerimdirler! Şeytanlarda benim askerlerimdendir, Allah’a iman etmeyen cinlerde benim askerlerimdendirler, beşerin bütün putperestleri de benim askerlerimdendir!, dedi.
Bu, kıyamet günü ordusunun çokluğuyla övünmek istiyor! Orada çokluk ve kemiyet yoktur. Her ne kadar çok olsa cehennem: “daha yok mu” der. (Kaf süresi: 30) buna rağmen sen ordunun çokluğuyla mı hareket etmek istiyorsun? Evet, senin ordun çoktur; ama onların yeri cehennem olacaktır, cehennem Söylemeyecektir: odamız yoktur, cehennem diyecektir her ne kadar varsa getirin. “daha yok mu” Yani getirdiğinizden daha fazla getirin, demektir. Yerimiz var! Hz. İsa aleyhi selam, git melun senin için bir şey yapamadım. Sen diyorsun ki Allah gelsin ben onu bağışlayayım…
e) Bildiğimiz Şeylere Amel Etmek
Bir şey bilmiyorum diyen kimse yoktur, (eğer söylerse) yalan söylüyor, masumdan başka herkes birazda olsa bir şeyler bilirler. Bazı şeyleri bilmeyen şahıs; bildiği şeylere amel ederse bilmediği şeyleri de öğrenir. “و الذين جاهدوا فينا لنهدينّهم سبلنا” (ankebut süresi: 69)…
f) Amellerinde Baki Kalmak
Herkesin bilmesi gereken şey: kendisi için baki kalacak amelleri yapması ve fani ve geçici olan şeylere teveccüh etmemesi gerekir. İnsanla kalan şey, Allah’a yakınlık kastıyla yapılan Salih amel ve ilahi itaattir ve insan bunları buradan kıyamet gününe kadar oradan da kıyamet sonrasına kadar her nerede olsa kendisiyle götürür. İnsanın Salih ameli ve baki ameli hiçbir zaman fani olmaz…
g) Allah Bizi Görür
Bizler Allah’ın misafirleriyiz; onun sofrasında oturmuşuz; bizlere bakmaktadır; ne yaptığımızı bilmektedir; bizlerin ne yapacağımıza dair düşüncelerimizi bilir; düşüncelerimizi bizlerden daha iyi bilir. Bizler bir şeyler düşünürüz sonra düşünürüz ki bu düşüncelerimiz gerçekleşir ve o düşünceler gerçekleşmez, Allah bilir ki bunun tersidir; gerçekleşeceğini düşündüğümüz şeyler, gerçekleşmez ve gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz şeylerde gerçekleşir, bunlara kadar her şeyi bilir…
h) Allah’ı Anmak Tek Saadet Yoludur
Bu bendenin cemaati benden nasihat ve tavsiye istemektedirler; eğer onların hedefleri söyleyelim ve dinlesinler sonra başka zaman tekrar söyleyelim ve dinlesinler, ise ben-i hakir bundan acizimdir. Eğer söylerlerse öyle bir kelime istiyoruz ki kelimelerin anası, aslı olsun ve mutlak saadet için kâfi olsun, Allah-u Teâlâ, bu hakirin beyanıyla onu keşfedip size ulaştırmaya kadirdir.
Arz ediyorum ki yaratılışın gayesi ibadettir: “و ما خلقت الجن و الانس إلا ليعبدون” (insanları ve cinleri sadece bana ibadet etmeleri için yarattım) (zariat süresi: 56) ubudiyetin hakikati, kalbin ameli olan itikat ve uzuv amellerinde günahı terk etmektir. Günahın terk edilmesi ise insanda meleke olmadıkça elde edilmez, buda daimi bir murakabe ve her zaman ve mekânda, halkın arasında ve halvette her an allah’ı anmakla hâsıl olur. “ولا أقول سبحان الله و الحمد لله، لكنه ذكر الله عند حلاله و حرامه” (subhanallah, elhamdülillah demiyorum, belki diyorum ki Allah’ın helal ve haramı anında O’nu anın.)…
i) Namaz
Bilin ki diğer amellerin hepsi namaza tabidir; beş vakit namazın ilk vakitlerinde kılınmasını hıfz etmeniz gerekmektedir; Yüce Allah’a bütün vücudunuzla yüz çevirmeniz ve teveccüh etmeniz gerekmektedir. (Bu surette) saadeti elden kaçırmazsınız inşallah.
407845