İran Kur’an Haber Ajansı (İKNA), Batı ve Güney Batı Asya şubesinin aktardığına göre, bu konferansta Dernek Başkanı Yılmaz Çakır insanın din açısından sosyalleşip toplumsal ilişkilere sahip olması gerekliliğine değinerek şöyle söyledi: İnsan yaratılışı esasına göre toplumsal yaşamaya muhtaçtır.
Çakır şöyle devam etti: Başka dinlerle mukayesede, İslam toplumsal bir dindir. İslamda yalnızlık yerine birlik var ve bu birliği mescitlerde iyice görebiliriz. Kur’anı Kerimin de bazı ayetlerinde bu önem vurgulanmıştır; örneğin Cenabı Allah Al-i-İmran suresinin 103cü ayetinde şöyle buyurur: ‘Hepiniz Allahın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanıp ayrılmayın.’
Yılmaz şunları hatırlattı: İslam insanları toplumsal yaşamaya ve günlük namazları toplu olarak mescitlerde cemaat şeklinde kılmaya davet etmektedir. Cuma namazı ve bayram namazları cemaat biçiminde kılınan İslamın esaslarındandır.
O şöyle devam etti: İslamda oruç tutma bireysel bir ibadet gibi görünmektedir ancak bu ibadet bütün dünya müslümanları arasında aynı zamanda başlayıp ve öyle de bitiyor.
Yılmaz Çakır devamında şöyle söyledi: toplum bireyi inkar etmeyip tersine onu bir canlı, hareketli ve dinamik varlık olarak algılıyor. İslamda ise bireyler bütün bir canlı varlığın üyeleri olarak vurgulanmış ve müslümanların birbirinin komşularından haberdar olmalarına tekit edilmiştir. Aynı halde bu toplum ortak hedef, ahlak, itikat, temel, ilkeler ve meşruluğa sahip olmalıdır.
Yılmaz Çakır sonunda İslami toplumun manevi boyutlarına değindi ve şöyle açıkladı: İslami toplumda Kur’an ve Sünnet müslümanların inancının temelini oluşturmaktadır ve Laism ile Liberalism gibi insani ideolojilere yer yoktur. Bu değerli temellerin korunması ise sadece birlik ve vahdet ile olanaklıdır.
O sözlerinin sonunda şöyle ilave etti: İslami toplumda ilim ve araştırmaya önem verilmelidir ve Kur’anın yanı sıra başka ilim dallarına da ilgi gösterilmelidir. Başkalarını ahlâk ve maneviyatı uygulamaya davet etmeden önce kendimiz onları uygulamalıyız ve en sonu şöyleki, İslami toplumun belirli hedef ve planı olmalıdır ve müslümanlar Kur’an ile Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine dayanarak doğru yolu seçmelidirler.
1023619