İKNA’nın Genel Kurmay Başkanlığı İletişim ve Haberleşme dairesinden naklettiğine göre, bu bildirgenin bir bölümünden şöyle yazmaktadır: ‘her sene Ağustosun 29’u gerçi İslami Devrimin en sadık ve fedakar iki üyesinin kör yürekli münafıkların tarafından şehit edildiği yüzünden acı hatıralarla anılıyor, ancak İslami Devletin ilkeleri ve unsurları açısından ve İslami geleceğin çizgilerini belirtmek için topluma yeni ve iyi bir fırsat açmaktadır.’
Bu bildirge şöyle devam etmektedir: ‘iki şehidimiz: popüler ve çok sevilen Cumhur Başkanı Muhammed Ali Recai ve Devrimin Başbakanı Muhammed Cevat Bahuner’in ulucasına şehadetlerinden otuz yıl geçmesine rağmen, onların vilayete dayalı kurdukları ve devrimsel, adalet isteyen, sade yaşamayı deneyen devlet ve kendilerinin sadıkça ve içten sundukları hizmetler hatırlanınca, İran milletine tam yeni ve ferahlatıcı bir ruh vermektedir.
Şehit Recai’nin velayete dayalı devletinin ömrü kısa olsada, o kısa devir Düzenin ve ülkenin yükseldilmesi ve halka minnetsiz hizmet konusunda onun inançlı çalışmasını gösterip, devrimden sonraki bütün devletlere kalıcı bir esas ve tüzük olmuştur.
Bu bildirgenin devamında, Şehit Recai’nin devleti onun halka dönük olması, vilayete dayanması ve devrimin ilkelerine dikkat etmesi için bundan sonraki bütün asırlarda devlet adamlarına bir kalıcı örnek olması gerektiği vurgulanmıştır ve şöyle ilave edilmiştir: şimdiki koşullarda İslami Devriminin düşmanları ve dünya sömürücü kuvvetleri bütün olarak ve birliktelikle İslami Devrimin yeni bir olgunluk merhalesinin önünde dayanmışlar yada tehdit ve ambargo senaryolarını yöneterek mukaddes İran İslam Cumhuriyetini ve onun halk desteğini zayıflatmak istiyorlardır. Böyle bir ortamda, şimdiki Devletin uyarlılığı ve onun yeni yaratıcılığa dayalı yöntemleri halkın desteği ile birlikte kullanması kuşkusuz düşmanları yenilgiye ve ümitsizliğe uğratacaktır.’
Günümüzde, 29 Ağustos şehitlerinin öğretileri ve aynı halde sadıkçasına hizmet etmek, adaletin ve İran halkının saygılıca yaşamasının gerçekleşmesi karşısında olan çelişkileri ve zorlukları ortadan kaldırmaya çalışamk İranın kötülüğünü isteyenleri çaresiz ve yorgun bırakacaktır.
Bu bildirgede Bağlantısız Ülkelerin Tahrandaki Zirve Toplantısını, Dünyayı etkileyen önemli olaylar bakımından, İran Milletinin başarılarını ve kapasitelerini Devlet Haftasında göstermek hususunda Devlet ve silahlı kuvvetler için büyük bir sınav olduğu hatırlanmış ve şöyle devam edilmektedir: ‘İslami Devrim ve öncül Vilayet-i Fakih ilkesi diyalogunun gösterilmesi, barışçıllık, İran halkının terorizme karşı mücadelesi ve onların devamlı olarak sömürücüler ve baskıncıların karşısında direnişi, milletlerin gelişim ve ilerleme yolunda çözülmesi zor olan problemler ve engelleri aşmak için İranın başarılı örnekler planlama ve üretim gücünü tanıttırmak ve baskıncılar konseyinden dışarıda kalan ülkelerin ihtiyaç duydukları onlarca başka temel konularda çözüm yolları sunmak, İran İslam Cumhuriyetinin başarılarının ve yetkilerinin sadece bir bölümünü ulus ötesi bir düzeyde toplantıya katılanların yargısına sunucaktır.’
Bu bildirge en sonnunda Devlet Haftasını halksever Cumhur Başkanına ve Bakanlar Kuruluna tebrik ederek onların yorulmazcasına adalet ve gelişimi gerçekleştirme uğrunda sarfettikleri çabalar için teşekküt etti ve şöyle açıkladı: ‘Sömürücü kuvvetlerin karşısında İran halkının haklarını korumak, üçlü kuvvetler arasında birlik ve olumlu etkileşim yaratmak, halk ve devletin gelişim, adalet ve mukaddes İslam Cumhuriyetinin temel ilkeleri uğrunda Büyük lider Hz. İmam Hamaneinin gösterişleri ve Hz. İmam Homeyninin vasiyeti temelinde hareketinin sürekli devam etmesi, günümüzde Düzeni ve Ülkeyi seven bütün insanların karşısında olan bir görevdir.
1084529