IQNA

Türkiye Şii Ulema Birliği Genel Sekreteri;

Hac Yönetimi için İslam Dünyasında bir Konsey Oluşturulmasının Gerekliliği

8:28 - September 28, 2015
Haber kodu: 3372520
Uluslararası Grup: Huccetul İslam Velmüslimin Şeyh Kadir Akaras Mina olayının Al Suud rejiminin liyakatsizliği ve beceriksizliğinden kaynaklandığını vurgulayarak hac organizasyonunun yönetmek için İslam dünyasında bir konsey oluşturulması gerektiğini açıkladı.

IQNA-14 yıl Kum şehrin’de Dini okulda eğitim alan Türkiye Şii Ulema Birliği Genel Sekreteri Huccetul İslam Velmüslimin Şeyh Kadir Akaras 25 yıldır Türkiye ve yabancı ülkelerde İslamı teşvik etmek için faaliyet göstermektedir. Ayrıca Türkiye şiilerinin televizyon kanallarından olan Kanal 14’te icra direktörü olarak çalışmaktadır.
Huccetul İslam Velmüslimin Şeyh Kadir Akaras Iqna ile yaptığı ropörtajda vahabilik gibi sahte inançların açıklanmasına değinerek ‘Suudi rejimi vahabi takipçisi olduğundan pek çok Müslümanı şii ve sünnileri müşrik telakki etmektedir’ dedi.
Ve şöyle devam etti: Vahabiyet İslami bi oluşum değildir. İngilizler tarafından oluşturulan siyasi bir harekettir. Bu yüzden onlar Müslümanlar karşı düşman oldular ve tüm İslami eserleri ortadan kaldırdılar.
Bak’ı mezarlığının tahrip edilmesi, Kerbelaya saldırı ve bu şehirde binlerce Müslümanın öldürülmesi gibi olaylar vahabilerin işlediği bazı suçlardan sayılabilir.
Mina’da meydana gelen olay sadece Al Suud’un hac yönetimindeki beceriksizliğini gözler önüne sermemekte belki bu konu Suudi Arabistanın Mekke ve Medine’yi sadece kendisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Ama gerçek şu ki bu tür faciaların vukuu bulması Suudi rejiminin hac yönetimindeki beceriksizlik ve yetersizliğini gözler önüne sermektedir.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bu trajik olay karşısında tepki göstererek bu hadisenin vukuu bulma sebebinin Suudi devletinin yetersizliği olarak açıkladı. Ama ne yazık ki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suudi rejimine verdiği desteği gösterdi.
Mina faciası karşısında İslam dünyasının özellikle Türk halkının bakış açısına göre, Al suud Mekke ve Medine’nin idaresinde yetersiz ve tedbirsiz davranmıştır. Bu konu özel bir konsey oluşturulması ile islam dünyası veya islam İşbirliği örgütünün yardımıyla çözülebilir.
Mekke Medine ve Haremi şerif sadece Suudi rejimin değildir. Çünkü bu şehirler tüm Müslümanların ortak ve mukaddes mekanıdır. Bu yüzden İslam dünyası bu konuda sessiz kalmamalıdır.
Yemen konusu Al Suud’un işlediği bir diğer suçtur. Suudi rejim Yemen’e saldırarak ve hac idaresindeki yanlış yönetimi ile yetersizliğini kanıtladı. Suud rejiminin  hiçbir şekilde Haremi Şerifi idare etmeye liyakatları yoktur. Asıl mesele şudur ki onların Müslümanlara düşmanlığı vardır. Onlar tüm İslam tarihini yok etmek istemektedir. Al Suud Müslümanları sahabe ve Ehli Beyt türbelerini aynı halde peygamber Efendimizi mezarını  tahrip etmekle tehdit etmektedir. Onların Müslümaları kontrol altına almaya ve ya kendilerini Müslümanların temsilcisi olarak göstermeye hakları yoktur. Biz İslam ile Suud padişahlarınının siyasetlerinin bir ilgisi olmadığını açıklayabiliriz. Onlar insani değerleride ayaklar altına almıştır. Suud rejimi uluslararası ceza mahkemesinde  yargılanmalı ve bu insani facianın cevabını vermelidir.
Ben kendi adıma bu acı ve tarajik olayda İslam dünyasının ve özellikle İran’ın aynı halde Velayeti Fakih ve Hz Ayetullah Hamaneye başsağlığı dilerim.
3372178

captcha