George Mason Universitynde kürsü sahibi İslamagolist ve tarihçi Prof Abdülaziz Şasadina Uluslararası Kur’an haber ajansı (IQNA) ile yaptığı ropörtajda bu konunun beyanı ile ilgili olarak bugünün İslam dünyasından duyduğu endişeleri dile getirerek birlik ve dayanışma eksikliğinin bu durumun ana nedeni olarak kabul etti.
O ayrıca İslam ülkeleri hükümdarlarının İslam dünyasında bazı kargaşaların ortaya çıkmasının sorumlusu olarak nitelendirdi.
Ropörtajda bu profesör tarafından zikr edilen önemli konular şunlardır:
Birleştirici bir güç olarak İslam dünya genelinde Müslümanlar arasında ortak bir kimliğin oluşumuna sebep olur. İslam ümmetinden bahsettiğimiz zaman İslam dünyasında biz Müslüman insanlar olarak tanınmaktayız ki ortak İslami değerlere ve İlahi ideallere sahibiz. Ama aynı halde alt seviyede ise herbirimiz ulusal kimlik, kültür , mezhepsel ve kendi özel sosyalliğe sahibiz. Bu iki seviye birbiriyle çatışma halinde değildir.
Başında belirttiğim gibi İslam birleştirici bir güçtür. Ama bazı dini ve siyasi liderler bu kaynaşmış gücü görme yeteneği yoktur. Bu yüzden ulusal ve etnik kimlik büyütülerek abartılı milliyetçiliğe başvurularak bireyin, grubun veya partinin çıkarlarının sağlanması ümit edilmektedir.
Bugün İslam dünyası geniş olarak çeşitli alanlarda çok sayıda sorunla örneğin demokrasi, insan hakları, fırsat eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, aşırıcılık ve terörizm gibi konularla karşı karşıyadır. Ben bu konularda parçalanma ve bölünmenin İslam toplulukları arasında birlik olmamasında yattığını düşünmekteyim.
Bana göre İmam Humeyni (ra)’nin birlik ve dayanışma mesajı tüm dünya Müslümanları içindir. İmam Humeyni karizmatik, benzersiz bir olgu olarak diğer lidelerle karşılaştırılamazdı. O bu özelliklerininden dolayı Müslüman dünyasında onlarca yıl sonrada hatırlanacaktır.
İslam dünyasının mevcut durumu göz önüne alındığında üzüntü ile söylemek isterim ki bu gidişatla İslam dünyasının geleceği konusunda iyimser değilim. Peygamber Efendimizin hadisini okuyalım: «الناس علي دين ملوكهم İnsanlar liderlerin ve yöneticilerin davranışlarını takip etmektedir. Diğer taraftan Necm suresi 39-40 ayetinde şöyle buyrulmakta: «وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasıda yakında görülecektir.
Birkaç yıl önce Arap Baharı (İslami uyanış) gerçekleştiği zaman biz bundan çok umutlandık ama bugün biz bu büyük hareketin hedefine ulaşmada başarısız olduğu görmekteyiz.
Ama son olarak söyleyebilirim ki İslam ümmeti bir kriz içerisindedir. İslami ve İslami olmayan ülkelerde hükümet yetkililerinin insanların bilgi ve birikime sahip olmasını sevmemektedir. Be nedenle otokratlar insanları cehalet içerisinde tutmak için her ne olursa olsun yapmaktadır. ‘Bölücülük yap ve yönet’ politikaları kalıbında tefrika çıkararak ve kuvvet kullanarak insanları yönetmeye devam edebilirler. Durum böyle olduğu sürece Müslüman toplumun geleceği konusunda iyimser olabileceğimi sanmıyorum.