IQNA

10:45 - December 25, 2019
Haber kodu: 3468581
Tahran, 25 Aralık 2019 - Uzmanlar Malezya'daki İslam ülkeleri zirvesini, İslam ülkelerinin Suudi Arabistan'ın siyasi hakimiyetinden kurtularak onun yaklaşımlarının izlenmemesinde önemli bir olay olarak nitelendirdi.

IQNA’nın  Frey Maliza today aktardığına göre, bazı analistler Malezya'daki İslam ülkelerinin son zirvesini İslam dünyasının Suudi Arabistan ile ilişkilerinde önemli bir değişiklik olarak değerlendiriyor. Uzmanlar zirvenin domino taşları gibi etkilerinin Suudi Arabistan'ın petrol krallığının Müslüman dünya üzerindeki siyasi ve ideolojik hakimiyetine son verebileceğini tahmin ediyorlar.

Suudi Arabistan'ın yenilgisi

Orta Doğu'da görev yapan eski bir Malezyalı diplomat,  Kuala Lumpur zirvesinin, Müslüman liderleri Suudi politikasına açıkça bağlı kalmaya zorlayan uzun süredir devam eden bir geleneğe saldırdığını ifade etti.

Bir başka diplomat adı geçen zirvenin Suudi Arabistan'ın "Haremeyni Şerif’in hizmetkarı" ünvanı nedeniyle, Müslüman dünyanın liderliğini üstlenmesi gerektiği inancını ortadan kaldıracağına inanıyor. Suudi kralları tarafından kullanılan El Haremeyn  hizmetlisi ünvanı, milyonlarca hacının her yıl Hac ve Umre'ye seyahat ettiği Mekke ve Medine'ye hakim olmanın önemini göstermektedir.

Suudilerin muhalefeti

Frey Maliza Todey web sitesinde geçen hafta diplomatik kaynaklardan şöyle aktardı: Suudiler, Mahathir Muhammed'in üç ülke, Malezya, Pakistan ve Türkiye arasındaki istişarelerden sonra kurulan Kuala Lumpur zirvesini iptal etmeyi reddetmesinden ötürü öfkelendi.

Pakistan Başbakanı İmran Han son dakikada Malezya ziyareti iptal etti. Kaynaklar bu hareketi, yabancı yatırıma ihtiyaç duyan ülke üzerindeki yoğun siyasi baskıların bir sonucu olarak görüyor. İmran Han'ın geçen yıl göreve başlamasından bu yana Pakistan, Suudi Arabistan'dan birkaç milyar dolar mali yardım aldı.

Suudi Arabistan ile ittifaka açıkça katılan önceki hükümetin destekçileri de dahil olmak üzere Malezya'daki bazı Suudi yanlısı çevreler zirveyi başarısız bir hareket olarak nitelendirdiler.

Yeni bir koalisyon kurulması

Londra'daki Filistin Üniversitesi'nde profesör ve Suudi Arabistan eleştirmeni Azam Tamimi, "Malezya zirvesi, Müslüman liderlerin ülkelerindeki insanların görüşleri ile daha uyumlu politikalar ve pozisyonlar benimsemeye karar verdiğini gösterdi. ‘’dedi.

Al-Havar TV'nin direktörü olan Tamimi, İslam dünyasındaki kritik sorunlarla ilgili olarak sözlerine şöyle devam etti: Liderler, Suudi-BAE koalisyonuna karşı bir birlik kurmak için Kuala Lumpur'da bir araya geldi.

Bu sözler, Mansur Hadi hükümetini desteklemek için 2015 yılından beri Yemen kentlerini bombalayan dört yıllık Suudi liderliğindeki bir askeri koalisyondan geliyor.

Temimi , Katar'ın Suudi Arabistan ve müttefikleri tarafından boykot edilmesine değinerek Katar Emir’inin bu baskıya direnişinin övgüye değer olduğunu ifade etti.

Türk analist Mustafa Akyol, Kuala Lumpur zirvesinin İran'a karşı bazı politikacılar arasında yaygın olan Şii karşıtı anlayışı ortadan kaldırabildiğini  belirterek ‘’ Mezhepçilik bugün İslam dünyasının temel sorunlarından biridir. Ve bunu yönetmenin doğru yolu, bazı insanların düşündüğü gibi, İran'a karşı bir Sünni cephe oluşturmak değil, onu ortadan kaldırmaktır.’’ açıklamasını yaptı.

Türk analist, Mahathir Muhammed'in Müslümanların dünyadaki gerçek yerlerini kaybettiklerine dair görüşünü doğru kabul ederek, kendisi de dahil bazı akademisyenler ve analistlerin, İslam ülkelerinin siyasetindeki en önemli sorunların bazılarını gözden geçirmeleri çağrısında bulundu.

İran’a övgü

Malezya Zirvesi'nin sonunda Mahathir Muhammed, İran'ı eşi görülmemiş bir hareketle övgüde bulundu.  Kaynaklar, Malezya Başbakanının muhafazakarların ve Batı'da eğitim almış üst düzey askeri yetkililerin tepkisinin farkında olduğunu söylüyor.

Malezya ordusu yetkillerinden birisi şöyle söyledi: Toplantı sonunda Mahatir Muhammed’in İranlı mühendislere değinmesi birçok kişiyi şaşırttı. Mahatir Muhammed daha büyük hedefler peşindedir. Toplantının dış görünümünde İslam birliği, İslamafobi ve bu ülkelerin altınla ticaret yapması ele alınına konular arasındaydı. Mahatir, İran'daki teknolojinin ilerlediğinin farkındadır ve buda, İran'ı Batılı ve İsrailli eleştirmenlerin İran'ı nükleer hırslarla suçlarken kabul ettikleri bir şeydir.

İran, askeri ve havacılık ihtiyaçları için güçlü bir yerli sanayiye sahiptir ve çok sayıda uzman üniversite mezunu yetiştirmiştir ve ülke çapında 30 bilim ve teknoloji parkına sahiptir. Mahathir, İran'ın potansiyelinin farkındadır ve potansiyel yerel faydaları anlama konusunda diğer liderlerin bir adım önünde yer almaktadır.

Malezya ordu  yetkilisi şöyle devam etti: ABD'nin Çin ile mücadelesi için Malezya'ya stratejik olarak ihtiyacı var. Bu nedenle, Malezya'ya kıyı kontrol radarları ve gizli hava ekipmanı gibi gelişmiş askeri teçhizat sağlıyor  bakım ve kullanımı için uzmanları ücretsiz olarak eğitiyor. Ancak bu önlemlerin ekonomik olarak Malezya’ya faydası yoktur. Mahathir daha hızlı bir teknoloji transferi istiyor, ancak Malezya'nın bunu Batı'dan elde edemeyeceği açık şekilde görülmektedir ve Türkiye ve İran burada devreye giriyor.

Eski bir Türk diplomat bunu doğrulayarak Türkiye, İran ve Katar'ın kendi güçlü yönleri bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin Müslüman dünyasında büyük siyasi etkisi olduğunu Katar’ın ise, dünyanın çeşitli ülkelerine zenginliği ve büyük yatırımları ile yeni müttefikler kazanmaya hazırlandığını söyledi.

İslam dünyasında yeni bir nefes umudu

Çağdaş İslam Düşüncesi başkanı (Contemporary Islamic Thought) Zafer Bangaş’ta aynı fikirde olduğunı belirterek ‘’ İslam dünyasının dört önemli ülkesinin Malezya Zirvesi'nde kendilerine özel güçlü yanları vardır. Dört ülkenin hepsi hem ekonomik olarak (Katar ve Malezya) hemde askeri açıdan güçlüler (İran ve Türkiye). Bu, Müslümanlar arasında belki de bazı İslam ülkelerinin güçlerini birleştirerek İslam dünyasındaki en önemli sorunlardan bazılarını çözebileceği umutlarını artırdı.’’ açıklamasını yaptı.

Malezya zirvesinden birkaç gün geçmiş iken, Suudilerin tepkisi hakkında konuşmak için henüz çok erken. Halihazırda Suudi Arabistan'ın yanlış politikalarını takip etmek istemeyen ülkelerin bulunması umut vericidir.

3866119

İsim:
Email:
* Yorumunuz: